AB’de Şirket Birleşmelerine Yönelik Düzenlemeler ve Türkiye’de Uygulanabilirliği

Berk Tulga YEŞİLADA
23 Ağustos 2010
A- A A+

1.Avrupa Birliği’nde Şirket Birleşmelerinin Kapsamı

Şirket birleşmeleri; bir şirketin başka bir şirketi tek başına ya da başka bir şirketle birleşerek bünyesine katması, bazı şirketlerin biraraya gelip bir şirketin yönetim insiyatifini üstlenmesi veya en az iki şirketin ticari faaliyetlere yönelik olarak biraraya gelmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.(1)

 

Bu tarzda gerçekleşen birleşmeler şirketler arasında imzalanan ticari anlaşmalara göre uluslararası pazarda daha verimli ve bozulmayan ilişkilerin gerçekleştirilmesini sağlayabilmektedir. AR-GE yatırımlarının geliştirilmesi veya üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik teşebbüsler şirket birleşmelerinin olumlu sonuçları olarak nitelendirilmektedir. Bu tarzda yaşanan birleşmeler sonucunda firmalar piyasada rekabet güçlerini koruyabilmektedir.(2)

 

Bununla birlikte zaman zaman şirket birleşmelerinin gerçekleştiği sektörde mal veya hizmetlerin fiyatları artırılarak tekel piyasa gücü oluşturulabilmektedir. Bu durum haksız rekabet ortamına neden  olmaktadır.(3) Dolayısıyla AB’de ekonomik güç sağlamaya yönelik kartel teşebbüslerine müsaade edilmemiş, işletmelerin topluluk içinde veya üçüncü ülkelere yönelik ticari faaliyetlerinde diğer şirketlerle ekonomik işbirliği gerçekleştirmelerine ise rekabet kuralları dahilinde izin verilmiştir.(4)

 

1.1. Topluluk İçinde Şirket Birleşme Türleri

Topluluk içinde aynı sektörde gerçekleştirilen birleşmeler yatay birleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Yatay birleşmeler başlıca üç noktada rekabeti sınırlama sonucunu doğurmaktadır. Birincisi, birleşme sonucu firmalar tek taraflı fiyat artışları ve arz kısıtlamaları sayesinde pazarda önemli miktarda güç elde edecektir (tek firma hakimiyeti).  İkincisi, birleşen şirketler arasında rekabet ortadan kalkacak ve birleşen tarafların büyüklüklerine bağlı olarak pazar koşullarında önemli etkiler meydana getirecektir (tek taraflı etkiler).  Üçüncüsü ise ilgili pazarda birleşmelerin çoğalması neticesinde birleşme dışında kalan şirketler arasında ticarette, fiyat ve arz kararlarında koordinasyon azalacaktır.(5)

 

Dikey birleşmeler, ilgili mal piyasasında ekonomik sürecin birbirini izleyen aşamalarında faaliyet gösteren ve birbiriyle rakip konumda bulunmayan teşebbüsler arasındaki kurumsal birliktelikler olarak tanımlanmaktadır. Bir işletmenin üretimini gerçekleştirdiği ürünün dağıtım faaliyetini yerine getiren firmayla birleşmesi bu tür birleşmelere örnek olarak verilebilir.(6)

 

Aykırı birleşmeler ise birbiriyle herhangi bir şekilde rakip olmayan ve tamamen farklı mal veya hizmet piyasalarında faaliyet gösteren teşebbüsler arasında gerçekleşen işlem türüdür. Buna otomobil üreten bir firmanın çimento üreten bir firmayı devralması örnek olarak gösterilebilir.(7)

 

1.2. Topluluk İçinde Birleşmelerin Rekabet Açısından Uygunluğunun Denetlenmesi

Şirket birleşmelerinin her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığı daha önce de vurgulanmıştır. Bazı birleşmeler rekabet ortamını bozmakta veya ekonomik olarak güçlü olan şirketlerin birleşerek daha güçlü hale gelmesine sebep olmaktadır.(8)

 

Şirketlerin Topluluk içi ticarette ve üye ülkelerin uluslararası ticaretinde hakim durumu kötüye kullanmak ve rekabeti bozmak için gerçekleştirdikleri faaliyetlere yönelik Topluluğu kuran Roma Antlaşması’nın 81. ve 82. maddelerinde belirtilen kesin yasaklar yoktur. Ancak Topluluğun yürütme mekanizması olan Avrupa Komisyonu şirketler arasında gerçekleştirilen birleşmelerin denetim ve kontrolü için 81. ve 82. maddelerden dolaylı olarak faydalanılmasına imkan tanımıştır.  Avrupa Komisyonu, şirket birleşmelerini kısıtlamaya ve hakim durumun kötüye kullanılmasını önlemeye ilişkin bu uygulama ile birleşmeleri denetlemeye çalışmaktadır, fakat şirket birleşmelerine yönelik uygulamaların düzgün ve verimli şekilde gerçekleştirilmesi için bu denetim yeterli olmamaktadır.(9)

