Almanya’da Koruma Altına Alınan Çocuklar ve Jugendamt

Selim VATANDAŞ
22 Aralık 2013
A- A A+

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin aile hayatını güvence altına alan sekizinci maddesi, çocuğun kendi kültür ve inancında yetişmesini anne ve babaya hem bir hak hem de bir ödev olarak tanımaktadır. Aile, sosyal yaşamın temel dokusunu oluşturan bireyin davranışlarının oluşum sürecinde kilit rol oynamakta, kişinin kimliğini, öz-fikirlerini ve kültürünü inşa etmektedir.(1) Toplumun en temel kurumu, grubu olarak aile yüz yüze ilişkilerin esaslarını oluşturmakta ve kader birlikteliği edilen biyo-psiko-sosyla bir birim, bir bünye olarak fertlerin şahsiyetini şekillendirmektedir. (2)


Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 27. maddesinde belirtildiği üzere çocuğun gelişmesi için gerekli yaşam koşullarının sorumluluğu öncelikle çocuğun anne ve babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşmektedir. Devlet ise, ana-baba veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bakım hakkının uygulanması hususunda yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gerekirse destek programları uygular.


Alman düşünür Goethe’nin de belirttiği üzere “İnsan kendini yalnızca insanda tanır”. Bu misalle dünyaya yeni gelen her birey, insanı önce ailede tanır, içine doğduğu ailenin yaşamı ile kültürlenir ve gelişim sürecini yine aidiyet idraki ile ailede okur. Bu çerçevede bu metin bireyin sağlıklı bir geleceğe hazırlanabilmesi için yetişeceği en uygun ortamın “aile” zemini olduğunu varsaymaktadır. Fakat ailenin çocuğa bakamadığı durumlarda sosyal devlet yapısı çerçevesinde çocuk veya genç, devlet tarafından koruma altına alınabilmektedir. Koruma altına alma yine devlet bünyesindeki çeşitli daire ya da kurumlar tarafından gerçekleştirilmekte, çocuk ya da gencin yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için uygun zemin hazırlanmaktadır.


Bu analizde Almanya’da Türkiye’deki Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bir benzeri olan Alman Gençlik Dairesi’nin (Jugendamt), selameti/refahı tehlike altında olan çocuk ve gençler için ortaya koyduğu uygulamalar ve bu uygulamalardaki problemler ele alınacaktır. Analizin ilk bölümünde Alman Gençlik Dairesi tarihsel ve yapısal olarak incelenecek; sonrasında yaşanan vakalar çerçevesinde belli problemlere değinilecektir. Analizin son bölümünde ise bu problemlerin aşılabilmesi için Almanya ve Türkiye açısından bazı öneriler getirilmeye çalışılacaktır..


Alman Gençlik Dairesi (Jugendamt)


Almanya’da çocuk ve gençlerin yetiştirilmesi, bakımı ve eğitimi gibi hususlarda ailelere destek veren Alman Gençlik daireleri; çocuk bakımı organizasyonlarından eğitim danışmanlığına, gençlere yönelik hizmetlerin desteklenmesinden çocukların selametinin (kindeswohl) korunmasına kadar geniş bir çerçevede çalışmalarını yürütmektedir. Almanya içinde tüm ilçelerde (Kreis/Landkreis); belediye ve kaymakamlıklarda hizmet veren gençlik daireleri Gençlik Yardım Kurulu ve Gençlik Dairesi İdaresi olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Gençlik Yardım Kurulu gençlerin ve ailelerin sorunlarına karşılık vermek, hizmetleri geliştirmek ve desteklemek için planlamalar yaparken, Jugendamt idaresi Gençlik yardım kuruluşlarının aldığı bu kararları uygulamakla yükümlüdür. İdarede sosyal eğitimciler, sosyal hizmet uzmanları ve idare memurları görev yapmaktadır. (3) Almanya genelinde yaklaşık 600 gençlik dairesi bulunmaktadır. Dairelerin asli görevi çocuk, genç ve ailelere destek olmak için çalışmalar yürütmektir. Fakat Jugendamt, çocuk ya da gencin selametinin tehlikeye düştüğü durumlarda çocuk ya da genci koruma altına alabilmekte, bünyesindeki yetiştirme yurtlarında yerleştirebilmekte ya da koruyucu ailelere verebilmektedir. Yetiştirme yurtlarında genellikle ailelerinden alınan gençler barınırken, daha küçük çocuklar için ise koruyucu aile formülü uygulanmaktadır.


