Avrupa Komşuluk Politikası

A- A A+

2004 yılındaki on ülkeyi (Güney Kıbrıs, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya) kapsayan büyük genişlemeden sonra; Avrupa Birliği’nin sınırlarının ve dolayısıyla da komşularının değişmesi, Birliği sınırlarının güvenliğini sağlayacak ve komşularıyla ilişkilerini geliştirecek yeni bir politika arayışına itmişti. Bu kapsamda, Mart 2003’te Komisyon tarafından “Daha Geniş Avrupa-Komşuluk: Güney ve Doğu Komşularıyla İlişkiler İçin Yeni Bir Çerçeve” dokümanı hazırlanarak “Daha Geniş Avrupa Görev Gücü” oluşturulmuştur. 12 Mayıs 2004 tarihinde ise komşuluk politikasının temel belgesi niteliğinde olan “Avrupa Komşuluk Politikası Strateji Belgesi” yayımlamıştır.


 


Avrupa Komşuluk Politikası [AKP] esas olarak, AB’nin doğuya genişlemesi sürecinde olgunlaşmıştır. Amacı, AB’nin doğuya genişlemesinin neticesinde ortaya çıkacak yeni komşuluk ilişkilerini olumlu bir biçimde yönlendirmekti. [AKP] ayrıca, AB’nin güney kesiminde üye ülkelerinin yoğun göç baskısına maruz kalması üzerine, “Avrupa-Akdeniz Ortaklığı” başlığı altında, Akdeniz ve özellikle Doğu Akdeniz havzasındaki ülkeler için de uygulamaya konulmuştur.


 


Kendi coğrafyası üzerinde özgürlük, güvenlik ve adalet alanı tesis etmek isteyen Birlik için, kendi coğrafyasına yönelik yasadışı göç, artan sığınma talepleri, kadın-çocuk ticareti ve uyuşturucu trafiği en büyük sorunlardır. Ayrıca, ekonomik ve sosyal ilerlemesini sürdürebilmesi açısından AB’nin çözüm arayışı içinde olduğu, enerji sorunu da Avrupa Komşuluk Politikasının yürürlüğe konmasında bir diğer önemli etkendir. [AKP] kapsamındaki ülkelere baktığımızda, bu soruna çözüm sağlayabilecek kaynakların ya da coğrafi alanların merkezinde ya da merkezine yakın konumda oldukları gözlenmektedir.


 


[AKP]’ ye ilişkin somut çerçeveyi belirleyen Avrupa Komisyonu’nun Mart 2003’te (COM 2003 a) ve daha sonra Mayıs 2004’te (COM 2004) hazırladığı iki önemli rapora göre; AKP’nin kapsadığı ülkeler, Doğu’da Belarus, Moldova, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Güney’de Cezayir, Fas, Filistin Ulusal Yönetimi, İsrail, Libya, Lübnan, Mısır, Suriye, Tunus, Ürdün’dür. Birliğe üye adayı ülkelerle (Bulgaristan, Romanya ve Türkiye), ileride üyelikleri mümkün olan Batı Balkan ülkeleri bu listenin dışında tutulmuştur. İkinci Komisyon Raporunda, Rusya’yla AB’nin ilişkilerini, [AKP]’den ayrı olarak, ikili çerçevede ve Mayıs 2003 St. Petersburg Zirvesinde varılan anlaşma doğrultusunda yürütüleceği açıklanmıştır.


 


Özetle, komşuluk politikasının hedefi yeni bir genişleme değil, yeni komşular arasındaki bağların güçlendirilmesidir. Politikaların ana hedefi her iki tarafın da refah, istikrar ve güvenliğini artırılmasıdır. Bu hedefe yönelik politika kapsamındaki her bir komşu ülkenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, ülkelere özgü bir şekilde farklılaştırılmış projeler oluşturulmuştur. Bu projelerin ortak amaçları; ortak değerler ve çıkarlar çerçevesinde siyasi işbirliğini geliştirerek özgürlük ve demokrasinin yayılması, önemli boyutta ekonomik bütünleşme sağlamak ve ekonomik reform süreçlerini destekleyerek komşu ülkelerde refah düzeyini artırmaktır. Yine, Avrupa Güvenlik Stratejisi’yle de paralel olarak komşu ülkelerle kalkınma, çevre, silahsızlanma ve terörizm konularında ortak çalışmalar yürüterek, istikrar ve güvenliğin arttırılmasıdır.