 

Şirket birleşmelerinin denetlenmesiyle ilgili yetersiz ve eksik uygulama sonucunda Topluluk içinde öncelikle 4064/1989 sayılı Konsey Tüzüğü, sonrasında ise onun yerine geçen  139/2004 sayılı Konsey Tüzüğü yürürlüğe girmiştir. 1 Mayıs 2004 tarihinde 802/2004 sayılı Komisyon Tüzüğü ile 139/2004 sayılı Konsey Tüzüğüne şirket birleşmeleriyle ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir. Örneğin, Topluluk boyutu olan birleşmelerin gerçekleştirilmesi için şirketler önce Komisyon’a birleşmeyi düşündüklerini  bildirerek izin istemektedirler.  Komisyon’a bildirilen bu talep doğrultusunda şirketler birleşmeye uygun kriterleri sağlıyorsa birleşmeye onay verilmektedir. Aksi durumda ise dört ayı kapsayan şekilde şirketlere yönelik denetleme mekanizması yürürlüğe girmektedir. 4 ay sonunda Komisyon tarafından genelde koşullu birleşmelere müsaade edilmektedir. Koşullu onaya göre şirketler birleşme sonrasında rekabetin olumsuz etkilenmemesi için stratejilerinde değişiklik yapmayı veya Komisyon önerilerini dikkate almayı taahhüt etmektedirler.(10)

 

1.2. Topluluk Boyutunda ve Ulusal Boyutta Kabul Edilen Şirket Birleşmelerine Yönelik Kurallar

Şirket birleşmelerinin Topluluk boyutunda ya da ulusal boyutta değerlendirilmesi birleşmeyi gerçekleştiren ilgili firmaların ciro eşik değerlerine göre belirlenmektedir. Eğer birleşen şirketlerin ciro eşik değerlerinin toplamı uluslararası ticarete yönelik olarak 5 milyar Euro, Topluluk içindeki ticarete yönelik olarak 250 milyon avroyu geçerse bu tarzda gerçekleştirilen birleşmeler Topluluk boyutunda değerlendirilmekte ve birleşmelere yönelik kontrol mekanizması Topluluğun sorumluluğunda yürütülmektedir. Yurtdışına yönelik 5 milyar Euro, Topluluk ticaretine yönelik 250 milyon Euro geçmeyen birleşmeler ise ulusal boyutta değerlendirilmekte, Topluluk üyesi her ülke birleşmelerin kontrolü için ulusal denetim mekanizmasını oluşturmaktadır.(11)

 

Topluluk boyutunda sayılan birleşmeler için başka eşik değerleri de oluşturulmuştur. Birleşmeye katılan şirketlerin toplam cirosu en az üç Topluluk üyesi devletin her biri için 100 milyon Euro geçiyorsa, en az üç üye devletin her birinde birleşmeye katılan şirketlerden en az ikisinin genel ciro toplamı 25 milyon Euro geçiyorsa ve birleşen şirketlerden en az iki tanesinin Topluluk genelinde ciro toplamları 100 milyon Euro geçiyorsa bu tarzda tüm birleşmeler Topluluk boyutunda değerlendirilmektedir. Eşiklerin uygulanması için birleşmeyi gerçekleştiren şirketlerin Topluluk genelinde elde ettikleri ciroların toplamının 2/3’ünden fazlasını aynı ülkeden gerçekleştirmesi gereklidir.(12)

 

Komisyon herhangi bir birleşmenin amacının hakim durumu kötüye kullanmaya yönelik olduğuna ve rekabeti bozduğuna inanırsa bu düşüncesini düzenlenmiş Topluluk kriterlerine dayandırmak zorundadır. Eğer Topluluk  içinde ticaretin yapısı ve şartları bazı firmalara avantaj sağlıyorsa, tedarikçiler ve tüketicilerin tercih edecekleri alternatif ürün ve hizmetler azalıyorsa bu tarz birleşmelere müdahale edilmektedir.(13)

 

1.3. Tek Teşebbüs Hakimiyetinin Yasaklanması

Birleşme sonrası tek şirket tarafından elde edilen pazar gücünden dolayı sektörde fiyatlar artmaktadır. Bu durum teşebbüsün kendi iradesi sonucu oluştuğu için tek taraflı etki olarak isimlendirilmekte ve genellikle yatay birleşmelerde ortaya çıkmaktadır.(14)

 

Tek teşebbüs hakimiyeti yaratan veya bir teşebbüsün mevcut hakim durumunu güçlendiren birleşmelerin yasaklanmasıyla pazar yapısının korunması amaçlanmaktadır. Bu durumda birleşmeler oyuncu sayısının azalmasına ve tarafların pazar güçlerinin artmasına neden olarak pazar yapısını kalıcı şekilde değiştirmektedir. Birleşmelerin kontrol altına alınması sayesinde şirketlerin pazar güçlerini arttırmalarının hem de ekonomik gücün belirli merkezlerde toplanmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.(15)