Tarihsel süreç içinde bakıldığında Alman Gençlik Dairesi (Jugendamt) ilk olarak 1900’lü yılların başında hüviyet kazanmaya başlamış ve İkinci Dünya Savaşı sonrası (1947-1953) İçişleri Bakanlığı’nda polis teşkilatının bir birimi olarak faaliyet göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrasında savaşın getirdiği ağır yıkımda açlıktan ve bakımsızlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya kalan birçok çocuğu koruma altına almıştır. 1953’den sonra Jugendamt İçişleri Bakanlığı’ndan alınarak ilçe belediyelerine bağlanmıştır. 1961 yılında ise Jugendamt’ın yetki alanını belirleyen gençlik yasası ile (ki bu yasa 1922 imparatorluk gençlik yasasına dayanır) kurumun yetkileri güçlendirilmiştir. 1970’lere kadar daha çok kontrol ve müdahale kurumu olarak çalışan Jugendamt, 1970’lerden sonra çocuk, genç ve ailelere sosyal, pedagojik ve psikolojik yardım sağlamak üzerine odaklanmıştır. 1990’ların sonunda ise Almanya Federal Meclisi’nin düzenlediği 8. Sosyal Kanun Kitabı’nda bulunan (Sozialgesetzbuch) Çocuk ve Gençlik Yardım Yasası ile bugünkü esas yetkilerini almıştır. (4)


Yasal Dayanakları ile Alman Gençlik Dairesi


Alman Gençlik Dairesi, anayasal dayanağını Almanya Temel Yasası’nın (5) (Almanya Anayasası) altıncı maddesinden almaktadır. Bu maddenin birinci bendine göre “evlilik ve aile, devlet düzeninin özel koruması altındadır.” İkinci bentte ise çocukların bakım ve eğitiminin ana ve babanın doğal hakkı en önde gelen yükümlülüğü olduğu belirtilmektedir. Alman Temel Yasası’nın altıncı maddesinin üçüncü bendi de velilerin iradesine aykırı olarak çocukları ailelerinden ayırmanın ancak bir yasaya dayanarak, “velilerin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri veya başka bir nedenle çocuklar bakımsız kaldığında mümkün” olduğu belirtilmiştir. (6)


Bununla birlikte Jugendamt faaliyetlerini Çocuk ve Genç İnsanlara Yardım Kanunu çerçevesinde yürütmektedir. 24 bölümden oluşan bu kanun VIII. Sosyal Kanun Kitabı (Sozialgesetzbuch VIII) hükümlerine göre hareket etmektedir. Bu kitaba göre belediyeler kendi sorumluluklarına giren her il ve ilçede bir gençlik dairesi kurmakla yükümlüdürler. Daha küçük birimlerle ilgili sorumluluk ise kaymakamlara verilmektedir. (7)


Alman Gençlik Daireleri’nin yetki alanını genişleten esas problemli süreç 2005 yılında devletin denetim yetkisine dayanarak VIII. Sosyal Kanun Kitabı’na eklenen 8-A maddesi ile başlamıştır. Daire yetkililerinin çocukları koruma altına alırken başvurduğu dayanaklarından biri olan bu madde ile Jugendamt’ın yetkisi artırılmıştır. Bahse konu madde Daireye, herhangi bir ihbarda aile ve çocukla ilgili bizzat durum değerlendirmesi yapma ve çocuğun selametini tehlikeye düşürebilecek bir hususun tespiti halinde çocuğa direkt olarak el koyabilme hakkı tanımaktadır. (8) Alman yasaları, Alman Gençlik Daireleri’nin çocuğun ve/veya gencin hayati tehlikede olduğunu düşündüğü durumlarda konuyu mahkemeye intikal ettirmeksizin, çocuğun gençlik dairesi himayesine alınmasını “acil durumlarda” uygulanabilecek bir “geçici tedbir” olarak görmektedir. (9) Bu bağlamda VIII. Sosyal Kanun Kitabı’nın 42. maddesi gereğince Jugendamt acil müdahale gerektiren durumlarda gerekirse polis gücü ile de çocukları ailelerinden alabilmekte, çocuğu Jugendamt yurtlarına yerleştirebilmekte ya da bir bakıcı aileye verebilmektedir.


