AB ve "Karadeniz Sinerjisi"

Aslıhan P. TURAN
17 Ağustos 2010
A- A A+

Karadeniz bölgesi, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu’nun kesişiminde stratejik konuma sahip ve doğal kaynaklar açısından oldukça zengin bir bölgedir. Ekonomik potansiyelinin yanı sıra özellikle enerji ve ulaşım ağları için önemli bir koridor konumundadır. Ancak ümit vaat eden taraflarının yanında donmuş ihtilafları, çevresel sorunları, yasadışı göç ve organize suçları da bünyesinde barındırmaktadır.(1)

 

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından bölge devletleri bağımsızlıklarını kazanmış ve iki kutuplu sistem baskısından kurtulmuşlardır. Demokrasi ve pazar ekonomisine geçiş eğiliminin görüldüğü bu ülkeler aynı zamanda etnik, ulusal ve topraksal ihtilaflar ve hatta terörizmle mücadele etmek zorunda kalmışlardır. 90’lı yıllarda Avrupa, dikkatini doğu ve orta Avrupa ülkelerinin entegrasyonuna çevirmişken, Karadeniz ikincil öneme sahipti. Ancak 2000’lere gelindiğinde değişen küresel ve bölgesel dinamiklerin yeni siyasal ve güvenlik ikilemlerine sebep olması Karadeniz’in önem kazanmasına yol açmıştır. (2) 11 Eylül saldırılarının ardından transatlantik güvenlik odağı orta ve doğu Avrupa’dan “Büyük Orta Doğu” ve “Geniş Karadeniz” bölgelerine geçmiştir. Bunda 2007’de Romanya’nın ve Bulgaristan’ın AB üyesi olmalarının da payı vardır. AB’nin Karadeniz politikasını incelemeden önce Komşuluk Politikası’nın amaçlarının ve araçlarının incelenmesi yerinde olacaktır. Ardından Karadeniz Sinerji'si hakkında bilgi verilecek ve AB’nin Karadeniz’deki sınırları ve olanakları değerlendirilecektir.

 

AB Komşuluk Politikası

AB ile komşuları arasında bölünmeye sebep olacak etkenleri ortadan kaldırmak ve refahı, istikrarı, güvenliği güçlendirmek amacıyla 2004 yılında Avrupa Komşuluk Politikası (ENP)  başlatılmıştır. 2003 tarihli Genişletilmiş Avrupa komünikasyonu dâhilinde ilk kez ele alınan Politika 2004’te ENP üzerine hazırlanan Strateji ile geliştirilmiştir. Sonraki yıllarda komşuluk politikasının güçlendirilmesi amacıyla Komisyon tarafından teklifler sunulmuştur. ENP ile AB, komşularına imtiyazlı bir ilişki sunmaktadır. Bu ilişkide asıl olan karşılıklı olarak demokrasi, insan hakları, iyi yönetişim, pazar ekonomisi prensipleri, sürdürülebilir kalkınma gibi ortak değerlerin korunmasıdır. Bu noktada hatırlanması gereken komşuluk politikasının AB’ye katılım sürecinden ayrı olarak ele alınması gerektiğidir. İki taraflı hareket planları çerçevesinde düzenlenen ilişkiler, ekonomik ve siyasi reform programları öngörür. (3)

 

Komşuluk politikasının araçları:

Sürecin başında Komisyon, ülkeler üzerine siyasi ve ekonomik durumu değerlendiren, kurumsal ve sektörel yapıyı analiz eden raporlar hazırlamıştır. Bu şekilde hangi ülkeyle ne şekilde ilişkilerin geliştirilebileceği değerlendirilmiştir. Konsey raporları inceleyerek ilişkilerde bir sonraki etapa geçilip geçilemeyeceğine karar vermiştir. Bir sonraki aşama hareket planlarının belirlenmesidir. Ülkelerin ihtiyaçlarına, kapasitelerine ve çıkarlarına göre müzakere edilen bu planlar, orta ve uzun vadeli reformlar içermektedir. Planlar doğrultusunda karşılıklı yüklenilen yükümlülükler görevli alt komiteler tarafından düzenli denetime tabi tutulmaktadır. Kontroller sonucunda Komisyon tarafından değerlendirme raporu hazırlanmaktadır. Rapordan çıkan sonuca göre yeni programlar kabul edilmekte veya aynı programa sadık kalınmaktadır. (4)

 