1.4. Birlikte Hakim Durumun Yasaklanması

Yapısı gereği Birlikte hakim durum içeren oligopol (en az iki aktör) piyasalarda teşebbüsler rekabetten kaçınmaktadırlar. Oligopol piyasalarda rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve buna uyumlu eylemler gerçekleştirilmektedir.(16)

 

Oligopol yapıdaki piyasalarda şirketler arasında paralel davranışlar gözlemlenmektedir. Bu paralelliğin sebebi, teşebbüslerin arasındaki anlaşmalardan veya rakiplerin davranışlarını gözlemleyip bu davranışlara rasyonel bir şekilde ayak uydurmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat bunun tespiti zordur, çünkü Oligopol yapıda piyasaların  denetim altında tutulmasında rekabet kuralları yetersiz kalabilmektedir. Bu yüzden birlikte hakim durumun söz konusu olduğu mevcut oligopol yapıda piyasaların yapısının değiştirilmesi mümkün olmamakla birlikte bu yapının engellenmesi veya güçsüzleştirilmesi olanaklıdır. Birleşmelerin kontrol altına alınması ve birlikte hakim durum yaratacak veya güçlendirecek birleşmelerin yasaklanması rekabetin engellendiği bu tür yapıların oluşmasını önleyecektir. Bu yol söz konusu piyasaların denetim altına alınması ve bu sayede rekabetin korunmasında daha kolay ve etkili olacaktır.(17)

 

1.6. Topluluk içinde Şirket Birleşmelerine Yönelik Bazı Davalar ve Komisyon Kararları

24.08.1999 tarihinde Fransa’da petrol firmalarının şikayeti üzerine Fransız petrol ürünleri sektörünün başlıca iki oyuncusu TotalFina ve Elf şirketlerine dava açılmıştır. Davanın sonuçlanması için son tarih 18.02.2000 olarak belirlenmiş olup davayla ilgilenecek birim Avrupa Komisyonu’dur. Şikayetçi firmalar; TotalFina ve Elf şirketlerinin ticari faaliyetlerini birleştirerek lojistik piyasasında birlikte hakim durum yarattığını savunmuşlardır. Şikayetçilerin ifadesine göre birleşmeden sonra, TotalFina ve Elf Fransa'da lojistik ağının büyük bir bölümünü kontrol etmişler ve sektörde önemli bir rol üstlenen toptancıların ve süpermarketlerin satış maliyetlerinin artmasına neden olmuşlardır. Fransız otoyollarında TotalFina ve Elf servis istasyonlarının birleşmesinin, yeni gruba pazarda yaklaşık %60 oranında bir pay sağladığını düşünmüşlerdir. Komisyon tarafından yapılan incelemeler sonucunda davacıların davalarında haklı olduğu yönünde tespitlerde bulunulmuştur. Komisyon, TotalFina ve Elf şirketlerinin birleşme sonrası elde ettiği pazar gücünün, fiyatların zaten yüksek olduğu piyasada fiyatların daha fazla artmasına neden olduğuna karar vermiştir.

 

Avrupa Komisyonu TotalFina/Elf şirketlerinin birleştikten sonra ekonomik olarak daha fazla geliştiği kanısına vararak 09.09.2000 tarihinde bu davayla ilgili kararını resmi olarak açıklamış ve TotalFina/Elf şirketlerinin birleşme sonrası kurdukları bazı şirketlerini rakiplerine satmalarını talep etmiştir. Örneğin, Fransa'da otoyollarda 70 servis istasyonunu rakiplerine satmalarını önermiştir. Komisyon böylelikle Fransız akaryakıt piyasasının rekabet gücünü korumuş ve tüketicilerin petrol ürünlerini adil ve rekabetçi fiyatlarla satın alabilmelerini sağlamıştır.(18)

 

Bir pazarın tekelleştirilmesiyle sonuçlanan şirket birleşmesi Topluluk Antlaşmasının 86. maddesinin içeriği kapsamında hakim bir durumun kötüye kullanılması olarak ele alınmaktadır. İlk kez 1971 yılında Komisyon, pazarda hakim durumda olan Continental Can Cy’nin rakip bir şirketle birleşmesi olayında 86. maddeyi uygulayan bir karar vererek 86. maddedeki yorumu gerçeğe dönüştürmüştür. Komisyon’a göre Continental Can Cy potansiyel rakiplerinden birinin kontrolünü ele geçirmiş ve o sektörün bulunduğu pazarda rekabeti fiilen ortadan kaldıracak şekilde hakim durumunu güçlendirerek kötüye kullanmıştır.