Bununla birlikte şu hususu da dikkate almak gerekmektedir. Jugendamt’ın resen çocuğu polis zoruyla ailesinden alması çocuğun velayetini etkilememektedir. (10) Çocuğun aileden alındığı süreçte nerede kalacağına dair Jugendamt karar verse bile çocuklarla ilgili diğer bütün haklar Aile Mahkemesi’nin hükmü çerçevesinde varsayılan haklar olarak ailede bulunmaktadır.


Jugendamt, çocuğun “hayati bir tehlike altında olduğu” gerekçesi ile olayı mahkemeye intikal ettirmeksizin koruma tedbirlerini uygulasa bile, aileler Aile Mahkemeleri’ne başvurabilmektedir. Bu aşamada aile aleyhine bir karar tesis edilse bile dava temyiz için kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde Eyalet Yüksek Mahkemeleri’ne taşınabilmektedir. (11) Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara belirli şartlar altında (özellikle henüz mahkemeler tarafından çözülmemiş önemli hukuki sorunların var olması durumunda) Federal Yargıtay (Bundesgerichtshof) nezdinde itiraz edilebilmektedir. Ayrıca Almanya Temel Yasası’nın, Temel Yasa’nın altıncı maddesi çerçevesinde belirtilmiş olan temel hak ve özgürlüklerin ihlalinin söz konusu olduğu iddiasıyla taraflar bireysel başvuru hakkını kullanarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmektedirler. Anayasa Mahkemesi’nde alınacak son kararla Almanya’da iç hukuk sürecinin tüketilmekte ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. maddesi çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurulabilmektedir. (12)


Veriler ve Değerlendirmeler Çerçevesinde Alman Gençlik Daireleri


Almanya’da özellikle göçmen aileleri mağdur eden uygulamaları nedeni ile Jugendamt’ın işleyişi giderek yükselen bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Esasında ülkedeki tüm Gençlik Daireleri çocuk ve gençlerin koruma altına alınması hususunda aynı reflekslerle hareket etmemektedir. Gençlik Daireleri’nden bazıları öncelikle ailenin selametini (familienwohl) göz önünde bulundurmakta ve çocuğun koruma altına alınması önlemini en son aşama olarak değerlendirmektedir.


Jugendamt’ın Almanya’daki işlerliği üzerine çalışan ve bu husustaki davalara da bakan Almanya Barosu’na kayıtlı avukatlardan Mesut Gülveren; Jugendamt’ların aslında ilk başlarda bir kontrol mekanizması olarak ortaya çıktığını belirtmektedir. Fakat nedense son yıllarda koruyucu önlemlere başvurma hususunda Jugendamt’ın çok daha rahat davranmaya başladığını eklemektedir. “Örneğin yaralanmalarda hastaneye getirilen çocuklar, doktorun şiddete maruz kaldığı şüphesi ve şikâyeti ile Jugendamt tarafından koruma altına alınabilmektedir. Aile olağan yaşamından kopup çocuğunu geri alabilmek için Aile Mahkemesi ile başlayan uzun bir süreç içinde kendi bulabilmektedir. Almanya’da koruma altına alınan göçmen çocuklardan 1/3 Türktür. Eklenmesi gereken bir nokta da, Gençlik Daireleri’nin belediye ve kaymakamlıklara bağlı yarı-özel kuruluşlar olmasıdır. Bu husus dairelere iktisadi bir kuruluş olarak da bakılabileceğini göstermektedir. Dairelerde çalışan uzmanlar ve sosyal pedagoglar koruma altına aldıkları çocuklar üzerinden kendi işlerini garanti altına almaktadırlar.” (13)


Almanya barosunda görevli ve Jugendamt’lara daha olumlu bir perspektiften bakan avukat Aynur Karadeniz ise Jugendamt’ların çocukları ailelerinden ayırırmışcasına hareket eden bir kurum olarak lanse edilmeye çalıştığını belirtmektedir. Jugendamt’ın esasında aileler için var olduğunu ve bu çerçevede hareket ettiğini ekleyen Karadeniz’e göre; medyada var olan bazı negatif haberler Gençlik Daireleri için önyargı oluşturan genellemelere neden olmaktadır. Ayrıca Karadeniz, bir çocuğun Jugendamt tarafından koruma altına alınarak başka bir aileye verilmesinin ya da yurda yerleştirilmesinin maliyetinin yıllık yaklaşık 12.000 avroya mal olduğunu, dolayısıyla Jugendamt’ların çocukları direkt koruma altına almasının hükümete de mali külfet getirdiğini belirtmektedir. (14) Fakat Almanya’da koruma altına alınan çocuk sayısının giderek yükselmesi, dairelerle ilgili bir denetim mekanizmasının geliştiril(e)memesi yarı özel olan bu kuruluşların Federal Almanya bütçesini suistimal edebileceklerine dair şüpheleri de beraberinde getirmektedir.

