Fransa’da Burka Krizi

Öznur SARIKAYA
26 Mayıs 2010
A- A A+

Bir yıldır süren tartışma ve çalışmaların ardından Fransa Hükümeti, yüzü ve tüm vücudu tamamen örten burkanın kamusal alanda yasaklanmasını öngören kanun tasarısını 19 Mayıs’ta Bakanlar Kurulu’nun onayına sundu. Tasarı Bakanlardan geçse de görünen o ki daha çok tartışılacak.

 

İktidardaki UMP (Halk Hareketi Partisi) geçen yıldan beri burkanın yasaklanması için çalışmalarına başlamış ve konuyu kamuoyunun tartışmasına açmıştı. Tasarıya göre “hiç kimse kamusal alanda yüzü tamamen kapatan giysi” giyemeyecek. Motosiklet kaskı, güvenlik ve sağlık nedenleri dolayısıyla ve karnaval zamanlarında kullanılan maskeler bu yasağın dışında tutuluyor. Yasanın ihlali durumunda ilgili kişiye 150 Euro para cezası ve zorunlu “vatandaşlık stajı” yapması öngörülüyor. Ancak henüz bu ikisinin beraber mi uygulanacağı yoksa stajın para cezasının yerine mi koyulacağı netlik kazanmış değil. Tasarının en göze çarpan noktalarından biri burka giyene 150 avro ceza verilirken, kadınları burka girmeye zorlayan eşlerine 15.000 avro para cezası ile 1 yıla kadar varan hapis cezası öngörüyor olması.

 

Tasarı Bakanlar Kurulu’na sunulmadan önceki gün, oy birliği ile “ kadın - erkek eşitliğine ve onuruna saldıran her türlü radikal uygulamaya” karşı olunacağı yönünde bir meclis kararı alındı. Tamamen sembolik olan ve herhangi bir yaptırımı bulunmayan bu karar ana muhalefetin de desteğini aldı. Ancak bu kararın alınması tasarının çok rahat bir şekilde Meclis’ten geçeceği anlamına da gelmiyor. Hâlihazır da yapılan bu oylamaya komünistler, Sol Parti (Parti de gauche) milletvekilleri ve Yeşiller katılmadı. Ayrıca iktidar partisi kendi içinden bile fire verdi.

 

Tasarıya yönelik en olumsuz görüşlerden biri de burkayı kamusal alanda tamamen yasaklamanın “hukuki sağlam hiçbir dayanağının” olmadığını bildiren Danıştay’dan geldi. Ancak hükümet Danıştay’ın bu kararını es geçerek tasarıyı olduğu gibi Bakanlar Kurulu’na sundu. Sosyalist Parti söz konusu Meclis kararına destek vermekle beraber, hemen ardından Meclis’e, burka giymeyi sadece kamu hizmetlerinden yararlanırken kısıtlayan kendi yasa tasarısını sundu. PS ‘in bu tasarısı Danıştay tarafından da daha uygulanabilir bulundu. Hükümet tasarısının kanunlaşabilmesi için önce Temmuz başında millet meclisinin, sonra da Eylül’de Senato’nun onayından geçmesi gerekiyor. Ancak mevcut durumda tasarı kanunlaşsa dahi Anayasa Mahkemesi’nin iptali çok yüksek bir risk olarak görülüyor. Ana muhalefet partisi olan Sosyalist Parti (PS), Anayasa Mahkemesi’ne başvurmayacağını deklare etmiş olsa da hukukçular Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruların da yapılabileceğini göz önünde bulundurarak, konunun muhtemelen Anayasa Mahkemesine gideceğini ve bu durumda da mahkemenin büyük olasılıkla kanunun Anayasa’ya uygun olmadığı gerekçesiyle aleyhte karar verebileceğini ifade ediyorlar.