 

Adalet Divanı’nın 21 Şubat 1973’te verdiği karar, Komisyon’un birleşme yoluyla hakim bir durumu kötüye kullanma konusunda 86. maddeyi uygulama yaklaşımının doğruluğunu onaylamıştır. Bu davada Adalet Divanı ilgili tarafların yararlandığı kollektif bir hakim konum yaratan ve hakim durumu güçlendiren şirket birleşmesinin Topluluk Antlaşması’nda öngörülen adil rekabet sistemi ile bağdaşmadığına karar vermiştir.(19)

 

2.Türkiye’de Şirket Birleşmelerinin AB Mevzuatına Uyumlaştırılması Süreci


2.1. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Şirket Birleşmelerine Yönelik Düzenlemeler

Türkiye’de birleşmelerin uygulanması, 07.12.1994 tarih ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesine göre yürütülmektedir. Kanun’un 7.maddesi çerçevesinde birleşme sayılan ve sayılmayan durumların hukuki geçerlilik kazanabilmeleri için Rekabet Kurulu’ndan izin alınması gereken usul ve esaslar hakkında tebliğler düzenlenmiştir. Türkiye’de şirket birleşmelerinin denetimi Avrupa’daki gibi ciro seviyelerine göre düzenlenmektedir. 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesine göre birleşmeyi gerçekleştiren şirketlerin ilgili ürün piyasasında toplam pazar payları, piyasanın % 25’ini aşarsa veya bu oranı aşmasa bile toplam ciroları 25 trilyon lirayı aşarsa Rekabet Kurulu’ndan izin almaları gerekmektedir. Değerlendirme aşamasında ise Rekabet Kurulu Kanunu’nun 7–8 maddeleri esas alınmaktadır. Bu değerlendirme açısından ilgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti önemlidir. Bu bağlamda ülke içinde etkin rekabetin korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı göz önünde tutulmaktadır. İlgili teşebbüslerin pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, arz kaynaklarına ulaşabilme potansiyelleri önemli sayılmaktadır. Sonuç aşamasında hâkim durum yaratmayan veya hâkim durumu güçlendirmeyen ve rekabeti engellemeyen birleşmelere izin verilmekte, hâkim durum yaratan veya mevcut hâkim durumu güçlendiren ve rekabeti önemli ölçüde engelleyen birleşmelere ise izin verilmemektedir.(20)

 

2.2.Topluluk Tarafından Düzenlenen 2005 Yılı Ayrıntılı Tarama Toplantısı Hakkında Bilgi Notu

2 Aralık 2005 tarihinde Topluluk tarafından ayrıntılı tarama toplantısı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda Türkiye’de şirket birleşmelerine yönelik kontrol mekanizmasından detaylı olarak bahsedilmiştir. Şirket birleşmeleri hakkında Rekabet Kurumu tarafından uygulanan mevzuat kurallarının yasal dayanakları üzerinde durulmuştur. Türkiye’de şirket birleşmelerine yönelik olarak uygulanan ikincil mevzuat ile Topluluğun ikincil mevzuatı açısından karşılaştırma analizi yapılmıştır. Şirket birleşmelerinin kontrolüne yönelik olarak Rekabet Kurumu’nun düzenlemelerinin ve uygulamalarının AB rekabet mevzuatıyla uyumlu olduğundan ve Rekabet kurumu uygulamalarının AB uygulamalarının takipçisi olduğundan söz edilmiştir. Ayrıca Rekabet Kurumu’nun, devlet sektöründe özelleştirmeye yönelik uygulamalarına değinilmiş, Türkiye’de şirket birleşmelerine yönelik kontrol mekanizmasının yasal bir çerçeve kapsamında yürütüldüğü belirtilmiştir.

 

Toplantıda Türkiye’de şirket birleşmelerine yönelik gerçekleştirilmesi öngörülen değişiklikler ile ilgili olarak çalışmalar başlatıldığından da söz edilmiştir. Bu değişiklikler hakim durumun kötüye kullanılmasının engellenmesi için hakim durum testi uygulaması ve haksız rekabetin engellenmesi için rekabet testi uygulamasını içermektedir.

 

Rekabet kurumunun şirket birleşmelerinin kontrolü hakkında yasaklayıcı bir mantık ile hareket etmediğinden bahsedilmiş, fakat Türkiye’de özelleştirme uygulamalarında şirketlerin daha rekabetçi bir ortama kavuşmaları için bazı gerçekleştirilmesi gereken yapısal önerilerde bulunulmuştur. Türkiye’de rekabet kurulunun genelde şirket birleşmelerine yönelik kararlarında şirketlere koşullu izin verdiği vurgulanmıştır.

 

Ayrıntılı tarama toplantısı sonunda Türkiye’de şirket birleşmelerinin kontrolüne yönelik uygulanan mevzuatın doğru ve verimli işlediğine karar verilmiş ve ileride herhangi bir sorun yaşanmayacağı kaanatine varılmıştır.(21)

 

2.3. 2009 Yılı Avrupa Birliği Türkiye İlerleme Raporu

Avrupa Birliği, 2009 yılında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum sürecinin değerlendirilmesine yönelik olarak yayımladığı 2009 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda, Türkiye’de şirket birleşmelerine yönelik uygulamalar konusunda uyumunun ne durumda olduğundan detaylı olarak bahsetmiştir. Rekabet Kurumu’nun şirket birleşmelerine yönelik uygulama kararlarına göre, 2008 yılında rekabete aykırı gerçekleştirilen anlaşmalar ve hâkim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin 3 farklı ihlalde şirketlere para cezası verilmiştir. Rekabet Kurumu tarafından şirket birleşmesine yönelik ihlalde bulunan tüm şirketlere kesilen toplam para cezası tutarı, 2008 yılında 2007 yılı ile karşılaştırıldığında % 57 artmıştır. Rekabet Kurumu, 2009 yılına ilişkin olarak 57 menfi tespit ve kişisel muafiyet talebini (kabul edilen başvurular) karara bağlamış, 65 adet de şirket birleşme ihlallerine yönelik soruşturma başlatmıştır.

