Eksen Kayması Tartışmalarının Ortasında Bir Diğer Ülke: Ukrayna

Demet DURAN
02 Ağustos 2010
A- A A+

Türkiye’de son günlerde gündemi meşgul eden tartışmalardan biri de Türkiye’nin dış politikasında meydana geldiği ileri sürülen eksen kayması iddialarıdır. Bu iddiaların doğru olup olmadığı, Türk dış politikasında son dönemde gerçek bir kayma olup olmadığı tartışma konusu olmakla birlikte, eksen kayması fenomeni sadece Türkiye’ye özgü değildir.


Türkiye için bu gözlemlerde bulunan devletler ve uluslararası kuruluşlar, benzer bir kaymanın son günlerde Ukrayna dış politikasında da yaşandığını belirtmektedirler. (1)

 
Ukrayna için yapılan bu yorumlar Ocak 2010 başkanlık seçimleri öncesinde başlamıştır. Rus yanlısı bir propaganda kampanyası yürüten Viktor Yanukoviç, iktidara geldiği takdirde Ukrayna dış politikasına, Batı politikalarına ve Avrupa Birliği’ne daha yakın görünen Yuşçenko yönetiminden farklı bir yön getireceğini açıkça ortaya koymuştur. Ekonomik ve etnik etkenlere bağlı gelişen iç dinamiklerin seçimin kaderini etkilemesi sonucu sandıktan galip çıkan taraf Yanukoviç olmuştur. Bu noktada gelecek için pek çok tahmin yürütülmüş ve Yuşçenko’nun seçim sonrasında hangi adımları atacağı öngörülmeye çalışılmıştır. Ofiste ilk yüz gününü geride bırakan Yanukoviç, kampanyasında bahsettiği bazı projeler için girişimlerde bulunmuş ve Rusya ile Kırım üssünün kiralanması anlaşmasını 25 yıl daha uzatarak sözlerini eyleme dökme safhasına girmiştir. Peki, şimdiye kadar atılan adımlar ne anlama gelmektedir? Ukrayna’da beklenen eksen kayması yaşanmış mıdır? Avrupa Birliği ve Amerika ile ilişkiler ne yöne girmektedir? Ve en önemlisi Kiev’in Moskova eksenli tutumu Batı ile ilişkilerine zarar verecek midir?

 


Yeni iktidarın şimdiye kadarki eylemlerini ve verilen demeçleri yakından takip eden dış çevreler, Ukrayna dış politikasında beklenen eksen kaymasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini dikkatle izlemektedir. Özellikle Amerika ve sınır komşusu Avrupa Birliği için Ukrayna’nın dış ilişkilerdeki tutumu oldukça önemlidir. Ayrıca geliştirilen dış politikanın iç politika ile bağlantısı tartışılmaz bir gerçek olduğundan eksen kayması tartışmalarına girilirken iç dinamikleri de dikkate almak gerekmektedir. Bu çerçevede Ukrayna’nın; Rusya, NATO-Amerika ve Avrupa Birliği üçgeninde kendine seçtiği pozisyonu anlamak için olayları tarihsel gelişim süreci içerisinde incelemek uygun olacaktır.

 


Ukrayna’nın izlediği tarihsel süreç ve eksen kayması tanımı


Turuncu Devrim’den de hatırlanacağı gibi Ukrayna, tarih boyunca pek çok defa Batı ve Rusya’nın karşı karşıya geldiği bir nokta olmuştur. Rusya ile arasındaki tarihsel bağlar ve ekonomik çıkarlar ile Batı çevresinde gelişen demokrasi ve insan hakları gibi değerler her iki tarafla olan ilişkinin Ukrayna açısından önemini kanıtlar niteliktedir.

