Demokratikleşme İçin Avrupa Birliği

Eren OKUR
15 Temmuz 2009
A- A A+

Demokratikleşme nin ve demokrasinin özümsendiği Avrupa Birliği’nde temel amaç insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin işletilmesidir. Bu tabloda Avrupa Birliği’ne girmek isteyen her devlet, AB’nin temel direği olan bu üç kavramı siyasal sisteminin merkez noktasına oturtmak zorundadır. Ayrıca Birliğin 1993’te kabul etmiş olduğu Kopenhag Kriterleri de bu kavramları güvence altına almış ve somutlaştırmıştır. İşte bu noktada kriterlere kısaca bakmak gerekmektedir;

 

1. Siyasi Kriterler: Aday ülke kurumlarında demokrasiyi güvence altına alacak istikrarı sağlamalı, hukukun üstünlüğünü, insan haklarına saygıyı ve azınlıkların korunması ilkelerini başarıyla yerine getirebilmelidir.


2. Ekonomik Kriterler: Aday ülke işleyen bir piyasa ekonomisine ve Birlik içindeki pazar güçleri ve rekabet baskısıyla baş edebilecek kapasiteye sahip olabilmelidir.

3. Birlik Müktesebatı (Acquis Communautaire): Aday ülke idari yapısını Avrupa Topluluğu yasalarına (müktesebatına) entegre etme kapasitesine sahip olmalıdır. Topluluk antlaşmaları altındaki bütün yasalar ve şartlar aday ülke tarafından kendi bünyesine uyumlaştırılabilmelidir.


Bu nokta itibariyle kriterlerin her birinin yerine getirilmesi ile uzun bir süreç içerisinde şekillenecek olan üyelik işlemleri, aday ülkelerde demokratik olgunluğu geliştirecektir. Bu da beraberinde insan haklarını, demokratik özgürlükleri ve siyasal gelişimi getirecektir. Ayrıca üyeliğin getirilerinden birisi de ekonomik ve idari istikrar olacaktır. Birliğin nihai hedefi olan siyasi bütünleşme noktasında ekonomik ve sosyal unsurlar önemli yer tutmaktadır ve bu iki unsur istikrarlı bir şekilde gelişmelidir.


Avrupa Birliği’nin amacını bu şekilde özetledikten sonra Türkiye’nin yapmış olduğu üyelik başvurusu ve sonrasında yaşanan süreç demokratikleşme noktasında, birliğin faydalarını ortaya koymaktadır. Demokratikleşme konusunda Türkiye AB için iyi bir rol modeli olabilmektedir. Avrupa Birliği üyelik sürecini uzun yıllardır devam ettiren Türkiye, bu yönde atmış olduğu adımlarla demokratikleşme anlamında büyük gelişim göstermiştir. Özellikle Kopenhag Kriterleri’nin anayasal güvenceye alınması ve uygulanmasını sağlayacak AB Uyum Paketleri’nin hayata geçirilmesi Türk demokrasisine çok önemli katkılar sağlamıştır.


1990’lı yılların koalisyon dönemlerinde yaşanan siyasi krizler, demokrasinin sorgulanması, zaman zaman engellenme girişimleri Türk toplumunu yeni bir arayışa yöneltirken Avrupa Birliği üyelik süreci bu arayışa cevap olabilecek niteliklere sahip olmuştur. Ülkede yaşanan siyasi ve ekonomik krizler, Türkiye’de Avrupa Birliği’ne üyelik için mutabakat ortamı yaratmıştır. Bununla beraber Türk Batılılaşmasının somut şekli olarak kabul edilen Avrupa Birliği üyeliği yönetici elit tabakada da kabul görmüştür. Bu ortamda gelişen süreç, Türkiye’de yıllardır söylenen fakat yüksek sesle dile getirilemeyen demokratikleşme arzusunu daha fazla gündeme getirmiştir.

Türk demokrasi tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı ilerleyen süreç uyum paketlerinin TBMM tarafından onaylanması ile güvence altına alınmıştır. Avrupa Birliği üyelik süreci ve paketlerin uygulamaya konulması somut olarak Türk demokrasisine katkılar sağlamıştır; Düşünce – ifade özgürlüğü, idam cezasının kalkması, üyelik sürecinde engel çıkartan 301. maddenin ve anadilde basın yayın, tv – radyo, eğitim yasağının kaldırılması, işkencenin ciddi yaptırımlarla cezalandırılması gibi hayata geçirilen unsurlar demokrasi yolunda küçük ama önemli adımlar olmuştur. Birliğe üyelik yolunda kaldırılan bu durumlar Türkiye’nin daha serbest bir ortama kavuşmasına sebep olmuştur.