 

2009 yılının ilk yarısında Rekabet Kurumu, en fazla kimya sektörü, ilaç sektörü ve demir çelik sektörüne yönelik denetimini artırmış, 2 dosyada şirketlere yönelik para cezası vermiştir. Danıştay kapsamında özel bir birimin oluşturulması, bu kurumda rekabet kararlarının görüşülmesi neticesinde rekabet ihlallerine yönelik karar alma mekanizması hızlandırılmış ve daha verimli kararlar alınmaya başlanmıştır. Bu sayede kararların yargıya ulaştırılmadan çözülmesi süreci başlatılmış ve kararların yargıya ulaşması oranlarında  %13,5’lik bir azalma sağlanmıştır.(22)

 


2.4. Türkiye’nin Avrupa Birliği Müktesebatına Uyum Programı (2007–2013)

Avrupa Birliği ve Türkiye’nin ortaklaşa hazırladığı 2007-2013 dönemini kapsayan Avrupa Birliği Müktesebatı’na Uyum Programı, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecinde gerçekleştirmesi gereken yükümlülüklerin çerçevesini çizmektedir. Avrupa Birliği Müktesebatı’na Uyum Programında Türkiye’nin şirket birleşmeleri hakkında ulusal mevzuatında 2007-2008 yılında gerçekleştirmesi gereken bazı yasal düzenlemelerden bahsedilmiştir.

 

Topluluk içinde 802/2004 sayılı Komisyon tüzüğü ile 139/2004 sayılı Konsey Tüzüğünde yeni düzenlemelere gidilmiş ve şirket birleşmeleri sonucunda oluşan kartel vakaları hakkında gerekli para cezası yeniden düzenlenerek gerekli durumlarda para cezalarında indirim yapılması yasalaşmıştır. Türkiye’de kartelleşmenin önlenmesi için gerekli şartlar konusunda ilgili AB mevzuatına uyum sağlanması yönünde yeni düzenlemeler yapılması gereklidir. Bu konuyla ilgili 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkında Kanunda Değişiklik yapılmasına ilişkin kanun çıkarılmalıdır. Bu değişiklikle ilgili mevzuatın ve ulusal rekabet hukukunun daha verimli hale getirilecektir. Ayrıca kartellere karşı uygulanan para cezalarının gerekli şartlarda azaltılması hakkında düzenlemeleri içeren bir rehber hazırlanarak yasalaşmalıdır.

 

Topluluk Antlaşmasının 81. maddesinde dikey anlaşmalarla ve dikey anlaşmalara yönelik uyumlu eylemlerle ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Türkiye, AB mevzuatına uygun olarak ulusal mevzuatında 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara yönelik Grup Muafiyeti Tebliğinde değişiklik yapmayı öngörmüştür. Türkiye ulusal mevzuatında yapacağı yeni düzenlemeyle mevzuat uyumu ve rekabet hukuku uygulamasının daha etkin hale getirilmesini hedeflemektedir. Bu düzenlemeden sorumlu olan kuruluş Rekabet Kurumu olup düzenleme hakkında teknik çalışmalar tamamlanmıştır.

 

Türkiye’nin, şirket birleşmelerini kontrol eden AB mevzuatının 139/2004 sayılı Konsey Tüzüğünü uygulayan 802/2004 sayılı Komisyon Tüzüğüne uyumlu bir kanun çıkartmaya ihtiyacı vardır. Bu kapsamda Türk Rekabet Kurulu’ndan izin alınması gereken birleşmeler hakkında 1997/1 sayılı Tebliğ’de değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu uyumun gerçekleştirilmesi ile Türk rekabet hukukunun, AB rekabet hukukuyla daha fazla etkileşim halinde olması sağlanacaktır. Bu süreç ile ilgilenen birim Rekabet Kurumu olup, kurum içindeki teknik çalışmalar bitirilmiştir.

 

Topluluğun 139/2004 sayılı Konsey Tüzüğünü düzenleyen 802/2004 sayılı Komisyon Tüzüğü yatay işbirliği anlaşmalarını düzenlemektedir. Türkiye’de yatay işbirliği anlaşmalarını düzenleyen 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanundur. Türkiye’de Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddesinin uygulanmasına yönelik olarak mevzuatta yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiş, 4. maddenin ve 5. maddenin uygulanmasına dair rehber çıkartılmıştır. Bu sayede Türk rekabet mevzuatı ile AB mevzuatının uyumlaştırılması sağlanmıştır.

