“AB Yurttaşlığı”: Ulus-Devletler Avrupası’ndan Yurttaşlar Avrupası’na

Tülin YANIKDAĞ
31 Mayıs 2010
A- A A+

Lizbon Antlaşması’nın 1 Aralık 2009’da yürürlüğe girmesi ile birlikte AB, anayasa virajını dönmeyi başardı. Ancak Birliğin, kurumsallaşma yönündeki itici gücü konumundaki “derinleşme” perspektifi açısından kat edilecek daha çok yolu var. Ulus-üstü yapılanmanın yegâne örneği olmanın hakkını verebilmesi için AB’ye üye devletlerde yaşayan bireylerin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ulus-devletlerden ziyade, Birliğe aidiyetini ifade eden “AB yurttaşlığı” bilincinin arttırılması gerekmektedir.


Konunun önemine dikkat çeken isimlerin başında Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer gelmektedir. AB yurttaşlığı kavramına Fischer’in yapmış olduğu vurgu, 12 Mayıs 2000 tarihinde Berlin’de bulunan Humboldt Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği konuşmasının metninde gizlidir. “Konfederasyondan Federasyona: Avrupa Entegrasyonunun Tamamlanması Hakkındaki Düşünceler” başlığını taşıyan konuşmasında Fischer, Birliğin karşı karşıya olduğu sorunlar açısından altından kalkılması en güç olanının; “Ulus-devletlerin Avrupası’nın “Yurttaşların Avrupası’yla en uygun biçimde nasıl birleştirilebileceğini ana çizgileriyle ortaya koyması” olduğunu belirtmiştir (1).

 

1. Yurttaşlık ve Vatandaşlık Kavramı Ayrımı
Vatandaşlık; bir bireye uluslar arası ilişkilerde tanınmış olan ve o bireyi bir uluslar arası hukuk süjesi olan devlete bağlayan hukuki bağdır. “Sitede oturan kişi” anlamına gelen citos kelimesinden türetilen yurttaşlık ise;  vatandaşlığa nazaran hukuki bir içeriğe sahip olmayan ve uluslararası ilişkilerden ziyade içe dönük olarak bir bireyi yaşadığı ülke ya da topluma bağlayan felsefi ve medeni boyutu olan bir kavramdır. “Günümüzün modern demokratik devletinde evrensel yurttaşlık kavramı; oy kullanmak suretiyle siyasal karar alma sürecine katılabilmeyi ve birtakım medeni, toplumsal, kültürel ve ekonomik haklardan faydalanabilmeyi”(2) ifade etmektedir.


“Bir siyasal toplumun üyesi olarak bireyin sahip olduğu siyasal ve kamu haklarını kullanma yeteneği” olarak tanımlanabilen “yurttaşlık” kavramı ile vatandaşlık arasındaki farkı ortaya koyacak olursak; yurttaşlık daha belirsiz, vatandaşlığa nazaran daha zayıf bir hukuki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Yurttaşlık, kişi bakımından vatandaşlığa nazaran federal devletlerde olduğu gibi daha genişken; içerik bakımından daha belirsiz ve sınırlı bir içeriğe sahiptir. Vatandaşlık ya da uyrukluk ise “bir gerçek kişiyi uyruğunda bulunduğu devlete bağlayan hukuki bir bağ” şeklinde tanımlanabilir. Dolayısıyla vatandaşlık kavramı daha hukuki ve daha belirgin bir içeriğe sahiptir. (…) Tarihsel gelişime bakıldığında ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, yurttaşlık statüsünün orijinal anlamını kaybettiği ve vatandaşlık statüsüne döndüğü görülmektedir (3).


