Hazar Denizi Anlaşması ve Değişen Jeopolitik Dengeler

Dr. Elnur İSMAYIL
16 Ağustos 2018
A- A A+

Kazakistan’ın Aktau kenti, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonraki dönemde kıyıdaş devletler tarafından çözümü bir türlü bulunamayan Hazar Denizi’nin hukuki statüsünün belirlenmesi için toplantıya ev sahipliği yaptı. 20 yılı aşkın bir sürede taraf devletlerin üst düzey yetkililerinin katılımlarıyla farklı formatlarda denizin statüsünün belirlenmesi için görüşmeler gerçekleştirilmiş; fakat statünün belirsizliğinde teknik detaydan daha fazla, uluslararası ilişkilerdeki bölgesel ve küresel güçler arasındaki rekabetten etkilenen sorunlar önemli etken olmuştur. Ayrıca, bölge devletleri arasında da zaman-zaman yaşanan sorunlar denizin statüsünün belirlenme sürecini zora sokmuştur.   

 

Stratejik öneme sahip Hazar denizi üzerinde güç mücadelesi, tarihsel olarak değerlendirildiğinde Rusya’nın I Petro döneminde genişlenme politikaları ile başlamıştır. Safevi İmparatorluğu’nun zayıflaması sonucu Rusya ile imzaladığı Türkmençay Anlaşması’yla (1828) Rus İmparatorluğu’nun deniz üzerindeki egemenliği tartışılmaz hal almıştır. Çar Rusya’sının yıkılmasıyla Sovyetler Birliği ve İran arasında paylaşılan denizin hukuki statüsü 1921 ve 1940 senelerinde imzalanmış anlaşmalarla belirlenmekteydi. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Hazar Denizi kıyısında beş bağımsız devlet oluştu ki, denizin paylaşımı ile ilgili önceki dönemlerdeki şartların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği talebi ortaya çıkmıştır. Sorunun çözüme kavuşması ile ilgili 1992 yılından itibaren devam eden görüşmeler sonucunda Aktau Anlaşması imzalandı ve tüm mevcut sorunları çözmese de Hazar Denizi’nin statüsü belirlendi. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top