 

139/2004 sayılı Konsey Tüzüğü’nde, Topluluk içindeki teşebbüslere yönelik olarak yatay birleşmelerin değerlendirilmesi hakkında ve şirket birleşmeleriyle doğrudan ilgili ve birleşmeler için gerekli olan kısıtlamalar hakkında kılavuz ve ilkeler belirlenmiştir. Bu kapsamda Rekabet Kurulundan izin alınması gereken birleşmeler hakkında 1997/1 sayılı ulusal tebliğde değişiklik yapılması öngörülmektedir. Bu mevzuat uyumu gerçekleştiğinde şirket birleşmeleri daha etkin şekilde kontrol edilebilecek ve şirket birleşmeleri konusunda Topluluğa daha fazla uyum sağlanmış olacaktır. Bu konuyla ilgilenen birim Rekabet Kurumudur.

 

Avrupa Birliği Müktesebatı’na Uyum Programında Türkiye’nin şirket birleşmeleri hakkında ikincil mevzuatında 2009 yılında ve 2010–2013 yılları arasında gerçekleştirmesi gereken ikincil düzenlemeler hakkında yasal çalışmalar ise henüz yapılmamıştır.(23)

 

2.5. Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı

Türkiye, AB müzakerelerinde Topluluğun kendisinden üstlenilmesini beklediği yükümlülükleri 2008 yılında yayımladığı Ulusal Programı’nda belirtmiştir. Topluluğun 2006/11 sayılı Direktifine yönelik olarak Türkiye’de Kamu İktisadi Teşebbüsleri Yönetişim Kanununun çıkartılması öngörülmektedir. Taslak halindeki mevzuatın amacı kamu idareleri ve işletmeleri arasındaki mali ilişkilerin şeffaf hale getirilmesidir. Eğer kamu idare ve işletmeleri herhangi bir sektöre yönelik olarak ekonomik güçlerini birleştirirse haksız rekabet ortamına yol açabilirler. Bu yüzden taslak halinde olan mevzuatın kısa sürede yasalaşması tavsiye edilmektedir. Bu konuyla ilgilenen birim Hazine Müsteşarlığı’dır.

 

Topluluğun 2000/64 sayılı direktifi kapsamında yabancı sigorta şirketlerinin Türkiye’deki faaliyetlerine yönelik olarak Bakanlar Kurulu kararı çıkartılarak yasalaştırılmalıdır. Bu sayede Türkiye’de yatırım yapan yabancı menşeli sigorta kurumlarının Türkiye’deki ulusal sigorta kuruluşlarıyla birleşmesi belirli AB normlarına göre gerçekleştirilecektir. Bu sayede diğer ulusal sigorta şirketlerinin iflas etmesi önlenebilecektir. Bu konuyla ilgilenen birim Hazine Müsteşarlığı’dır.

 

Topluluğun 94/19 sayılı Direktifine yönelik olarak Türkiye’de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kaynakları ile bu kaynakların kullanımına yönelik Yönetmelik çıkartılmalıdır. Fon kaynaklarının kullanım esasları denetim altına alınırsa ihtiyaç olmadan fon kullanımına izin verilmeyecek ve şirketlerin finansman yönünden güçlenerek küçük şirketleri tekeline almasının önüne geçilecektir. Bu konuyla ilgilenen birim Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı’dır.

 

Topluluğun 2006/48 ve 2006/49 sayılı Direktiflerine ilişkin olarak Türkiye’de bankaların sermaye yeterliliğinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine yönelik olarak yönetmelik çıkartılmalıdır. Bu yönetmelik sayesinde AB müktesebatına dâhil edilmiş bulunan Sermaye Ölçümü ve Sermaye Standartlarına uyum sağlanacak ve banka birleşmeleri kontrol altına alınacaktır. Bu konuyla ilgilenen birim Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’dur.(24)

 

2.6. Türkiye’de Şirket Birleşmelerine Yönelik Bazı Davalar ve Rekabet Kurumunun Kararları

İsmini belirtmek istemeyen firmalar tarafından Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TT-Net A.Ş, Rekabet Kurumu’na rekabeti bozdukları yönünde şikâyet edilmişlerdir. Dosyaya konu olan sorun ise Türk Telekom AŞ ve TT-Net AŞ.’nin ekonomik güçlerini birleştirerek, son kullanıcılara sağlanan Metro Ethernet hizmetinde yan uygulamalar yoluyla fiyat sıkıştırması gerçekleştirerek sektörde hâkim durumu kötüye kullandıkları yönündedir. 17.06.2010 tarihinde 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında mevcut hâkim durumun güçlendirilmesinin ve rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığı yönünde karar verilmiştir. Karar sonucunda Telekom ve TT-Net’in ekonomik olarak güçlerini birleştirmesine izin verilmiştir.(25)

 