 


Ukrayna’nın 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesi Rusya’da farklı şekillerde algılanmıştır. Bazıları bağımsızlığı her iki tarafın da modernleşmesi için gerekli bir adım olarak görürken, bazıları bu bağımsızlığın gerçekliğine inanmamış ve Ukrayna’nın er ya da geç geri döneceğini düşünmüştür.(2) Fakat sonraları Turuncu Devrim’in gerçekleşmesi ve lider Yuşçenko’nun izlediği politikalar, Rusya ile bağların eskisi kadar kuvvetli olmadığını göstermiştir. Bu zaman dilimi içerisinde başkan Medvedev, görev süresi dolan Kiev’deki Rus büyükelçisinin yerine atanan Mikhail Zubarov’un gönderilmesini ertelemiş ve bunun Ukrayna’nın son zamanda izlediği anti-Rus dış politikalara karşı açık bir tavır olduğunu belirtmiştir.(3) Özellikle Gürcistan Savaşı’nın oluşturduğu gerginlik büyükelçi krizinin yaşanmasının altında yatan neden olarak görülebilir. Rusya, savaş sırasında Ukrayna’nın Gürcistan’a silah yardımı yaptığını iddia etmiştir. Fakat zamanın devlet başkanı Yuşçenko verdiği bir röportajda Ukrayna’nın Gürcistan ile savaş öncesi de silah ticareti yaptığını ve Gürcistan ile aralarındaki dayanışmanın uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yapıldığını ifade etmiştir.(4)  Bu olaylar çerçevesinde Medvedev diplomat krizi ile ilgili açıklama yaparken, Ukrayna ile Rusya arasındaki ilişkilerin Yuşçenko ve hükümeti tarafından bozulduğunu öne sürmüş ve geçmişteki bağların tamamen hiçe sayıldığını vurgulamıştır.(5)

 


Rusya ve Ukrayna arasındaki bu gergin ilişkiler, 2010 seçimlerinin iktidara getirdiği Yanukoviç’in göreve başlaması ile yepyeni bir safhaya girmiştir. İki taraftan da sıcak mesajlar veren demeçler medyada yer almaya başlamış ve bekletilen büyükelçi en sonunda 25 Ocak’ta Kiev’de görevine başlamıştır.(6) Bu durum akıllara Ukrayna’nın Rus etkisine kendini tamamen kaptırıp kaptırmadığı ve bu bağlamda eksen kayması yaşayıp yaşamadığı sorusunu getirmiştir. Bu sorunun cevabını daha iyi incelemek için dış politikada eksen kayması kavramına yakından bakmakta fayda vardır.

 


Dr. Cüneyt Gürer’e göre “eksen kavramı bir ülkenin işbirliği içerisinde olduğu ülke ya da ülkeler topluluğu ve uluslararası kuruluşlar ile geliştirdiği işbirliği ve ortaklıkları ifade etmektedir [...] Uluslararası politikaların oluşumunda sistemde belirgin bir aktör ve etki gücü oluşturan işbirliği mekanizmaları, çoklu ya da ikili ittifaklar, kurumsallaşmış rejimler, bölgesel ya da küresel hegemonyaya sahip bir devletin etrafında oluşan bloklar ve temelini kültürel ittifaklardan alan yapıları tanımlamaktadır”.(7) Buna ilaveten Gürer, eksen kayması için gerekli olan kıstasın, yapılan radikal değişimlere paralel olarak kurumsallaşmanın sağlanması ve değişimin sistematikleştirilmesi olduğunu ifade etmektedir. Buna örnek olarak, önceden yapılan anlaşmaların bozulması veya maddelere bağlılık gösterilmemesi, üyesi olunan kurumlardan ayrılmak veya daha önceden belirtilen ideolojiye ters düşen adımlar atmak verilebilir. Ukrayna için söz edilen eksen kaymasını da bu ölçütlere göre değerlendirmek gerekmektedir. Bu noktada şimdiye dek Ukrayna’nın hangi dış güçler ile ilişki kurduğundan çok, bu ilişkilerin birbirini nasıl etkilediğini gözlemlemek önemlidir. Hangi ilişkilerin güçlendirilmesi için hangi tavizlerin verildiği, tanımsal anlamda eksen kaymasının olup olmadığını ortaya koyacaktır.