 


Doğal olarak, komşuluk politikası normal ilişki seyrinden farklı özelliklere sahiptir. Öncelikle [AKP], AB’nin temel politika araçlarını daha yoğunlaşmış bir şekilde bir araya getirmekte, bu yolla ortaklığın geliştirilmesi için klasik dış politika yöntemlerinin ötesine geçilerek, komşu ülkelerdeki reformlara ve modernleşme süreçlerine daha fazla destek sağlanması olanağı getirmektedir. [AKP], mevcut ikili ilişkiler ile karşılaştırıldığında, daha fazla konuyu, daha derin biçimde kapsamakta, bu çerçevede Birlik, politika kapsamındaki komşu ülkeler tarafından atılan somut adımlara paralel olarak ekonomik bütünleşme ve daha yakın siyasi işbirliği önermektedir. Eşleştirme (Twinning) ve Teknik İşbirliği ve Bilgi Değişimi (TAIEX) gibi programlar komşu ülkelerin kullanımı için hazırlanmakta, bu politika  geliştirilen mali ve teknik yardımlarla desteklenmektedir. Ayrıca, komşuluk politikasına dâhil ülkelerin Avrupa pazarında daha çok yer almaları desteklenmektedir. Kısaca, uzun vadede AB ile uyuma yönelik olarak bu ülkelerin siyasi, iktisadi ve sosyal yapılarını modernize etmeleri hedeflenmektedir.


 


Komşuluk Politikası'nda, AB tarafından komşu ülkeler için ayrılan fonlar büyük önem taşımaktadır. 2000-2006 bütçe döneminde bölgesel olarak kullanılan  TACIS (Doğu Avrupa ve Rusya’ya yönelik), MEDA (Güney Akdeniz kıyıları), CARDS (Batı Balkan ülkeleri), EIDHR (Demokrasi ve İnsan Hakları Konusunda Avrupa Girişimi) gibi çeşitli mali ya da tematik programlar uygulanmaktadır. Tüm bu programlar 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren “Avrupa Komşuluk ve Ortaklık Aracı” adı altında oluşturulan ve komşuluk politikasının finansmanını sağlayan bir mali mekanizmanın çatısı altında toplanmıştır. Avrupa Komşuluk Politikası kapsamında, 2007-2013 dönemi için komşu ülkelere yaklaşık 12 milyar Euro mali yardım yapılması planlanmıştır.


 


Sonuç olarak: Avrupa Birliği için henüz yeni bir politika olan Avrupa Komşuluk Politikası, politik, sosyal ve kültürel anlamda farklı özelliklere sahip coğrafyalarda “iyi komşuluk” ilişkileri kurma amacındadır, ancak özellikle Ukrayna gibi AB üyesi olmak isteyen ülkelerden olumsuz tepkiler almakta gecikmemiştir.


 


Türkiye, Avrupa Birliği için aday ülke statüsünde olduğundan, Avrupa Komşuluk Politikası’nın dışında tutulmakta ancak Barselona sürecine dâhil bulunmaktadır. Avrupa Komşuluk Politikası, Barselona Süreci (1995) ile gelişen Avrupa-Akdeniz Ortaklığı (EUROMED) kapsamında, 2007-2013 zaman dilimi için öngörülen planlamalar ile devam etmektedir. Türkiye’nin AB’ye üye olması Avrupa Komşuluk Politikası’nı yeni ve sorunlu bölgelere doğru genişleteceğinden, bu politika Türkiye açısından da önemlidir. Türkiye üye olduğunda Güney Kafkaslar, Irak, İran ve Suriye AB’nin sınır komşuları haline gelecektir, dolayısıyla Türkiye’nin söz konusu komşu ülkelerle ikili ilişkileri oldukça önem kazanmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top