Gaye Gıda San. Tic. A.Ş sahibi Ahmet Ozan Çayeli’ndeki fırıncıların Çayeli Spor Kulübü çatısı altında bir araya gelerek ekmek fiyatının 60 kuruş olması konusunda anlaştıklarını, fırıncıların aralarındaki bu anlaşma nedeniyle çevre ilçelerde 50 Kr’ye satılan 400 gram ekmeği Çayeli’nde 1 TL’ye sattıklarını ifade ederek, gereğinin yapılmasını talep etmiştir. Şikâyetçi ile yapılan telefon görüşmesinde şikâyetçi, fırıncılar arasında yazılı herhangi bir anlaşma bulunmadığını, anlaşmayı sözlü yaptıklarını düşündüğünü söylemiştir. 12.05.2010 tarihindeki ilgili rapora ve incelenen dosya içeriğine göre; dava konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41.maddesi uyarınca konuyla ilgili herhangi başka bir soruşturma açılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Çayeli’nde faaliyet gösteren fırınların bağlı oldukları odaların belirledikleri fiyat tarifelerinin azami hadlerini üyelerine iletmek üzere Rize Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Çayeli Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Çayeli Ticaret ve Sanayi Odası’na görüş bildirmeleri gerektiğine ve fırıncılarında belirli bir süre yasal takip altında tutulacağına karar verilmiştir. Eğer gerçekten fırıncıların fiyatlarla oynadığı tespit edilirse o zaman cezai yaptırıma gidilmesi kararlaştırılarak dava sonuçlandırılmıştır.(26)

 

Sonuç

Küreselleşmenin giderek arttığı günümüzde Türk şirketlerinin uluslararası rekabet gücü kazanabilmesi ve bu pazarda faaliyet gösterebilmesi için ekonomik güçlerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bu durum Türkiye’deki her sektör için şirket birleşmelerini gündeme getirmektedir.

 

Türkiye’de gelişen ekonomik koşullar doğrultusunda zorunlu hale gelen şirket birleşmelerini desteklemek amacıyla halka açılımın teşvik edilmesi gereklidir. Ülkede mevcut aile şirketlerine dayalı yapının kırılması ancak halka açılma ile mümkün olacaktır. Çalışanların ortak yapıldığı, sermayenin tabana yayıldığı çok ortaklı ve profesyonel yöneticiler tarafından yönetilen şirketler oluşturulmalıdır. Şirketler böylece mali yapılarını daha fazla güçlendirebilecektir. Halka açılma yanında sermaye piyasası araçlarının alınıp satılması ve yeni araçların piyasaya girmesi teşvik edilmelidir. Böylece şirketlerin bu piyasadan yararlanmaları sağlanacaktır. Ayrıca yönetim ve sahiplik müesseseleri birbirinden ayrılarak birleşmelerin önündeki önemli bir engel de kaldırılmalıdır.

 

Yabancı şirketlerin Türk şirketleriyle birleşmesi amacıyla bu şirketlerin ekonomik olarak ileriye dönük plan yapabilmeleri sağlanmalıdır. Bunun için de ülkede ekonomik dengenin oturulması gereklidir. Bu sayede yabancı yatırımcılar ülkeye daha fazla yatırım yapmaya gelecek, ülkede yabancı ortaklı şirket birleşmelerinin önü açılacak ve Türkiye’ye daha fazla döviz girdisi sağlanacaktır.

 

Dünyada hızla değişen koşullara uyum sağlayabilmek için çok önceden hazırlanmış ve ihtiyaçları karşılamaktan uzak olan temel hukuki yapının günümüz koşullarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Topluluğa uyum müzakereleri doğrultusunda Türk Rekabet mevzuatında yeni düzenlemeler gerçekleştirilmekte ve bunlardan ayrıntılı olarak Ulusal Program ve AB müktesebatına uyum programında bahsedilmektedir.

 

Birleşme işlemlerine ilişkin vergi mevzuatı, mevcut haliyle teşvik edici değil caydırıcı niteliktedir. Bu nedenle şirket birleşmelerine yönelik vergi düzenlemelerinin basit ve şeffaf hale getirilmesi yanında birleşme işlemlerini teşvik edici maliyet ve indirimlerin sağlanması gerekmektedir. Özellikle birleşmelerde ilk aşamada artı değer yaratmanın zor olduğu dikkate alınarak birleşen şirketlerin vergiden tamamen muaf tutulmaları ve birleşmelerde taşınmazların devrinde harç gibi ek mali yükümlülüklerin kaldırılması gibi uygulamalar öncelikli olarak yürürlüğe sokulmalıdır. Ayrıca Kurumlar Vergisi Kanunu’nda birleşen şirketin zararı diğer şirket tarafından kârdan düşürülmelidir.

 

Birleşmek isteyen ve durumu buna uygun şirketlerin yurtdışında devlet desteğiyle ilgili kuruluşlara tanıtımı yapılarak yabancı şirketlerle birleşmelerinin teşvikine daha fazla önem verilmelidir.