Reformların gerçekleştirilmesi için hem teknik hem de mali destek AB tarafından sağlanmaktadır. 31 Aralık 2006 tarihine kadar ilgili ülkelere AB tarafından yapılan yardımlar TACİS, MEDA veya IEDDH gibi tematik de olabilen yardım programlarıyla yürütülmekteydi. TACIS doğu komşuları ve Rusya’yı ilgilendirirken, MEDA Akdeniz komşularına yönelik bir programdı. IEDDH ise AB’nin demokrasi ve insan hakları gelişimi için oluşturduğu bir yardım programıydı. 1 Ocak 2007’den itibaren tüm yardım programları Avrupa Komşuluk ve Ortalık Aracı (AKOA) altında birleştirilmiştir. AKOA sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve Avrupa politikalarına uyumun gerçekleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş esnek yapılı bir yardım girişimidir. Yardımlar ülkelerin ihtiyaçları, kapasitelerin ve reformların gelişimleri göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Bu araç sayesinde sınır ötesi işbirliğinin de gelişmesi, yerel, bölgesel ve sivil toplumun da aralarında işbirliği kurmaları öncelikli hedefler arasındadır. (5) Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yardımların askıya alınmasıyla sonuçlanabilmektedir. ENP kapsamında yer alan yardım programları AKOA ile sınırlı kalmamaktadır. Geçiş sürecindeki ülkelere TAIEX programı ile yasaların uyumlaştırılması, kurumların güçlendirilmesi için destek verilmektedir. Ayrıca “yönetişim” konusunda ve “yatırım” konularında mali destek sağlayan programlar mevcuttur.


AB’nin Karadeniz politikasının üç ekseni vardır:

1. Türkiye ile katılım müzakereleri süreci, 2. Avrupa Komşuluk Politikası ve 3. Rusya ile sürdürülen Stratejik Ortaklık.

 

Türkiye ile AB arasında sürdürülen katılım müzakere süreci İspanya Başkanlığının son döneminde açılan 13. Fasıl ile yavaş bir ilerleme seyretmektedir. AB’nin Karadeniz politikasında uzun bir kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin önemli bir role sahip olduğu inkar edilemez. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türkiye hem ekonomik hem de güvenlik alanlarında işbirliği olanaklarını arttırıcı önerilerle ortaya çıkmıştır. (6) Türkiye hem bölgesel güçlere bölgelerinde inisiyatif almaları için olanak tanımış, hem de bölgesel güçler ve bölgenin diğer ülkeleriyle yeni ittifaklara yönelmiştir. Türkiye’nin girişimlerinden ilki 1992 yılında kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği’dir, ancak üye ülkeler arasındaki rekabetten dolayı örgütün etkinleşmesini önlemiştir. 2001 yılında başlatılan bir diğer girişim ise Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR)’dur. Karadeniz İşbirliği Görev Gücü, kıyıdaş ülkelerin arama kurtarma çalışmaları yanında yasa dışı deniz trafiği ve asimetrik tehditlerle mücadelede bir araç olarak oluşturulmuştur. 2004 yılında ise yasadışı faaliyetlere karıştıklarından şüphe duyulan ticari gemileri tespit etmek ve izlemek amacıyla yürütülmeye başlanan Karadeniz Uyum Harekâtı Türkiye’nin bir başka önemli girişimidir.  Gelişmelerin gösterdiği gibi Türkiye bölgede ittifak kurucu ve geliştirici bir role sahiptir. Özellikle enerji üretim ve nakil hatları alanlarına olan yakınlığı Türkiye’nin önemini arttırmaktadır. Dolayısıyla Türkiye-AB ilişkilerinin seyri AB-Karadeniz ilişkileri açısından da belirleyici  bir faktördür.


Karadeniz politikasının ikinci ekseni olan Kafkasya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesinde ise, Güney Kafkasya ülkelerinin 2004 yılında AB Komşuluk Politikası’na (ENP) dâhil edilmeleri, ikili ilişkilere verilen önemin ve 1996 yılında imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Antlaşmaları’nın (OİA) ötesine geçilmek istendiğinin göstergesidir. OİA ile AB, üç güney Kafkasya ülkesiyle ticaret, yatırım, siyasi diyalog, kültür gibi konularda işbirliğinin geliştirilmesini hedeflemiştir. Komşuluk politikasıyla ise AB bu alanlarda işbirliğine ek olarak bu devletlere AB pazarına girme olasılığı ile bütünleşme imkânı tanırken, ileriki aşamalarda AB’nin bazı politikalarına katılımlarını da öngörmektedir.  (7)

 