 


Rusya, Ukrayna ve Batı Üçgeni


Yukarıda verilen tanım da göz önünde bulundurularak, öncelikle Rusya-Ukrayna ilişkilerine göz atılacak olursa, seçimlerin ardından Rusya ile ilişkilerini tamir etme yoluna giden Ukrayna’nın Batı’nın dikkatini çektiği görülecektir. Yuşçenko’nun NATO üyeliğinin aciliyet taşıyan bir konu olmadığını ve askıya alınmasında bir sakınca görmediğini belirtmesi bu konunun tamamen köşeye itilebileceğini akıllara getirmiştir. Bu noktada Batı’dan gelen tepki beklenenin aksine sert olmamıştır. Hillary Clinton, Ukrayna’ya NATO’nun kapılarının her zaman açık olduğunu ve Ukrayna’nın Rusya ile pozitif ilişkiler yürütmesinde de bir zarar görmediğini belirtmiştir.(8) Bu açıklamalar Obama’nın Rusya ile ilişkileri iyileştirme politikası ile paralellik göstermektedir. (9)

 

Özellikle NATO’ya üyelik tartışmalarının rafa kaldırılmasının nedenleri sorgulandığında sorunun hem iç hem de dış dinamiklerden etkilendiği açıkça görülecektir. Bilindiği üzere NATO’nun kurulma amaçları arasında İkinci Dünya Savaşı sonrasında SSCB’ye karşın güvenlik konusunda bir bütünlük kurmak bulunmaktadır. Bu göz önünde bulundurulduğunda Rusya’nın NATO’yu bir tehdit unsuru olarak değerlendirmesi yersiz değildir. Rusya, NATO’yu bu yönde değerlendirdiğinden, etkisi altında tutmak istediği ülkelerin NATO’ya üye olmasını olumlu karşılamamaktadır. Şimdiye dek bu konudaki tavrını açıkça yansıtmaktan hiç bir zaman çekinmemiştir. Başkan Medvedev, Doğu Avrupa’da NATO’nun yayılmasının bir ulusal tehdit kaynağı olarak görülebileceğini ve gerektiğinde askeri müdahalenin kullanılmasında bir engel görmediğini belirmiştir.(10) Fakat bunun yanında NATO’nun son yıllarda önemli yapısal değişiklikler geçirdiğini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Özellikle 11 Eylül sonrası terörizmin dünya üzerindeki etkisi ve güvenlik anlayışının yeniden şekillenmesi ile NATO’da görev tanımlamalarında değişiklikler yapmış ve Afganistan’a asker göndermesi ile de bunu kanıtlamıştır. Dolayısıyla, NATO’nun değişen karakterine uygun olarak Rusya’nın da NATO ile işbirliği yapmasının Rus çıkarlarına uygun olacağı söylenmektedir.(11) Her ne kadar Rusya henüz buna hazır değilse de özellikle bağımsızlık yanlısı Çeçenlerle mücadele kapsamında NATO ile benzer bir savaş verdiğini gelecekte fark edebilir ve bu durumda da Ukrayna, NATO üyeliğini tekrar gündemine almaktan çekinmeyebilir.(12)

 

NATO’ya katılmak konusunda kamuoyunun görüşü de oldukça önemlidir. Yapılan anketlerde özellikle Kırım bölgesindeki Rus kökenli halkın bu sürece girmeyi reddettiği rakamlarla açıkça ortaya çıkmıştır.(13) İktidara gelen Yanukoviç de kampanyası boyunca bundan bahsetmiş ve eğer NATO ile ilgili bir karar verilecek ise, bunun referandum ile çözüleceğini belirtmiştir. Hatta medyada eğer NATO ile üyelik gerçekleşecek olursa bir bölünmenin oluşabileceğine dikkatler çekilmiştir.(14)

 