 



Kaynak: Das Statistik Portal (15)


Jugendamt konusunda uzman olan Dr. Karin Jackel Almanya’da yılda ortalama 83 bin çocuğa müdahale edildiğini, 2011 yılında ise yaklaşık 38 bin çocuğun ailesinden uzaklaştırılarak yurtlara ya da bakıcı ailelere yerleştirildiğini belirtmektedir. Ayrıca Jackel 2007 yılında resmi rakamlara göre günlük ortalama 77 çocuğun ailesinden alındığını, el konulan her beş çocuktan birisi için hiçbir şekilde mahkeme sürecinin yaşanmadığını söylemektedir. (16) Alman Federal İstatistik Dairesi 2012 yılı verilerine göre ise Jugendamt’ın elinde bulunan 40.200 çocuk ve gencin 11.000’inin göçmen kökenli olduğunu belirtilmektedir. Bu rakam içindeki Türk kökenli çocuk ve genç sayısının yaklaşık 5000 olduğu düşünülmektedir. İlgili sayının net olmayışının ardında iki neden bulunmaktadır. İlk neden Almanya’da göçmenler için çifte vatandaşlığın verilmemesi dolaysıyla sadece Alman vatandaşlığı olan ve Jugendamt’a alınan göçmen kökenli çocukların “Alman” olarak kaydedilmesidir. İkinci neden ise Jugendamt’ın elindeki nüfus komposizyonuna dair net bilgileri kamuoyu ile paylaşmamasıdır. Dolayısıyla genel oran içindeki göçmen çocuk sayısının bilinenden daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Jugendamt’ın koruma altına aldığı çocuk sayısının 2007 yılına göre %43 artış göstermesi Jugendamt ve Almanya’daki bakıma muhtaç çocuk ve gençler açısından endişe verici ayrı bir noktadır.

Kaynak: Almanya Federal İstatistik Dairesi (17)



Kaynak: Statistiches Bundesamt (18)


Almanya’da Jugendamt'ların bazı çocukları eşcinsel ailelere verdiğine dair iddialar da bulunmaktadır. Fakat bu iddiaları kanıtlayan net bir bulguya rastlanmamaktadır. Aslında Alman yasalarına göre Almanya'da 16 eyaletten 14'ünde eşcinsellerin tüp bebek yöntemiyle dahi çocuk sahibi olmasına izin verilmemektedir. (19) Fakat Almanya’da eşcinsel ailelerin evlat edinmesine yönelik şu husus aileler açısından endişe uyandırmaktadır: Almanya Anayasa Mahkemesi, eşcinsel çiftlerin çocuk edinme imkânlarını kısıtlayan yasayı anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi hakimlerinin verdiği karar ile "eşcinsel bir davacının önceden evlat edinmiş olduğu çocuğun, daha sonra birlikte yaşamaya başladığı partneri tarafından da evlat edinebilmesi"ne geçit vermekte, gereken değişikliği yapmak için federal hükümete 30 Haziran 2014'e kadar süre tanımaktadır. Koruma altına alınan çocukların eşcinsel ailelere evlatlık verilmesi hususunda Alman Yeşiller Partisi ve koalisyon ortaklarından Sosyal Demokrat Parti kararı olumlu karşılamıştır. Merkel'in başında bulunduğu Hıristiyan Demokrat Parti ise (CDU) eşcinsel ailelerin evlat edinmesine karşı çıkmaktadır. Alman Federal Meclisi’nde eşcinsel ailelerin evlat edinebilmesine ilişkin kararın önümüzdeki aylarda meclis gündemine getirilmesi beklenmektedir. (20)