AET kurulurken, “kişilerin serbest dolaşımı” için yapılan düzenlemeler ile “AB yurttaşlığı” kazanının altı yakılmıştır. Bu adım bilinçli atılmış bir adım değildir. Burada serbest dolaşımla anlatılmak istenen, kişinin Birliğin başka bir ülkesinde iş bulup çalışmasıdır. Bu durum fiili (defacto) olarak üç kategori oluşturur:


1. Vatandaşlar
2. Yabancılar
3. Ara Kategori (yani başka bir ülke vatandaşı olup AET düzenlemesinden yararlananlar; üçüncü ülke vatandaşları)

 

2. AB’de Yurttaşlık Kavramı Çerçevesinde Yaşanan Gelişmeler
2. 1. Adonnino Komitesi
Haziran 1984’te Fountainebleau’da yapılan Avrupa Konseyi’nin sonunda, Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand, daha derin bir Avrupa bütünleşmesine ilişkin olasılıklar konusunda rapor hazırlamak üzere geçici bir komitenin kurulmasını teşvik etmiştir. Bu komitelerden birincisi, Avrupa bütünleşmesinin üye ülke vatandaşlarının gündelik hayatı üzerinde bariz etkileri olan öğretim, mesleki eğitim ve seyahat gibi yönlerini ele alacak, ikincisi ise AT’ nin siyasi, ekonomik ve kurumsal reformu hakkında tavsiyelerde bulunmak gibi birincisine nazaran daha da önemli bir görevi üstlenecekti. 1984 sonbaharında, devlet ve hükümet başkanlarının özel temsilcileriyle dışişleri bakanlarından oluşan iki komite kurulmuştur: Vatandaşlar Avrupa’sı Özel İhtisas Komisyonu ve Kurumsal İşler Özel İhtisas Komisyonu. Bu komitelerden birincisi, başkanlığını Peter Adonnino’nun yürütmesi sebebiyle “Adonnino Komitesi” olarak bilinmektedir. Komite, “Vatandaşlar Avrupası” başlığını taşıyan raporunda; sınır denetimlerinin basitleştirilmesi, seyahat özgürlüğünün arttırılması, küçük ebatlı posta gönderilerinde vergi muafiyeti sınırının kaldırılması, diploma ve sınavların karşılıklı olarak tanınması ve üye ülke vatandaşına başka bir üye ülkede ikamet ve çalışma izni verilmesi konularına ilişkin tavsiyeler içermektedir. Ancak, Adonnino Komitesi’nin yaptığı çalışmalar, Avrupa bütünleşmesinin 1980’lerin ortasındaki gelişimi üzerinde çok daha büyük bir etkisi olan Kurumsal İşler Özel İhtisas Komisyonu’nun çalışmalarının gölgesinde kalmıştır (4).

 

2. 2. AB Yurttaşlarına Tanınan Haklar
AB yurttaşlarına tanınan hakları incelediğimizde, Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması’nda sıralanan haklar ve yükümlülüklerin yanı sıra dört özel hakkın daha tanındığı görülmektedir. Bu dört özel hak;


a) Üye devletlerin toprakları üzerinde serbest dolaşım ve ikamet etme hakkı,
b) İkamet edilen üye devletin yerel seçimleri ile Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkı,
c) Uyruğunda olduğu devletin temsil edilmediği üçüncü ülkelerin topraklarında, herhangi bir üye devlet yetkililerinin diplomatik ve konsolosluk korunmasından yararlanma hakkı,
d) Avrupa Uzlaştırıcısı (Ombudsman) nezdinde şikayet hakkıdır (5).


Serbest dolaşım hakkı, sadece işçileri değil bütün vatandaşları kapsayan bir haktır. Bu bağlamda çok daha geniş bir kitleye hitap etmektedir. Daha açık bir ifadeyle, işçi olmayanlara da ikamet hakkı tanınmaktadır.


Maastricht Antlaşması ve ‘AB yurttaşlığı’ ile kazanılan hukuki ve siyasi haklar çerçevesinde, Avrupa nezdinde şikâyet hakkı ve Avrupa Parlamentosu’nda seçilme ve oy kullanma hakkı düzenlenmiştir.