Ukrayna’nın dış ilişkilerini değerlendirirken Batı ve Rusya biçiminde bir ayrım yapmak yüzeysel bir bakış olacaktır. Özellikle uluslararası kuruluşlar bağlamında değerlendirildiğinde, NATO ve Avrupa Birliği arasındaki yapısal farklılıkları ve bunlara bağlı olarak oluşan farklı tutumları anlamak önemlidir. NATO güvenlik ve savunma odaklı bir kuruluş iken AB, her ne kadar güvenlik ve savunma konusunda ilerleme kaydetmiş olsa da, ekonomik ve siyasi odaklı bir kuruluştur. Bu nedenle hem Ukrayna’nın hem de Rusya’nın AB’ye bakış açısı NATO’dan farklıdır. Başkan Yanukoviç, göreve geldikten sonraki ilk uluslararası ziyaretini Brüksel’e yapmış fakat bunun dış ilişkilerde simgesel bir anlam ifade etmeyeceğini de belirtmiştir. Yaptığı konuşmada, “Avrupa ile bütünleşme Kiev’in en büyük önceliğidir, fakat bu Rusya ile ilişkilere mani olmayacak şekilde gerçekleştirilmelidir”(15) diyerek Ukrayna’nın dış politika önceliklerini belirtmiştir. Rusya’nın AB temsilcisi Vladimir Chizhov da Rusya’nın, Ukrayna’nın AB’ye katılmasında bir sakınca görmediğini belirtmiş, AB ve NATO’nun aynı kefeye konulmaması gerektiğini ifade etmiştir.(16)

 

Öte yandan Avrupa, Ukrayna ile Rusya’nın yakın ilişkiler içerisinde bulunmasına çok sıcak bakmamaktadır. Bunun en güzel örneği de Ukrayna’nın Avrasya Ekonomik Topluluğu'na üye olmasına karşı gösterdiği tepkidir. Özellikle de Avrupa yanlısı iktidarlar döneminde, bu topluluğun ve bünyesinde oluşturulacak gümrük birliğinin, Ukrayna’nın AB ve Dünya Ticaret Örgütü ile olan üyelik ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebileceği dile getirilmiştir.(17) Bu sebeple Avrupa Birliği’nin, Ukrayna-Rusya ilişkilerinde kıskanç bir tavır sergilediği, ancak vaatlerini hiç bir zaman ekonomik destek ile hayata geçirmediği Rus basınında yer bulmuştur. (18)

 


Şüphesiz Ukrayna’nın son dönemde Rusya’ya dönük bir politika izlemesinin nedenleri arasında AB’nin oluşturduğu politikaların da rolü vardır. Özellikle 2004 yılında Avrupa Birliği’nin, Ukrayna’yı AB Komşuluk Politikası içine dâhil etmiş olması Ukrayna için büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. Mısır, İsrail, Cezayir gibi Avrupa’ya sınırı bulunmayan ülkelerin bulunduğu bu gruba dâhil olmak Ukrayna’nın AB’ye dahil olma umutlarını hiçe saymak olarak algılanmıştır.(19) Newsweek’e göre Avrupa Birliği Ukrayna’yı kaybetmiş, Ukrayna’nın tek isteği olan gelecekte üyelik ihtimalini Komşuluk politikası ile ortadan kaldırmıştır.(20) Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile ilişkilerini etkileyen bir diğer sebep de AB’nin Yunanistan krizine karşın uyguladığı politikadır. Ekonomik krizden ağır bir şekilde etkilenen Ukrayna, kendisini Yunanistan ile benzer bir durumda bulmuştur. Akgönenç, bu konuda “Yunanistan’ın durumunun ciddiyeti, AB ülkelerinin kendi üyeleri olan Yunanistan’a pek de yardıma hevesli olmamaları, hatta ancak çok ağır şartlarla yardım etmeye yanaştıkları, Ukrayna halkı tarafından dikkatle izlenmiştir. Ukrayna, üyesi bile olmadığı bir Avrupa’dan umudunu tamamen kesmiştir” vurgusunda bulunmaktadır.(21)

 

Ekonomik kriz konusunda Avrupa’dan herhangi bir destek bulamayan Ukrayna, bu açığı Rusya’dan gelen destek ile kapatmaya çalışmıştır. Kırım Anlaşmasının bu noktada önemi büyüktür. Yapılan anlaşma sonunda Ukrayna, Rus gazına % 30 daha az ücret ödeyecek ve bu gelecekteki on yılda yaklaşık 40 milyar dolardan fazla bir tasarruf sağlayacaktır. Böylece IMF’den kredi alımının da borçlardan kapanan yolu tekrar açılabilecektir.(22) Rusya’ya göre ise bu anlaşma mali değerinden çok simgesel olarak önemlidir. Başbakan Putin, “Dünyada daha çok paraya mal olan başka bir deniz üssü yoktur. Fakat bizim için önemli olan para değildir. Önemli olan Ukrayna ile girilen işbirliğidir” açıklamasında bulunmuştur.(23)