AB’nin dış politika sorumlusu Castherine Ashton’ın doğu Avrupa ülkelerini ziyaretinin son noktası olarak Gürcistan’ı seçmesi de AB’nin dış ilişkilerinde Karadeniz ülkelerinin sahip olduğu önemi göstermektedir. Gürcistan’la Ortaklık Antlaşması imzalanması amacıyla görüşmeler başlatılmıştır. Bu antlaşmada, Gürcistan-AB arasındaki ticaretin geliştirilmesi ve serbest dolaşımın kolaylaştırılması gibi ilişkileri güçlendirecek unsurlar yer alacaktır. Bir ila dört yıl arasında sürmesi beklenen hazırlık sürecinden sonra antlaşma taraflar arasında resmen imzalanacaktır. (8)

 

Üçüncü eksende ise, Rusya ile AB arasında stratejik ortaklık temelinde ilişkiler sürdürülmektedir. Rusya, AB’nin en büyük üçüncü ticari ortağıdır ve ilişkilerin ana maddesini Rusya’nın gaz ve petrol ihracatı oluşturmaktadır. Rusya ile ilişkiler AB için OGSP kapsamında ele alınmaktaysa da, ikili ilişkilerde güvenlik konularından çok ekonomik alan ön plana çıkmaktadır. (9) Enerji krizleri veya Çeçenistan’da süregelen savaş, Gürcistan Savaşı gibi örnekler AB’nin Rusya ile farklı görüşte olduğu durumlarda dahi, sert tepki vermekten kaçındığını göstermektedir. Bunun da nedeni elbette ki enerji güvenliğinde Rusya’nın AB için kilit rol oynuyor olmasıdır. 2001 yılında Komisyon’un Rusya üzerine hazırladığı Country Strategy Paper’da da “AB’nin Rusya’nın temel ticari ortağı olduğu, ancak kendisinin enerji bağımlılığı yüzünden yüksek oranda ticari açık verdiği” belirtilmiştir. 2006 yılında AB’nin enerji stratejisini belirleyen Yeşil Kitap hazırlandığında da “Rusya’nın eşit ve temel enerji ortağı olduğu, bu yüzden de tarafların uzun dönemli yatırımları kolaylaştırmaları suretiyle güvenliğin ve öngörülebilirliliğin sağlanması gerektiği” açıklanmıştır. Dolayısıyla AB, Rusya’ya olan petrol ve doğalgaz bağımlılığı dolayısıyla, Karadeniz bölgesinde Moskova’nın kurduğu ve genişletmeye çalıştığı üstünlüğünü yıkamayacaktır. Bu da AB’nin Karadeniz politikasının Rusya’dan bağımsız olarak geliştirilemeyeceğinin göstergesidir. İlerleyen bölümlerde AB’nin Karadeniz politikasında Rusya faktörü daha detaylı incelenecektir.

 

Yeni Bir Girişim: Karadeniz Sinerjisi

Karadeniz Sinerjisi, AB’nin bölgeye yönelik stratejik vizyonunu gösteren bir adımdır. Bir yandan bölgesel işbirliğini teşvik edecek alanlar belirlenirken, diğer yandan pek çok siyasi ve ekonomik reformların yapılması için yol gösterici niteliğindedir. (10)  Karadeniz Sinerjisi 2007 yılında Komisyon tarafından Parlamento’ya ve Konsey’e sunulan bir komünikasyon (COM (2007) 160) ile temelleri atılan bir girişimdir. Bu girişim, Avrupa Komşuluk Politikası'nın bir parçası olarak, Karadeniz çevresinde bölgesel işbirliğini arttırmak maksadıyla ortaya konmuştur. (11)

 

Doğu ortaklığı, ENP dâhilinde AB ve altı doğu Avrupa ve Güney Kafkasya ülkesi arasında 2009 yılında başlatılmıştır. ENP’nin doğu ayağının amacı siyasi ortaklığı ve ekonomik bütünleşmenin önünü açmak ve bu ülkeleri AB’ye yakınlaştırmaktır. Buna karşılık Karadeniz Sinerjisi bölgesel bir girişimdir ve asıl amacı bölge devletlerinin birlikte gerçekleştirmek istedikleri başlatılmış/başlatılacak olan projelere destek vermektir. Sektörel bir işbirliği öngören Sinerji; çevre, ulaşım ve enerji konularına öncelik vermektedir. AB, her ne kadar doğrudan yatırım konusunda geri planda kalsa da, projelerin hazırlanması ve hayata geçirilmesi aşamalarında özellikle yatırım yapmak isteyen kurumlardan destek sağlayacağını belirtmektedir. Ayrıca ortak ülkelerin de finansal açıdan destek sağlaması beklenmektedir. (12) Sektörel ortaklığın önemli özelliklerinden biri katılmak isteyen tüm ortak ülkelere açık olmasıdır. Ayrıca bölgede aktif olarak çalışması beklenen kurumların da varlığı işbirliğinin gelişmesi için kullanılacaktır. Örneğin KEİ, Karadeniz Komisyonu, EIB (Avrupa Yatırım Bankası) ve EBRD (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası). Ortaklıkların düzenlenmesi konusunda yardımda bulunacak ülkeler de belirlenmiştir: Yunanistan Ulaşım ortaklığı, Romanya Çevre ortaklığı, Bulgaristan ise enerji ortaklığı alanlarında düzenlemelerde yol gösterici olacaklardır. (13)