Avrupa Birliği yolunda elde edilen demokratik kazanımlar Türkiye’de taraftar bulurken eleştirileri de üzerine çekmiştir. Demokratikleşme ile birlikte toplumun tüm kesimlerinin yavaş yavaş da olsa sistemin içine girmeye başlaması, kendisini siyasi sistemin sahibi olarak gören elit kesimleri rahatsız etmiştir. Bu durum ileri bir dereceye vardığında demokrasi dışı oluşumlar devreye girmeye çalışmış fakat toplum ve siyasi ortam demokrasi dışı unsurlara müsaade etmemiştir. Avrupa Birliği yolunda ilerleyen ve kazanacaklarının farkında olan Türkiye hem tüm yönetici katmanları ile hem de halkıyla demokrasi karşıtı grupların önünde yer almıştır. Bugün yaşanan süreçte Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde kabul edilenler Türkiye’de demokrasiyi güçlendirirken, bu yoldan sapan kişilerin serbest hareket etmesini engellemektedir. Son yıllarda yaşanan siyasi krizler büyük bir olgunlukla çözülme yolunda ilerlemektedir. Ayrıca toplumun rahat düşünmesine imkân verildiğinde yıllarca tartışmaktan çekindiği konuları tartışmaya başlaması, Avrupa Birliği’nin getirisi olan demokrasi açılımlarının göstergesi haline gelmiştir.

 

Son günlerde gündemde tartışılan konular da AB uyum paketleri ile ilişkilendirilebilmektedir. Demokrasi dışı oluşumların direk olarak sivil yargı tarafından yargılanacak olmasını kabul eden yasa değişikliği gerçekleştirilmiş ve AB yolunda önemli bir adım daha atılmıştır. Demokrasinin tam olarak oturması için hukukun üstünlüğü kavramı büyük önem taşımakta ve bu değişiklik ile de demokrasi dışı müdahalelerin önü kesilmektedir. Ayrıca hukukun üstünlüğü kavramı ile erklerin sınırları net belirlenebilecektir. Bu da demokratikleşme yolunda sınırları iyi çizilmiş bir mekanizma ortaya çıkartacaktır. Sınırları bulanık olan sistemde kurumlar iç içe geçerken, zaman zaman karşı karşıya gelmektedir. Tüm bunların engellenmesi için hukukun üstünlüğü hayata geçirilmeli ve kurumlar arasındaki görev ayrımı net olarak belirlenmelidir.

 

Bunların yanı sıra demokratikleşmenin getirmiş olduğu bir diğer önemli değişimde dış politikada göze çarpmaktadır. Soğuk Savaş dönemi boyunca korkuların egemen olduğu Türkiye, AB sürecinde komşularıyla ‘sıfır problem’ felsefesi ile hareket etmeye başlamış ve bölgesel bir güç konumu kazanmıştır. AB sürecinde kazanmış olduğu demokratik ortam Türkiye’yi bölgesinde çekim merkezi yaparken, güçlenmesine de katkı sağlamıştır. Yunanistan ile iyileşen ilişkiler, Suriye ile hiç olmadığı kadar birliktelik, Irak’ın Kuzeyi ile girişilen diplomatik temaslar ve Ermenistan ile diplomasi trafiği demokratik ortamın en somut dış politika yansımalarıdır.


Avrupa Birliği üyelik sürecinde kazanmış olduklarını iyi değerlendirebilecek potansiyele sahip Türkiye sistemini demokratik olarak dönüştürürken, bölgesinde çekim merkezi olmaya devam edecektir. Farklılıklarına tahammül edebilen ve artık hoş gören, ifadenin serbest olduğu, değişik tonlardaki renklerin uyumunun sağlandığı bir düzene sahip olacak olan Türkiye demokrasi kazanımlarını kaybetmek istemeyecektir. Avrupa Birliği yolunda önemli adımlar atan ve kazanan Türkiye uzun süredir iç sorunları sebebiyle bu noktayı ihmal etmektedir. Yapılması gereken Avrupa Birliği yolunda ilerlemeye devam etmektir.


Türkiye’nin ilerleyişi demokratikleşmedir. Demokratikleşme için ise Avrupa Birliği vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Back to Top