Takdim - Yumuşak Güç Savaşları

A- A A+

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Atilla Sandıklı, 12 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Strateji Araştırma Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen Siyasal Şiddet, Çatışma ve Terörle Mücadele Okulu’nda “Yumuşak Güç Savaşları” başlıklı takdimini gerçekleştirdi. Takdiminin girişinde Sandıklı, Yumuşak Güç Savaşları’nın teorik bir yaklaşım içermesi sebebiyle sunumunun yorucu geçebileceğini belirtirken; Soğuk Savaş sonrasında yaşanan devrimlerin, halk ayaklanmalarının, darbeler ve eylemlerin iyi okunabilmesi için olayların kuramsal bir çerçeve ile tanımlanması, anlamlandırılması ve açıklanabilmesinin son derece önemli olduğunu ekledi. Sandıklı, bu bağlamda Türkiye’de Gezi olayları, Mısır’daki darbe, Tunus’taki karışıklar ve Ukrayna’da yaşanan gelişmeler yumuşak güç savaşları kuramı çerçevesinde daha iyi analiz edilebileceğinin altını çizdi.

 

Sandıklı’ya göre; “Yumuşak Güç Savaşları, çıkarları çelişen ülkelerin birbirlerinin yumuşak güçlerini yok etmek, zayıflatmak için kendi yumuşak güçlerini kullandıkları bir mücadeledir. Yumuşak Güç Savaşları bir ülkenin yumuşak gücünün hızlı bir gelişme göstererek küresel ve bölgesel güçlerin çıkarlarını tehdit etmesi durumunda da meydana gelebilir. Hele hele yumuşak gücü hızlı bir şekilde gelişen ülkenin politikaları küresel ve bölgesel güçleri hedef almaya veya yumuşak gücüne zarar vermeye başlarsa yumuşak güç savaşlarının çıkması kaçınılmaz olur. Bu gelişmeler farklı devletleri tehdit ettiğinde bu devletler bir ittifak oluşturarak veya bir ittifak oluşturmadan ayrı ayrı, yumuşak gücü hızlı bir şekilde gelişen ülkeye karşı savaş açabilirler ve bu savaşı aynı anda uygulayabilirler. Bu çerçevede Yumuşak Güç Savaşları kavramsallaştırması meydana gelebilecek muhtemel olaylar hakkında farkındalık oluşturmakta ve bu olayların önlemesi için gerekli önlemler sunmaktadır.

 

Yumuşak Güç Savaşları’nda belirlenen hedeflere yönelik şiddet içermeyen mücadele yöntemi esas alınır. Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinden istifade edilerek uluslararası kamuoyu ve hedef ülke kamuoyları şekillendirilir. Ülke içindeki parçalanmış yapıdan ve kutuplaşmadan azami istifade edilir. Günümüzde direnişi gerektiği şekilde yoğunlaştırmak ve yaygınlaştırmak maksadıyla iki yüzden fazla şiddet içermeyen eylem türü bulunmaktadır. Siyasal iktidarın bu eylem türleriyle ölçülü ve dikkatli bir şekilde; çoğulcu demokrasi ve yönetişim prensiplerini göz önünde bulundurarak mücadele etmesi gerekir.”

 

Sunumunda Yumuşak Güç Savaşları’nın özelliklerine ve Yumuşak Güç Savaşları’nda başarı prensiplerine değinen Sandıklı; sivil toplum kuruluşlarının da bu tarz psikolojik savaş yöntemlerinde araçsallaştırılabildiğini, bazı kuruluşların ülke içindeki kutuplaşmaları derinleştirerek eylemleri istismar ettiğini belirtmektedir. Derinleşen kutuplaşmalar çatışma zeminleri oluşturabilmekte ve bu zemin büyük bir hızla ülke geneline yayılabilmektedir.

 

Ülke içindeki hassasiyetlerin istismarını engellemek için siyasal iktidarların çoğulcu demokrasi ve yönetişim prensiplerine net bir şekilde uyması gerektiğinin her zeminde altını çizen Sandıklı; bu prensiplerin toplumun her kesiminin siyasal alanda kendini anlatabileceği bir temsil alanı sağlayabileceğini belirtmektedir.

 

Konuşmasının sonuç bölümünde Sandıklı; Soğuk Savaş sonrasında yaşanan devrimleri, halk ayaklanmalarını, darbeleri ve eylemleri tanımlayabilmek, anlamlandırabilmek, açıklayabilmek ve muhtemel gelişmeleri öngörerek gerekli güvenlik önlemlerini alabilmek için Yumuşak Güç Savaşlarını, hedeflerini ve yöntemlerini araştırmamız gerektiğini vurgulamıştır. Sandıklı’ya göre kavramsal çerçevesi çizilmeye çalışılan güncel gelişmelerin daha iyi idrak edilebilmesi için, dinleyiciler nezdinde de Yumuşak Güç Savaşları çerçevesinde bir beyin fırtınası gerçekleştirerek olasılıkların tasavvur edilmesi gerekir.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top