 

Karadeniz Sinerjisi ortak öncelikleri yansıtan ve AB’nin hâlihazırda desteği bulunan işbirliği sektörlerini ele alacaktır. Sinerji’nin temel işbirliği alanlarından ilki demokrasi, insan haklarına saygı ve iyi yönetişimdir. Bu alan için AB, tüm ortakların Avrupa Konseyi ve AGİT tarafından oluşturulan insan haklarına ve demokrasi standartlarına uymalarını öngörmektedir. AB, bu girişimi deneyimlerini paylaşmak, eğitim ve karşılıklı değişim programları sağlamak ve bölgesel anlamda sivil toplum diyaloğunu geliştirmek suretiyle desteklemektedir. Bir diğer işbirliği alanı güvenliğin arttırılması ve sınır yönetimiyle ilgilidir ve bu kapsamda öne çıkan organize sınır ötesi suçlarla mücadele ve düzensiz göçün önlenmesiyle yönetilmesine yardımcı olmak yer almaktadır. Transdinyester, Abhazya, Güney Osetya ve Dağlık-Karabağ gibi dondurulmuş sorunların çözümüne yönelik tarafları bir araya getirmek, bölgede güvenliğin teşvik edilmesinde önemli rol oynamaktadır. (14)

 

AB’nin Karadeniz politikasını ve Karadeniz’deki uluslararası rekabeti en çok etkileyen, Sinerji’nin temel amaçları arasında da yer alan enerji sektörüdür. AB’nin enerji arz güvenliği için Karadeniz hem üretim hem de nakil hatları açısından stratejik öneme sahiptir. AB’nin enerji politikalarının temelini oluşturan enerji üretim ve arz çeşitliliğinin güvence altına alınması, AB açısından bölge güvenliğine olan ilginin artmasına sebep olmaktadır. Bölgede yeni enerji altyapılarının oluşturulması ve mevcut olanların iyileştirilmesi yoluyla enerji istikrarının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. (15)

 

Sinerji'nin hedefleri arasında ulaştırma işlemlerinin, verimliliğinin ve güvenliğinin arttırılması, denizcilikle ilgili çevre sorunlarına çözüm arayışı, denizcilik politikasının geliştirilmesi, balıkçılık alanında kaynakların kurtarılması, ticaretin arttırılması, araştırma ve eğitim ağlarının kurulması, bilim ve teknoloji alanlarında diyaloğun güçlendirilmesi, istihdam ve sosyal işler konularında bilinçlendirme çalışmaları ve bölgesel kalkınma yer almaktadır. AB, bölgeye yönelik amaçlarını gerçekleştirirken bölgesel güçlerle hem işbirliği hem rekabet içindedir. Karadeniz’de AB’nin daha etkin bir aktör olmamasının temel sebebi ise Rusya’dır.

 

AB’nin Karadeniz’deki Sınırları

AB’nin Karadeniz’de daha etkin bir rol oynamasının önünde bir takım engeller vardır. Bölge devletlerinin iç gelişimleri üzerinde etkili olmak ve batılı modeli benimsemelerini sağlamak AB için o kadar da kolay değildir. Ekonomik ağların yapısı, siyasi durum ve finans sektörü hâlâ daha Sovyet mirasından dolayı Rusya’nın etkisi altındadır. (16) Ukrayna ile yaşanan gaz krizi ve Avrupa’nın ciddi bir tepki göstermekten kaçınması, Rusya’nın bölgedeki varlığını arttırması için cesaret verici olmuştur. Rusya, Karadeniz’i coğrafi olarak arka bahçesi olarak görmektedir. Karadeniz, aynı zamanda doğal kaynakları için stratejik bir geçiş yolu, önemli bir ekonomik bölge ve Akdeniz ile Orta Doğu ulaşımı için doğal bir koridor konumundadır. Bu sebeplerledir ki Gürcistan’ın veya Ukrayna’nın NATO’ya girme olasılıklarına tepki vermektedir. Böyle bir olasılığı siyasi olduğu kadar askeri olarak da bir tehdit olarak değerlendiren Rusya, bu ülkelerle arasındaki bağın kesileceğini ve bölgedeki Rus askeri varlığının stratejik üstünlüğüne darbe vuracağını savunmaktadır. (17) AB, Karadeniz’e yönelik politikalarında ekonomik çıkarları ön planda tutarken, Rusya eski ekonomik monopolünü geri kazanmak ve siyasi ve stratejik etki bölgesini yeniden inşa etmek amacındadır. (18)