Jugendamt’ın amacını aşan uygulamaları ile ortaya çıkan tablo Avrupa Parlamentosu ve AİHM’yi de rahatsız etmektedir. Avrupa Parlamentosu, konuyla ilgili 2008 yılında yayımladığı bir raporda Avrupa'daki Gençlik Daireleri’nin uygulamalarından gelen şikâyetlerden endişe ettiğini, özellikle Alman Gençlik Daireleri’nin uygulamalarına maruz kalan ve bunu şikâyet eden aile sayısının çok fazla olduğunu belirtmektedir. Örneğin Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda ve İsveç Gençlik Daireleri’nin yer yer fahiş uygulamalarına karşı Avrupa'daki çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından 11.206 imza toplanmış ve uygulamaların aile hukukuna zarar verdiğinin altı çizilmiştir. Avrupa Parlamentosu ilgili raporunda çocuk ve ailenin refahına gelen zarara ilişkin Avrupa Birliği'nin de sorumlu olduğunu belirtmektedir. (21) Ayrıca Almanya, AİHM tarafından iki kez tazminata mâhkum edilmiştir. AİHM tesis ettiği kararlarda çocuğun velayetinin anne babadan alınmasının zorlaştırılmasını ve aile bütünlüğünün korunmasına hassasiyet gösterilmesini istemiş, ayrıca sadece çocuğun beyanına bakılmamasını, bu kapsamda çocuk koruma altına alınırken geniş çaplı bir araştırma yapılmasını talep etmiştir. (22)

Daha önce de bahsedildiği üzere Gençlik Daireleri’nin aile, çocuk ve genç refahı için önemi göz ardı edilemez. Fakat Almanya'da göçmen toplumların, özellikle Türklerin korkulu rüyası haline dönüşen bu dairelere ilişkin medyada bir çok haberin bulunduğu da aşikardır. Örneğin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu'nun 2013 yılında hazırladığı raporda metnedilen; Gençlik Dairesi yetkililerinin bir anneannenin torunları ile görüşme günlerinde zorla bir şeyler ikram etmeye çalışmasını ve ısrarla kucaklamak istemesi gibi tutum ve davranışları, kendi sosyal kültür ve değerlerine uygun görmediği davranışlar olarak değerlendirdiği, bundan dolayı "çocukların selameti" gerekçesine dayanarak çocukları anneannenin vesayeti altına vermediği anlaşılmıştır. (23) Bununla birlikte, Gençlik Dairelerinin "evi rutubetli ve bakımsız olduğu gerekçesi" ile 3 çocuğu koruma altına alınan Göroz Ailesi, (24) dersleri düzelir diye okul yönetiminden destek bekleyen ve Gençlik Dairesi tarafından koruma altına alınan ikiz çocukları kaybolan Erdal Ailesi (25) örnek vakalardan sadece birkaçıdır. Ayrıca ailelerden koruma altına alınan çocukları için talep edilen ücretlerin ödenemediği durumlarda icralık olması, (26) Jugendamt yurtlarının olumsuz koşulları ve yurtlardaki ölümler, (27) sadece Hamburg eyaletinde 50'ye yakın koruyucu ailede uyuşturucu sorununun tespit edilmesi (28) gibi daha birçok örnek ortada bir problem olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

II. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Almanya savaş sonrasında ailelerinin imkânsızlıklar nedeni ile bakamadığı, açlıktan ölmek üzere olan birçok çocuğu koruma altına alarak iyi niyetli bir süreç başlatmıştır. Fakat günümüzde kamu yararına çalışan yarı-özel Alman Gençlik Daireleri’nin baktığı çocuk sayısına göre devletten ücret alması, bazı koruyucu ailelerin çocuk bakımı gibi mühim bir hususu ekonomik çıkarı doğrultusunda ticarileştirmesi, iyi niyetli oluşturulan bu yapının işlerliğine zarar vermektedir. Keza sorunun önemli bir parçasının da çocuk bakımına ideolojik yaklaşan bazı koruyucu Alman ailelerin göçmen çocukları salt Alman kültürü içinde yetiştirme çabası olduğu da eklenmelidir.

İdare ve siyasetin birbiri içinde geçişken ilişkisi hassas bir denge üzerindedir. Bu hassas dengede, konuya Türkiye açısından baktığımızda bir devletin başka bir devlet içinde bulunan göçmen halkları üzerindeki hassasiyeti ve bu hassasiyeti dile getirmedeki üslubu; ortadaki idari bir problemin siyasallaşma tehlikesi ve dahası problemin iç politikada araçsallaştırılması hasebiyle son derece önemlidir. Böyle bir tehlike karşısında bürokrasi ve diplomasinin ince dili, sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiler her iki ülkenin hassasiyeti konusunda mutedil bir bağ sağlayabilir. Keza sorunun siyasal zeminden ziyade hukuki ve “sivil” bir zeminde işlemesi tarafların radikalleşme ihtimalini düşürecektir. Ayrıca Türkiye sorunu siyasal zemine çekmeme hususunda dikkatli davranmalı yine Türkiye’deki sivil girişimlerle Almanya’daki sivil girişimleri desteklemeli ve organize etmelidir.

