Avrupa Birliği İçindeki Rus Toprağı: KALİNİNGRAD

A- A A+

Yaklaşık 500 bin nüfusu, 215,7 km2 yüzölçümüne, sahip Kaliningrad bölgesinin uluslararası ilişkilerdeki önemi şüphesiz coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır. Kaliningrad, bugün Rusya Federasyonu’nun Rusya ile bağlantısı olmayan, Litvanya ile Polonya arasında, Baltık Denizi kıyısındaki toprağıdır. İkinci Dünya Savaşı’na kadar Almanya egemenliğindeki bölge (bu dönemde adı Königsberg idi)1945’ten sonra Sovyet Ordusu tarafından işgal edilmiştir. Kaliningrad sorunu SSCB’nin dağılması ile ortaya çıkmıştır. Hem Rusya’nın Baltık Filosunun burada bulunması hem de açık bir liman olması nedeniyle jeostratejik ve ticari öneme sahip Kaliningrad bölgesi, SSCB’nin dağılışından sonra kara bağlantısı bulunmamasına rağmen özerk (oblast) bir bölge olarak Rusya’ya bağlı kalmıştır.


Ancak, 1990’lı yıllar boyunca Rus otoriteler bu bölgeyi göz ardı etmiştir. Baltık Filosu’nun mürettebat sayısı önemli ölçüde azaltılmış, merkez komutanlığı Saint-Petersburg’a taşınmıştır. 1993 yılında AB ile Rusya arasında ticari köprü görevi görmesi amacıyla serbest ekonomik bölge ilan edilmiştir. Böylece, Moskova’dan bağımsız olarak kendi ekonomik kalkınmasını gerçekleştirecek “Baltık’taki Hong Kong” yaratılmaya çalışılmasına rağmen, Kaliningrad pek çok yasa dışı trafiğin (uyuşturucu, fuhuş, kaçakçılık, kaçak göç) merkezi haline gelmiş, yaşam standartları oldukça düşmüş, ciddi sağlık ve çevre sorunları (Sovyet döneminden kalan nükleer, kimyasal ve biyolojik silah atıkları) baş göstermiştir. Fakat Kaliningrad’ı AB’nin gündemine taşıyan bu sorunlar değil, 2004 yılındaki genişlemeden sonra bölgenin AB güvenliğine karşı oluşturduğu sorundur.


AB’nin 1 Mayıs 2004’te 10 yeni ülkeyi, üç Baltık ülkesi Letonya, Litvanya, Estonya dâhil olmak üzere Birliğe kabul etmesi Kaliningrad sorununu ortaya çıkarmıştır. Çünkü bu bölge AB üyesi ülkeler ve AB iç denizi haline gelmiş, Baltık Denizi ile çevrelenmiştir. Günümüzde Kaliningrad, Kıbrıs’ın yanısıra AB’nin yaşadığı en önemli sınır sorunlarındandır.


Moskova için AB’deki ayağı konumundaki bu bölge büyük önem taşımaktadır. Soğuk savaş sonrası, NATO ve AB’nin sınırlarına doğru genişlemesinden hoşnutsuz Rusya için Kaliningrad, bu bölgedeki Rus etkinliğinin arttırılması açısından bir sıçrama tahtası; Polonya ve Litvanya’nın iç işlerine müdahale edebilme ve dolayısıyla AB politikalarına müdahil olabilme potansiyeli taşıması açısından bir Truva atı görevindedir. Ayrıca, tüm Baltık bölgesinin NATO etkisine girmesinden çekinen Moskova için Kaliningrad, önemli bir askeri üs niteliğinde olup Baltık’taki politik ve askeri Rus varlığının garantisidir. Tüm bu stratejik önemi dışında, Kaliningrad bir Rus toprağıdır ve anayasası gereği Rusya kendi topraklarında vatandaşlarının serbest dolaşımını sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca, bu bölgenin anavatan ile bağlantısını tamamen kaybedip izole hale gelmesi, kendisi için bu kadar büyük öneme sahip bir toprak üzerinde yaşayan Rus halkın memnuniyetsizliğine yol açacak ve dolayısıyla AB etkisine girmesini kolaylaştıracaktır.