 

Bütün bu hukuki zorluklara rağmen Sarkozy tasarıdan geri adım atmayacağını ve gerekirse referanduma gidebileceğini söyledi. Peki, sadece çok küçük bir azınlık tarafından giyilen burka gibi uç bir uygulama yüzünden Sarkozy ve Hükümeti neden böyle bir riski göze alıyor ve aylardır kamuoyunu bu konuyla meşgul ediyor?

 

UMP milletvekillerinin sözcüsü Jean-François Copé bu soruyu, “Bu örtünün Cumhuriyet’in yüzünü örtmesine izin veremeyiz” şeklinde cevaplarken, iktidar partisinin kendi milletvekillerinden olan François Goulard dahi bu tartışmanın tamamen yapay bir tartışma olduğunu, kendisinin bu oyuna katılmayacağını ifade ediyor. Goulard siyasetin, önceliği olmayan konularla boşuna meşgul edildiğini söylüyor. Sol muhalefet ise daha da sertleşerek bunu “siyasi bir namussuzluk” (Racolage politicien) olarak nitelendirerek, kadın haklarını korumak bir yana ayrımcılığa ve dikkat dağıtmaya yönelik ek bir adım olduğunu ifade ediyorlar.

 

Hükümetin, Danıştay’ın tüm hukuki uyarılarına rağmen burkayı kamusal alanda tamamen yasaklamaya yönelik ısrarının ve yasağı kamu hizmeti ile sınırlandırması yönündeki önerileri dikkate almamasının altında bu tasarı ile kime nasıl bir mesaj vermek istendiğini aramak gerekir. Bilindiği gibi Sarkozy Devlet Başkanlığı’na geldiği günden beri ciddi ve toplumda çok da hoşnutluk yaratmayan pek çok ekonomik ve sosyal reforma imzasını attı. Mart ayında gerçekleştirilen bölgesel seçim sonuçları da gösterdi ki Sarkozy ve partisi halk desteğini önemli ölçüde kaybetti. Yapılan reformlar desteklenmedi. Bölgesel seçimlerin en önemli galibi ana muhalefet partisi ile şüphesiz aşırı sağcı Le Pen’nin Milli Cephe Partisi (Front National) oldu. Le Pen ve kızı bu seçimlerde artık Fransa siyasetinin bir parçası olduklarını ve önceki seçimlerdeki başarılarının sadece konjonktürel nedenlerle olmadığını, partilerinin ve politikalarının Fransız toplumu nezdinde bir karşılığı olduğunu ispatladılar. Merkez sağın giderek uçlara doğru kayması hiç kuşku yok Sarkozy’nin de söylemlerini bu kitleye hitap edecek şekilde yenilemesine neden olacaktır. Bu son burka tartışmalarında Hükümet’in bu kadar ısrarcı olması, Le Pen’e kaptırılan merkez sağ seçmenini yeniden kazanmak için yapılan bir hamle olarak değerlendirilebilir. Le Pen son bölgesel seçimlerde İslam’a ve Müslümanlara yönelik ağır bir dil kullanmış ve Fransa’nın giderek Müslümanlaştığı ve Cumhuriyet değerlerinin yok olduğu üzerine kurulu bir propaganda geliştirmişti.

 

Ancak, UMP milletvekilinin de ifade ettiği gibi ülkenin yaklaşık 2000 kişinin giydiği burkayı yasaklayıp yasaklamamak dışında çok daha ciddi sorunları var. Sarkozy ve hükümetin burka gibi aslında toplumun genelini çok da ilgilendirmeyen bir konu ile kamuoyunu meşgul ederek Fransa’nın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizi gündemin dışında tutma çabasını ne kadar daha sürdürebileceğini zaman gösterecek. Daha da önemlisi bu siyasetin ne kadar destek göreceği 2012 yılında gerçekleşecek başkanlık ve milletvekili seçimlerinde belli olacak.

 

Kaynak: Le Monde ve Le Figaro Gazeteleri

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top