Türkiye’de “Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı”nın, Almanya’da “Umut Yıldızı Derneği”nin ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin yürüttüğü çalışmalar bu hususta sivil toplum kuruluşları ve kurumlar zemininde yürütülen faaliyetler olarak umut vaad etmektedir. Örneğin; Umut Yıldızı Derneği tarafından yürütülen “Ailenizde bana da yer var mı?” adlı Almanya’daki Türk Koruyucu aile sayısını artırmayı hedefleyen projesi ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin yürüttüğü “Sorun Algısından Şans Algısına: Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri” gibi Alman kamuoyunda hassasiyet oluşturabilecek bazı projeler çözüme ilişkin önemli ve temel adımlar olarak değerlendirilmektedir. Fakat bu projelerin yetersiz kaldığı, Almanya’daki Türk koruyucu aile sayısının son derece yetersiz olduğu ve Almanya’da faaliyet gösteren birçok Türk sivil toplum kuruluşunun bu hususta birlik olamadığı eklenmelidir.

Sonuç Yerine

Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki Gençlik Daireleri’nin ebeveynlerin ellerinden çocuklarını haksız yere aldığı ve göçmen ailelerin çocuklarını kendi kültüründen uzak, başka bir kültürde yetiştirdiği iddiaları bulunmaktadır. Avrupa’daki ve bu analizin odaklandığı Almanya’daki göçmen aileler tarafından dile getirilen mağduriyetler gençlik dairelerinin işleyişi hakkında birçok soru işareti ortaya koymaktadır.

Jugendamt göçmen ailelerin kültürleri hususunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bu hususta öncelikle Eyalet Gençlik Daireleri Federal Birliği’nin (Bundesarbeitsgemeinschaft Landesjugendämter) ve belediyelere bağlı diğer Gençlik Daireleri’nin çalışmalar yapması, çocuk yetiştirmenin kültürel farklılıklarını göz önünde bulundurması gerekir. Keza Jugendamt göçmen ailelerde oluşan önyargıdan dolayı da sorumludur.

Bir çocuğun en temel hakkı kendi öz ailesinin yanında, sağlıklı bir ortamda büyümektir. Bu çerçevede metnin giriş kısmında belirtilen husus tekrar vurgulamak gerekirse: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi gereğince anne ve baba çocuğun kendi kültür ve inancında yetişmesini sağlama hakkına sahip ve bu ödevle yükümlüdür. Devletler de toplumun temelini oluşturan ailenin selameti (familienwohl) açısından taraf oldukları bu sözleşmeye riayet etmelidir. Alman Gençlik Dairesi’nin, fahiş bir durum olmadığında, bir çocuğu ailesinden koparması bir insan hakları ihlalidir. İnsan haklarına dayalı devlet biçimini Kopenhag Kriterleri içinde şiar edinen Avrupa Birliği’nin önde gelen devletlerinden biri olan Almanya, asli olarak Jugendamt uygulamalarını denetleyen federal düzeyde etkili ve denetleyici bir kurum oluşturmalıdır.

Almanya Medeni Kanunu’nun 1666 ve 1666(a) maddesinde anne ve babanın, velayet hakkından doğan hak ve sorumluluklarını kullan(a)madığı takdirde ‘çocuğun selameti’nin (kindeswohl) tehlike altına girmesi durumunda, çocuğun velayetini Jugendamt’a verebileceği belirtilmektedir. (29) Bu kanun hükmünde “çocuğun iyiliği”nin ne olduğuna dair herhangi bir tanımlama belirtilmemektedir. Aile mahkemeleri ve karar temyize giderse Yüksek Eyalet Mahkemeleri dışında Alman Gençlik Daireleri’ni denetleyici herhangi bir mekanizma bulunmamaktadır. 

Bazı Jugendamt görevlileri yasal olarak uyması gereken Çocuk ve Gençlik Yardım Yasası’ndaki aile refahının çocuk ve genç için önemini vurgulayan 28., 30. ve 31. madde üzerinden değil; çocuk ve gençlerin “kendilerini bağımsız bir yaşa hazırlayacak uzun vadeli bir kalma şekli”nin belirtildiği 34. madde üzerinden hareket etmektedir. Alman Gençlik Daireleri’nin bu ters tutumu ile ilgili Almanya Aile Bakanlığı’nın (Bundesministerium für Familie, Senioren Frauen and Jugend) ve Devlet Gençlik Daireleri Federal Birliği’nin (Bundearbeitsgemeinschaft Landesjugendämter) yasaların işletilmesine ilişkin hassasiyet göstermesi beklenmektedir.