 

Her ne kadar Rus tarafı Kırım üssü anlaşmasının duygusal yanından bahsetse de, Kırım üssünün bölgesel güvenlik açısından önemi göz ardı edilemez. Özellikle Gürcistan savaşında Sivastopol limanın nasıl bir stratejik önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Yrd. Doç. Dr. Sait Yılmaz’a göre “Karadeniz Donanması, 2008 yılında Gürcistan’a karşı yapılan Rus harekâtında önemli işlevler edindi. Karadeniz’deki Rusya’ya ait Novorossisk limanı, Sivastopol gibi uygun körfezler içermediği için askeri anlamda ideal bir liman değildir. Rusya’nın Karadeniz donanması pek çok siyasi ve askeri stratejinin odak noktasıdır”.(24) Fakat bu stratejik önem, Ukrayna açısından bir dezavantaj olarak da görülebilir. Zira Rusya’nın buradaki varlığı Ukrayna’nın her zaman onaylamadığı politikalara zorlanmasına neden olabilir. Örneğin Rusya, Gürcistan savaşı sırasında askeri müdahale yapabilmek için bu üste gemilerini hazırlamış ve bundan Kiev’i haberdar etmemiştir. Bu konuda, her ne kadar Gürcistan, Ukrayna’ya karşı anlayışlı davrandıysa da gelecekteki bir dönemde Ukrayna aynı anlayışı her devletten göremeyeceği ihtimalini göz önünde bulundurmalıdır. (25)

 


Sonuç:


Tüm bu anlatılanlar çerçevesinde, Ukrayna’nın bağımsız ve gelişmiş bir ülke olabilmesi için, hem Batı hem de Rusya ile ilişkiler geliştirmesi gerektiği söylenebilir. Rusya ve Ukrayna arasındaki tarihsel ve etnik bağlar, ekonomik gelişmeye de katkı sağladığından oldukça önemlidir. Ancak aynı zamanda Ukrayna, bağımsızlığını korumak ve Turuncu Devrim’i gerçekleştiren halk kesimini memnun edebilmek için hem Avrupa hem de Amerika ile ilişkilerini iyi tutmak zorundadır. Bu bağlamda, şimdiye dek gerçekleşen siyasal hareketlenmeler de göz önünde bulundurulduğunda, Ukrayna’nın iki taraf ile ilişkilerini “ya biri ya diğeri” vizyonuyla gerçekleştirmediği ve gerçekleştiremeyeceği görülecektir. Tarihte en gelişmiş örneklerinden biri Osmanlı’da görülen “denge politikası” kavramının yansımaları Ukrayna dış politikasında da görülmektedir. Her iki tarafın çıkarlarını, Ukrayna’nın da faydasına olacak şekilde kullanabilmek yakın gelecekte Ukrayna’yı daha avantajlı duruma getirecektir. Özetle, Rusya’ya dönüş ve Batı’dan kopuş anlamına gelen eksen kayması kavramı, Ukrayna’nın şu anda izlediği politikayı tanımlamak için uygun değildir.

 

 

 


Kaynakça:


1. “Fule Warns of Divergence with Ukraine, Turkey.” Euroactiv. Erişim 10 Temmuz 2010. Bkz. http://www.euractiv.com/en/enlargement/fuele-warns-foreign-policy-divergence-ukraine-turkey-news-495782
2. Mikhail A. Molchanov (2002) “Political Culture and National Identity in Russian – Ukranian Relations”. Texas A&M University Press College Station . s.97.
3. “Medvedev delays sending Russian Ambassador to Ukraine” Erişim: 12 Temmuz 2010.
Bkz. http://en.rian.ru/world/20090811/155780433.html
4. “The Problems Began After the Orange Revolution -  Interview with Ukranian President Viktor Yushchenko” Erişim: 13 Temmuz 2010                                        Bkz. http://www.spiegel.de/international/world/0,1518,647401,00.html
5. “Medvedev delays sending Russian Ambassador to Ukraine” Erişim: 12 Temmuz 2010.
Bkz. http://en.rian.ru/world/20090811/155780433.html
6. “Ukraine-Russian ties thaw as new ambassador arrives in Kiev - at last” Erişim: 13 Temmuz 2010. Bkz.http://www.neurope.eu/articles/98776.php
7. Dr. Cüneyt Gürer. “Dış Politikada Eksen Kayması, Eksen Genişlemesi ve Yeni Bir Eksenin Oluşumu”. Erişim: 12 Temmuz 2010. USAK. Bkz. http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1553
8. Arshad Mohammed. “Hillary Clinton Tells Ukraine Door to NATO Open.” Reuters.  Erişim: 19 Temmuz 2010. Bkz. http://www.reuters.com/article/idUSTRE6605IS20100703
9. Ibid.10. Conor Sweeney. “Russia Names NATO expansion as national threat”. Reuters. Erişim: 20 Temmuz 2010. Bkz. http://www.reuters.com/article/idUSTRE6144LA20100205
11. Prof. Dr. Oya Akgönenç. “Ukrayna – Rusya 2010 Sivastopol Anlaşması: Karadeniz Güvenliği ve Türk – Rus İlişkileri”. Jeopolitik. Haziran’10. s. 9 – 11.
12. Ibid.
13.  “Ukrainians Opposed to NATO Membership – Yanukovych”. RIA Novosti. Erişim: 12 Temmuz 2010. Bkz. http://en.rian.ru/world/20100527/159184168.html
14. “Nyet to NATO in Crimea” Spiegel Online. Erişim: 12 Temmuz 2010.                                      Bkz. http://www.spiegel.de/international/europe/0,1518,545105,00.html
15. “Yanukovich Names Ukrainian Foreign Policy Priorities.” RT. Erişim: 14 Temmuz 2010. Bkz. http://rt.com/Politics/2010-03-01/yanukovich-eu-brussels-visit.html
16. Kostis Gerapoulos. “Russia – Ukraina Gas-for-Base Deal Good for the EU?” New Europe. Erişim: 12 Temmuz 2010. Bkz. http://www.neurope.eu/articles/RussiaUkraine-gasfor-base-deal-good-for-the-EU/100519.php
17.  “Presidential Administration Official: Ukraine not to Join Customs Union”. Kyiv Post. Erişim: 19 Temmuz 2010. Bkz. http://www.kyivpost.com/news/nation/detail/60687/
18. “Ukraine’s Foreign Policy: Turn to the West, Lie to the East.” RIA Novosti. Erişim: 13 Temmuz 2010. Bkz. http://en.rian.ru/analysis/20100302/158070616.html
19. Valeriya Shamray. (2009) “A Place in Europe: Ukraine Longing for the EU.” CIDOB. Erişim: 20 Temmuz 2010. Bkz.http://www.cidob.org/publicaciones/opinion/europa/a_place_in_europe_ukraine_longing_for_the_eu
20. “How Europe Lost Ukraine” Newsweek. Erişim: 14 Temmuz 2010.                                Bkz. http://www.newsweek.com/2010/01/21/how-europe-lost-ukraine.html
21. Akgonenc, agm, s.7.
22. Miriam Elder. “What Russia Gets From the Ukraine Gas Deal”. GlobalPost. Erişim: 11 Temmuz 2010. Bkz. http://www.globalpost.com/dispatch/russia/100429/ukraine-gas-viktor-yanukovych
23. Patrick G. Henry. “Russia, Ukraine Ratify Naval Base Accord in Swap for Cheap Gas”. Erişim: 12 Temmuz 2010. Bkz. http://www.businessweek.com/news/2010-04-27/russia-ukraine-ratify-naval-base-accord-in-swap-for-cheap-gas.html
24. Yrd. Doç. Dr. Sait Yılmaz. “Karadeniz’in Güvenliği ve Rusya – Ukrayna – Türkiye Üçgeni”. Jeopolitik. Haziran 2010. Sayı 75. s.25.
25. Natalia A. Feduschak and Kateryna Kobernik. “Critics Pounce on Deal to Let Russian Black Sea Fleet Stay in Crimea until 2042”. Kyiv Post. Erişim: 14 Temmuz 2010.       Bkz. http://www.kyivpost.com/news/nation/detail/64790/

Back to Top