 

Rusya’nın Karadeniz’deki temel aktörlerden biri olduğuna şüphe yoktur. Bölgeye yönelik Rus politikası; kendi gücünü ve etkisini güçlendirerek devam ettirmek ve diğer dış güçleri kısıtlamaktır. Tarihsel olarak Karadeniz, Rusya için her zaman ulusal güvenliği ve etki alanının korunması için kilit konumda olmuştur. (19) Rusya’nın Karadeniz’deki çıkarlarını şu şekilde açıklamak mümkündür:


- Bölgesel ve küresel güçlerin bölgedeki varlıklarının artışına karşılık kendi varlığını devam ettirmek
- Rusya kontrolünde olmayan enerji aktörlerinin yayılmasını önlemek
- Rusya karşıtı askeri koalisyonların oluşmasını önlemek
- Bölge ülkelerinin NATO üyeliğini engellemek
- Bölücülükle ve terörizmle mücadele

 

2008 yılındaki Rusya-Gürcistan Savaşı, Karadeniz güvenlik algısında değişimlere sebep olmuştur. Karadeniz’in güvenliğinin bölgesel çatışmalarla doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılmış ve Rusya’nın bölgesel aktör rolü güçlenmiştir. Rusya, Kafkaslar’da yeni askeri üslere sahip olurken, Batı inanılırlığını hızla kaybetmiştir. (20) Bu da Rusya açısından istenilen bir sonuç olmuştur. Son derece etkin ve nüfuzunu yayma amacında olan Rusya’ya karşı AB, çekimser politikalar izlemektedir. Rusya, AB’nin komşuluk politikasına karşı çıkmaktadır, ancak her ikisi de istikrarlı bölge arayışında hem fikirdir. Rusya, batılı müttefiklerinin meşru çıkarlarını tanıdığını, fakat bu amaçların şeffaf şekilde ortaya konulması gerektiğinin altını çizmektedir. Aynı şekilde de Batı’nın Rusya’nın çıkarlarını tanımasını talep etmektedir. (21)

 

 

Sonnotlar:

1. Karadeniz Sinerjisi: Yeni Bir Bölgesel İşbirliği İnisiyatifi, www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/AB/.../Karadeniz_Sinerjisi.doc

2. Security in the Black Sea Region. Policy report II, Feb 2010, http://www.blackseacom.eu/uploads/media/Black_Sea_Policy_Report_II_Security.pdf, s 7

3. AB Komisyonu resmi internet sitesi: ec.europa.eu

4. İbid.

5. İbid.

6. Kamer Kasım, Türkiye’nin Karadeniz Politikası: Temel Parametreler ve Stratejiler, http://www.usak.org.tr/dosyalar/dergi/eVRqmB4CKUXHvPJTAUQF9U6skITPdp.pdf,  s 173

7. The European Union and the South Caucasus. Three prespectives ont he Future of the European Project from the Caucasus (Europe in Dialog 2009/1) http://www.bertelsmannstiftung.de/bst/de/media/xcms_bst_dms_28297_28302_2.pdf) s 54

8. http://www.euractiv.com.tr/genisleme/article/grcistan-abyle-ortaklk-yolunda-011206

9. Thomas Gomart, L’Union Européenne et la Mer Noire, Institut Français des Relations Internationales, aralık 2005

10. Security in the Black Sea Region, Policy Report II, Mitat Çelikpala, Comission on the Black Sea, s 10

11. Black Sea Synergy, MEMEO/10/78, Brüksel, 15 Mart 2010

12. İbid.

13. İbid.

14. Karadeniz Sinerjisi: Yeni Bir Bölgesel İşbirliği İnisiyatifi, www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/AB/.../Karadeniz_Sinerjisi.doc

15. İbid.

16. Stéphane Delory, Entre Etats-Unis et Russi: Quelle politique Européenne pour la région de la Mer Noire?, s 657

17. Op. cit.,  s 658

18. Op.cit., s 659

19. Security in the Black Sea, op.cit., s 8

20. Security in the Black Sea, op.cit, s 9

21. Russie-Union Européenne: l’enjeu de voisinage commun, http://www.frstrategie.org/barreCompetences/approchesRegionales/Russie_UE_Voisins.pdf, s3

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top