Anne ve babanın çocuğu üzerindeki hak ve ödevlerini sınırlayan ve engelleyen uygulamalar toplumun yapı taşı olan ailenin selameti açısından problemler oluşturabilmektedir. Her çocuğun, bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişmesinin sağlayacak yeterli bir yaşam düzeyine sahip olma hakkı bulunmaktadır. Ailenin toplumun temel yapılarından biri olduğu ve devletin de sosyal hayatı düzenleyen ve oluşturan bu yapıya karşı sorumlu olduğu aşikardır.

Bu bağlamda kişinin bireyselleşme sürecinin zemini hazırlanırken aile içinde bireyin gelişimine zarar verecek hususların devlet tarafından hassasiyetle karşılanması ve aşırıya varan durumlarda müdahale edilmesi anlaşılabilir bir durumdur. Alman Gençlik Dairesi’nin bu durumda Alman Temel Yasası ve VIII. Sosyal Kanun Kitabı’ndan aldığı birey ve aile üzerindeki yetkileri modern ve sosyal devletlerde karşılaşılan bir olgudur. Fakat uygulamaların aşırılıklar içermesi, meydana gelen iktisadi çıkarlar, ailelerin mağdur edilmesi, hukuk devleti anlayışının gördüğü zarar kabul edilemez boyutlardadır. Ortaya çıkan olumsuz algıdan Alman Gençlik Dairesi olduğu kadar Alman devleti de sorumludur ve kurumların denetlenmesi için ek bir yasal çerçeve gereklidir.



Dipnotlar:


1)Adrian Wilson, Family, (London: Routledge-Taylor&Francais Group, 2001), 10
2)Nihat Nirun, Sistematik Sosyoloji Yönünden Aile ve Kültür , (Ankara: Ankara Kültür Merkezi Yayını, 1994) s.105
3)Bundesarbeitsgemeinschaft Landesjugendämter, “Jugendamt’ların sunduğu hizmetler”, Şubat 2011
4)Stadt Witten Veröffentlichung, “Geschichte des Jugendamtes in Deutschland: von der Gründung bis heute”, (Son Erişim: 20 Aralık 2013) http://www.witten.de/fileadmin/user_upload/Dokumente/sta51/Dokumente
/Das_Jugendamt.Dokumente/08_JA_Basispressemappe_Geschichte_Jugendamt.pdf
5)Almanya Anayasası’nı Türkçe karşılık olarak Alman Temel Yasası olarak almaktayız. Almancada Temel Yasayı belirten kelime “Grundgesetz”tir ve Alman Anayasası bu kelime ile karşılanmaktadır. Anayasa kelimesi için ise “Verfassung” kullanılmakta, (das grundgesetz ist die verfassung der deutschen) temel kanunun Almanların anayasası olduğu belirtilmektedir.
6)Deutscher Bundestag, Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası, Alman Federal Meclisi, Berlin 2010, s.15 (Son Erişim: 20 Aralık 2013)   https://www.btg-bestellservice.de/pdf/80207000.pdf
7)TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, “Almanya, Hollanda ve Beçika Gençlik Dairelerinin Türkiye Kökenli Çocuklara Yönelik Uygulamalarına Yönelik İnceleme Raporu, Ankara 2013, s.7
8)Age, s.7
9)Almanya VIII nolu Sosyal Kanun Kitabı, Madde 42
http://www.sozialgesetzbuch-sgb.de/sgbviii/42.html
10) Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği, “Aile sevgisi ve sıcaklığına ihtiyacı olan bu çocuklara sahip çıkalım”,  Hukuk Bülteni, Sayı: 5, 03/2013
11)İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Raporu, s.7
12)Yasama uzmanı Fazlı Pehlivan ile görüşme
13)TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu, Almanya'da Jugendamt (Gençlik Dairesi) Kuruluşu, tanımı, işlevi ve uygulamada göçmen çocuklarla ilgili olarak ortaya çıkan sorunlar, (Son Erişim: 20 Aralık 2013) http://bit.ly/1fy62Py
14)TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu, Almanya Gençlik Dairesi'nin organizasyonu ve yasal düzenlemeleri; görevleri, sunduğu hizmetler,  (Son Erişim: 20 Aralık 2013)  http://bit.ly/19sOJhL
15)Das statistik Portal, Anzahl der Inobhutnahmen Minderjähriger durch Jugendämter in Deutschland von 1995 bis 2012, (Son Erişim: 20 Aralık 2013) 
http://de.statista.com/statistik/daten/studie/12982/umfrage/inobhutnahmen-minderjaehriger-durch-jugendaemter/
16)İsmail Çevik Röportajı: Bilinmeyen Yönleri ile Jugendamt, “Eurozaman,” Son Erişim: 20.Aralık.2013, (Son Erişim: 20 Aralık 2013)
http://www.karin-jaeckel.de/aktuelles/ZAMAN_seriejugendamt.pdf
17)“Das Statistik Portal,” Son Erişim: 20.Aralık.2013, Anläesse der Inobhutnahmen Minderjähriger durch Jugendämter in Deutschland  in jahr 2012, (Son Erişim: 20 Aralık 2013)
http://de.statista.com/statistik/daten/studie/160973/umfrage/anlaesse-fuer-inobhutnahme-minderjaehriger/
18)“Statistisches Bundesamt,” Son Erişim: 20.Aralık.2013, Statistiken der Kinder-und Jugendhilfe-Ausgaben und Einnahmen; Zusammenstellung und Berechnung ArbeitstelleKinder-und Jugendhilfeistatistik, s.32-37  (Son Erişim: 20 Aralık 2013) https://www.destatis.de/DE/Publikationen/Thematisch/Soziales/KinderJugendhilfe
/AusgabenEinnahmenJugendhilfe5225501117004.pdf?__blob=publicationFile
19)Umut Yıldızı Derneği’nden bir yetkili ile görüşme
20)“Eurozaman, "Hollanda’dan sonra Almanya’daki Türk çocukları da eşcinsel çiftlere verilecek mi", (Son Erişim: 19.02.2013) http://zaman-online.de/hollandadan-sonra-almanyadaki-turk-cocuklari-da-escinsel-cifltere-verilecek-mi-16574
21)European Parliament, Working Document, Committe on Petitions, 22.12.2008
22)İlgili Mahkeme Kararı için bknz: Case of B.B.and F.B. v. GERMANY, Applications nos. 18734/09 and 9424/11 (Son Erişim: 20 Aralık 2013)  http://hudoc.echr.coe.int/sites/eng/pages/search.aspx?i=001-117135#{"itemid":["001-117135"]}
23)TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Raporu, s. 13
24)Ziver Ermiş, “Üç cocuğu elinden alınan Göröz Ailesi için Alman ve Türk Yetkililer Devrede”, Cihan Haber Ajansı (Son Erişim: 20 Aralık 2013)  http://cihan.com.tr/news/
953251-Uc-cocugu-elinden-alinan-Goroz-Ailesi-icin-Alman-ve-Turk-yetkililer-devrede-CHOTUzMjUxLzQ=
25)İkizlerden haber yok, Sabah Avrupa, (Son Erişim: 20 Aralık 2013) 
http://www.sabah.de/ikizlerden-haber-yok.html
26)"Jugendamt'tan Türk aileye icralık şok”, Eurozaman, (Son Erişim: 20 Aralık 2013)
http://euro.zaman.com.tr/euro/newsDetail_getNewsById.action?newsId=57954
27)"Jugendamt yurtlarına polis baskını", Eurozaman, (Son Erişim: 20 Aralık 2013)
http://www.zaman.com.tr/dunya_almanyada-genclik-dairesi-yurtlarina-polis-baskini_2107793.html
28)"50 ailede daha uyuşturucu tespit edildi", Eurozaman, (Son Erişim: 20 Aralık 2013)
http://euro.zaman.com.tr/euro/newsDetail_getNewsById.action?newsId=57882
29)Almanya Medeni Kanunu (Burgerliches Geetsbuch), 4. Kitap 2. Bölüm 5. Başlık –Çocuk Velayeti md.1666 – md.1666a (Son Erişim: 20 Aralık 2013) http://dejure.org/gesetze/BGB/1666.html

 

* Konu ile ilgili araştırmalarımda mülakatları ve değerli katkıları için Fazlı Pehlivan, Gülistan Oğuz ve İsmail Çevik’e saygılarımı sunarım.

Back to Top