AB yurttaşları, ulusal mahkemelere dava açabilirler; ulusal mahkeme de davayı karara bağlama ya da Adalet Divanı’na sevk etme yetkisine sahiptir. Ayrıca yurttaşlar, Komisyona şikâyette bulunabilir ya da Parlamentoya dilekçe yazabilir. Yine Maastricht Antlaşması ile Avrupa Parlamentosu’nun atadığı Ombudsman’a (AB Uzlaştırıcısı), kurumların kötü yönetimleriyle ilgili şikâyetlerini dile getirebilir. Parlamento seçimlerine katılma hakkı ile yurttaşlar, Birliğin geleceği ile alınacak karar ve yapılacak düzenlemelere doğrudan katılabilme ve AB içinde söz sahibi olarak aidiyetlerini geliştirme fırsatı bulacaktır.


Ayrıca serbest dolaşım ve ikamet hakkı ise, yurttaşların hem gündelik hem de mesleki hayatlarına yansıyan önemli bir düzenlemedir. Tüccarlar için AB sınırlarının bütünü bir pazar alanı oluşturmuş ve bu pazar içinde kendilerine yer edinen tüccarlar miktar sınırlaması olmaksızın ticaret yapma hakkına kavuşmuştur. Sermaye dolaşımı sayesinde sanayiciler, diğer üye ülkelerin kamu görevlileriyle eşit haklara sahip olmaları açısından iş adamlarının mesleki hayatına yönelik olumlu değişiklikler getirilmiştir (6).


Tanınan hakların yanı sıra Birlik yurttaşlarının da AB’ye karşı “yükümlülükleri” bulunmaktadır. Özgürlük, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, hukukun üstünlüğü gibi ilkeler üzerine kurulmuş olan Birlik, üye devlet uyruklarının ulusal kimliğine saygı gösterirken, üye ülkelere de Birlik Hukukundan kaynaklanan temel haklara saygı gösterme yükümlülüğünü getirmiştir. AB yurttaşlığının, Birlik yurttaşlarına getirmiş olduğu en belirgin yükümlülük budur (7).

 

2.3. Yurttaş Haklarının Savunulması
2007’de Bulgaristan ve Romanya’nın da katılması ile 27 üye devletten oluşan, “492.387.344” (8) kişilik nüfusa sahip olan AB’nin, yurttaşlarına tanıdığı haklarla ilgili olarak bu hakların savunulması konusunda birkaç yol vardır. Bunlar;


1. Ulusal mahkemelerde dava açma (dava ya ulusal mahkeme tarafından karara bağlanır ya da Avrupa Birliği Adalet Divanı’na havale edilir),
2. Komisyona şikâyette bulunma,
3. Parlamento’ya dilekçe verme (ATA md. 21 ve 195) şeklindedir.


Parlamento’nun yurttaşların özellikle sosyal güvenlik, çevre ve diplomaların tanınması gibi konularda şikâyetlerini inceleyen bir Dilekçe Komisyonu vardır. Şikâyet, Birlik kurumlarının kötü yönetimiyle ilgiliyse; yurttaş, Avrupa Parlamentosu’na atanan ombudsmana konu ile ilgili başvuruda bulunabilir (ATA md. 21 ve 195).
Burada altı önemle çizilmesi gereken husus; bir hakkın savunulabilmesi için öncelikle tanınan o hakkın “farkında olmak” gerekmektedir (9).

 

Sonuç
AB’ye üye olan tüm devletlerin yurttaşlarını kapsayan bir statü olan “AB yurttaşlığı”, Birliğin “ulus-üstü” yapısının önünde, açılması en zor olan “ulus-devlet” kapısının anahtarı olarak görülebilir. Ancak bu anahtarın kullanılması pek o kadar kolay olacağa benzemiyor.  Nitekim Birlik yurttaşlığının da temelinde yatan ve çözüme kavuşturulmayı bekleyen sorunlar mevcut.