 

Sonuç olarak Türkiye küreselleşme olgusu içinde uluslararası alana açılmak, ondan etkilenmek ve yenidünya düzeninin gereklerini yerine getirmek zorundadır. Bu zorunluluk ülkesel bir zorunluluk olduğu kadar ülke içindeki tüm sektör ve şirketleri de ilgilendiren bir durumdur. Dünyada bugün rekabet artışı ve ona uyum sağlamak üzere her sektörde sürekli yenilikler gündeme gelmektedir. Bu uygulamalardan en önemlisi ve yaygınlaşanı ise şirket birleşmeleridir. Bu yüzden Türkiye’de de artık şirket birleşmelerinin daha fazla yaygınlaştırılmasına çalışılmalıdır. Türkiye’de şirket birleşmelerinin düzgün şekilde gerçekleştirilmesi, Topluluk ile Türkiye arasında rekabet faslının açılması ve ülke ekonomisinin istikrarı için önem taşımaktadır.

 

 


Kaynakça


1. Palabıyık, M. Serdar ve Yıldız, Ali: “ Avrupa Birliği”, Odtü Yayıncılık, Ankara, 2004. s:66
2. Kar, Muhsin ve Arıkan, Harun: “Avrupa Birliği Ortak Politikaları ve Türkiye”, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2003. s:164-165
3. IKV: “Avrupa Birliği Müktesebatı’nın Uygulanışının Türk İş Dünyasına Etkileri Projesi Seminer Bilgi Notları”, IKV Yayınları, İstanbul, 2005. s:77
4. Keskin, M. Hakan: “Doğru Sanılan Yanlışlarla Avrupa Birliği”, Nobel Yayıncılık, Ankara, 2008. s:44-45
5. Uyanusta,Esra:“Avrupa Birliği’nin Rekabet Politikası”,IKV Yayınları, Müka Matbaa,İstanbul,2005.s:11-12
6. Çakmak, Haydar: “Avrupa Birliği, Türkiye İlişkileri”, Barış Platin Yayıncılık, Ankara, 2007. s:51-52
7. Ülger, İrfan Kaya: “Avrupa Birliği’nin ABC’si”, Sinemis Yayıncılık, Ankara, 2005. s:78
8. Avrupa Birliği Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği: “ Serbest ve Adil bir Ekonomi için AB Rekabet Politikası”, Ofset Yayıncılık, Ankara, 2000. s:7
9. Verhellen, Gert ve Köksal, Tunay: “ Avrupa Birliği’nin Rekabet Politikası ve Türkiye’nin Uyumu”, İKV Yayınları, İstanbul, 2002. s: 20-21
10. Güner, Ümit: “ Ekonominin AB’si”, Ekin Basın Yayın Dağıtım, Bursa, 2008. s:454-455
11. Dedeoğlu, Beril (der.), Dünden Bugüne Avrupa Birliği: Tezcan, Ercüment: “ Avrupa Birliği Rekabet Politikasının Hukuksal Boyutu”, Boyut Yayıncılık, İstanbul, 2003. s:226-227
12. “Avrupa Birliği’nin Rekabet Politikasının Değerlendirilmesi”, Tunay, Köksal, Rekabet Bülteni , Sayı:9, Mayıs2003. s:81-82
13. “Dominant Position and It’s Abuse: The Practice In Turkey”, Orçun Şenyücel ve Haluk Arı, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi , Sayı:2, Bahar2004. s:84-85
14. Korah, Valentine: “An Introductory Guide to EC Competition Law and Practice”, Hart Publishing, Oxford, 2004. s:79-80
15. “Avrupa Birliği Ortak Rekabet Politikası ve Türkiye’nin Uyum Süreci”, Akademik Bakış Dergisi,  Sayı:12, Mart 2007. s:14-15
16. http://www.mevzuatdergisi.com/2009/04a/03.htm
17. Stroux, Sigrid “US and EC Oligopoly Control”,Kluwer Law İnternational Publishing, Lahey, 2004. s:79-80
18. http://ec.europa.eu/competition/mergers/cases/decisions/m1628_20000209_600_en.pdf
19. Moussis, Nicholas: ”Avrupa Birliği Politikaları Rehberi”, Çev: Ahmet Fethi: Mega Press, İstanbul, 2004. s:322-323
20. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/belgeler/belge7/kanun.pdf
21. http://www.rekabet.gov.tr/word/uluslararasi/bilginotu.doc
22. Avrupa Komisyonu, “2009 yılı Türkiye İlerleme Raporu”, Ofset Yayıncılık, Ankara, 2009. s:49
23. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, “ Türkiye’nin AB Müktesebatına Uyum Programı (2007-2013) “, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Matbaası, Ankara, 2007. s:97-110
24. Secretariat General for the EU Affairs, “2008 year National Programme of Turkey”, Gür Copy Center, Ankara, 2008. s:82-87
25. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/kararlar/karar3459.pdf
26. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/kararlar/karar3445.pdf

Back to Top