Yıllarca komünist tehdit altında yaşamış, tüm güvenlik stratejilerini bu tehdit üzerine oluşturmuş, dolayısıyla Rusya’ya hala temkinli yaklaşan AB için ise Kaliningrad öncelikle bir güvenlik sorunudur. Asya ve Doğu Avrupa’dan gelecek göçlerin geçiş noktasında bulunması nedeniyle bölgenin,  AB için oluşturduğu diger potansiyel sorun ise yasa dışı göçtür. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Müslümanların AB’ye göçünün engellenmeye çalışıldığı, ayrıca genişleyen Birlik içerisinde işsizlik sorunun arttığı bir dönemde, yasa dışı göçle mücadele AB için önem taşımaktaydı.


Özetle, Kaliningrad, genişlemiş AB için yabancı bir ülke sınırıydı ve sınırların kontrolü, vize ve göç politikası, ticaret ve Litvanya üzerinden transit geçiş konuları için yeni bir düzenleme gerekmekteydi. Kaliningrad halkının ve yerel otoritelilerinin isteği ise “Avrupa vizyonuna sahip bir Rus şehri“ haline gelmektir. Kaliningrad’ın Avrupa vizyonunun temelinde, Rusya tarafından işgal edilmeden önce 700 yıl boyunca Alman kültürü ve uygarlığı altında yaşamış olması bulunmaktadır ve şüphesiz, yedi yüzyıllık bir kültürü hiç iz bırakmadan silmek mümkün değildir.


Kaliningrad, ilk kez 2001 yılında AB genişleme politikası çerçevesinde bölgenin ekonomik, sosyal ve çevresel durumu konulu görüşmeler sırasında ele alınmıştır. Kaliningrad konusunda Varşova ve Vilnius ile ikili diyalogunu geliştirmek isteyen Rusya için en önemli gündem maddesi vize sorunuydu. Baltık ülkelerinin Schengen Antlaşması’na taraf olmasıyla Kaliningradlılar için vize sorunu ortaya çıkacaktı ve bu da Rusya için Avrupa’da yeni bir “duvar” anlamı taşımaktaydı. Bu nedenle, Rusya ülke sınırını Kaliningrad’a bağlayacak bir koridor kurulmasını ve Schengen anlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra Kaliningradlılar’a vize zorunluluğu konulmamasını talep etti. Haziran 2002’de Moskova’da yapılan AB-Rusya zirvesinde AB, Rusya’ya bazı ticari tavizler vermesine rağmen, Kaliningrad’tan Rusya’ya açılması düşünülen koridor gündeme alınmadı. Kasım 2002’de Rus hükümeti, Avrupa Komisyonu ile Kaliningrad’taki vatandaşlarının Litvanya üzerinden Rusya’ya giriş çıkışını kolaylaştırma amaçlı “Transit Kolaylık Belgesi” ’ni imzaladı. Belge pragmatik nedenlerle vize olarak adlandırılmamakla birlikte aslında Schengen vizesinin basitleştirilmiş ve ücretsiz şeklidir. Transit Kolaylık Belgesi’ni takiben 2003 yılında Moskova, Kaliningrad-Rusya arası uçuşlarda büyük indirime gidileceğini açıkladı. 2004 yılında ise AB ve Rusya, Litvanya üzerinden giden mallarda gümrük vergilerinin kaldırılması hususunda anlaştı.


Tarafların soruna daha ılımlı yaklaşmasında, özellikle Almanya, Polonya ve Litvanya ile olan ticaretin Kaliningrad için taşıdığı önem etkili olmuştur. Haziran 2005’ten itibaren Kaliningradlılar’ın Schengen’e tabi olmadan Litvanya üzerinden Rusya’ya vize ile gidebilme olanağı sağlanmıştır.


Ayrıca, 2008 yılında Rusya devlet başkanı Medvedev’in ABD'nin orta Avrupa'da bir füze savunma kalkanı oluşturma önerisine yanıt olarak Rusya'nın da batıdaki toprağı Kaliningrad'a füze yerleştireceğine ilişkin sözleri üzerine gözler yeniden bu bölgeye dönmüştü. Ancak Obama’nın ABD başkanı seçildikten sonra füze kalkanı konusunda geri adım atması üzerine Moskova da Kaliningrad’a füze yerleştirme planını askıya aldığını açıkladı. Yakın tarihteki bu olay, Kaliningrad’ın stratejik önemini ve ileride Rusya-AB-ABD ilişkilerinde tekrar sorun yaratma potansiyelini tekrar gözler önüne sermiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top