Bu bağlamda üç temel sorundan bahsedilebilir. Sorunların birincisi, yurttaşlığın ulus-devletin geleneksel kalıpları içinde incelenen bir kurum olmasıdır. Oysaki bütünleşme kapsamında geleneksel sınırlarda kalınmayacağı açıktır. İkincisi, Avrupa Birliği'nin hukuki niteliği ve bütünleşme sürecine ilişkin varılması hedeflenen noktanın ne olduğudur. Eğer ulus-devletler klasik egemenlik haklarının birçoğundan vazgeçiyor, Avrupa yurttaşlığı yoluyla şimdiye dek yalnızca kendi yurttaşları için öngörülen siyasi hakları, diğer üye ülke yurttaşlarına da tanıyorlarsa, devletlerarası bir kurum olarak düşünülen Avrupa Birliği, bir süper devlete doğru mu evrilmektedir? Son olarak ise Avrupa Birliği'nin "yabancı" ve "öteki" diye nitelendirilebilecek unsurların saptanması konusunda, yabancı olma ölçütlerinin neye göre belirleneceğidir. Bu sorun, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşayan üçüncü ülke yurttaşlarının Avrupa kurumlarına yönelik taleplerinin de temelini oluşturmaktadır (10).


Öte yandan Birlik yurttaşlığının siyasal ve hukuki yönlerinin birbiriyle sıkı bir biçimde bağlı olduğu unutulmamalıdır. “Kavramın en önemli sonucu, federal devlet ile uluslar arası örgüt arasında bir ara siyasi topluluğun kurulmasına katkıda bulunmasıdır. Avrupa yurttaşlığının tanınması Avrupa siyasal federalizminin bir ilerlemesini yansıtmakla birlikte bu ilerleme sadece uzun vadedeki diğer gelişmelere yol açabilecek bir aşama veya ana kat olarak görülebilir”(11).


Çeşitli anketlerde “kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?” şeklindeki sorulara verilen yanıtların pek çoğu, bireylerin nüfus cüzdanlarındaki “uyrukluk” hanesinde yer alan ülkelerle kurdukları gerek hukuki gerekse manevi bağ olurken; “Avrupa yurttaşlığı” ikinci planda kalmaktadır. Keza Avrupa Parlamentosu için yapılan seçimlere katılım oranları ile Birliğe üye devletlerin ulusal parlamentoları için düzenledikleri seçimlere katılım oranları arasındaki fark, bunun bir göstergesidir. Bu durumun Birlik lehine dönüşmesinin yolu ise; AB coğrafyasında yaşayan bireylerin etnik, kültürel, ulusal vb. kimliklerinin yanı sıra kendilerini “Avrupalı” hissetmelerinden geçmektedir. AB ile birey arasında kurulacak “yurttaşlık” bağının kaderi, yurttaşlığın getirdiği haklar ve yükümlülüklerin daha açık bir ifadeyle, sağladığı avantajların bireyler tarafından öğrenilmesine ve özümsenmesine bağlıdır.

 

Notlar
(1) Jürgen, Habermas,  “Avrupa Topluluğu Neden Anayasal Bir Çerçeveye Gereksinim Duyuyor,” Cogito, S: 26, 2001, s. 82.
(2) Ayhan Kaya (2006), Avrupa Birliği Bütünleşme Sürecinde Yurttaşlık, Çokkültürcülük ve Azınlık Tartışmaları: Bir arada Yaşamanın Siyaseti, Türkiye’de Çoğunluk ve Azınlık Politikaları: AB Sürecinde Yurttaşlık Tartışmaları içinde, (Der.) Ahmet Kaya, Turgut Tarhanlı, 2. bs. ,İstanbul, Tesev Yayınları, s. 38.    
(3) Ercüment Tezcan (2002), Avrupa Birliği Hukuku’nda Birey, İstanbul, İletişim Yayınları, s. 19- 20.
(4) Desmond Dinan, AB Ansiklopedisi, Çev. Hale Akay, C.1, İstanbul, Kitap Yayınevi, 2005, s. 43- 44.
(5) Bkz. İKV (2005), AB ve Türkiye İlişkileri- Temel Kavramlar Rehberi, 3. bs. , İstanbul, s. 52.
(6) Esra Duyar, Avrupa’da Birlik Olmak: ‘AB Vatandaşlığı’, http://www.cu.edu.tr/insanlar/mceker
/avrupa%20birli%C4%9Fi%20hukuku/Avrupada%20Birlik%20olmak-vatanda%C5%9Fl %C4%B1k.doc, (Erişim Tarihi: 12 Mayıs 2010).
(7) A.e.
(8) Avrupa Birliği’nin nüfusu için bkz. https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/ee.html, (Erişim Tarihi: 14 Mayıs 2010)
(9) Moussis, a.g.e. , s. 189- 190.
(10) Ece Göztepe (2003), Yurttaşlığın Kamusal ve Ulusüstü Boyutu: Avrupa Yurttaşlığı ve Göçmen Forumu Örnekleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. : 52, S: 4, s. 241- 242.
(11) Tezcan, a.g.e. , s. 24.

 

Kaynakça
Dinan, Desmond (2005); AB Ansiklopedisi, Çev. Hale Akay, Cilt 1- 2, 2. bs., İstanbul, Kitap Yayınevi.

Duyar, Esra (t.y.); Avrupa’da Birlik Olmak: ‘AB Vatandaşlığı’, http://www.cu.edu.tr/insanlar/ mceker/avrupa%20birli%C4%9Fi%20hukuku/Avrupada %20Birlik%20olmak-vatanda%C5%9Fl %C4%B1k.doc (Erişim Tarihi: 12 Mayıs 2010).

Göztepe, Ece (2003); Yurttaşlığın Kamusal ve Ulusüstü Boyutu: Avrupa Yurttaşlığı ve Göçmen Forumu Örnekleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. : 52, S: 4, s.229- 248.

Gündoğdu, Yeşim (2004); “Avrupa Birliği Yurttaşlığı Avrupa Kimliği Sorununa Çözüm oluşturabilir mi?”, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, C. : 3, No:2, s. 11- 26.

Habermas, Jürgen (2001) ; “Avrupa Topluluğu Neden Anayasal Bir Çerçeveye Gereksinim Duyuyor,” Cogito, S: 26, s. 69- 84.

İKV (2005), AB ve Türkiye İlişkileri- Temel Kavramlar Rehberi, 3. bs. , İstanbul.

Kaya, Ayhan (2006); Avrupa Birliği Bütünleşme Sürecinde Yurttaşlık, Çokkültürcülük ve Azınlık Tartışmaları: Bir arada Yaşamanın Siyaseti, Türkiye’de Çoğunluk ve Azınlık Politikaları: AB Sürecinde Yurttaşlık Tartışmaları içinde, (Der.) Ahmet Kaya, Turgut Tarhanlı, 2. bs. ,İstanbul, Tesev Yayınları, s. 35- 63.

Moussis, Nicholas (2004); Avrupa Birliği Politikalarına Giriş Rehberi, Çev. Ahmet Fethi, İstanbul, Mega Yayınları.

Oder, Bertil Emrah (2006); Avrupa Birliği’nin Bölgesel Politikaları ve Vatandaşlık, Türkiye’de Çoğunluk ve Azınlık Politikaları: AB Sürecinde Yurttaşlık Tartışmaları içinde, (Der.) Ahmet Kaya, Turgut Tarhanlı, 2. bs. ,İstanbul, Tesev Yayınları, s. 262- 284.

Tezcan, Ercüment (2002); Avrupa Birliği Hukuku’nda Birey, İstanbul, İletişim Yayınları.

 

Back to Top