Arka Bahçe’de Süper Gücün Gölgesi: Venezüella-Kolombiya Gerginliği

Özgecan ŞAHİN
27 Ağustos 2010
A- A A+

20. yüzyılın son çeyreğinde dünya birçok gelişmeye sahne olmuştur. Bir yandan çatışmaya yatkın iki kutuplu sistem sona ererken, diğer yandan gelişen küreselleşmeye paralel olarak uluslararası politika aktörlerinde artış görülmüş, bölgesel bütünleşme hareketleri hız kazanmış, ülkeler arasında ekonomik ilişkiler derinleşmiş ve işbirliği için daha elverişli ortamlar ortaya çıkmıştır.

 

Yaygınlaşan demokrasiyle diyalog olanaklarının artması, ticari ilişkiler, karşılıklı ekonomik, siyasi ve kültürel etkileşimin ülkeleri çatışmadan ziyade işbirliğine itmesi beklenmiştir. Ancak yaşanan gelişmeler bu beklentileri bir ölçüde hayal kırıklığına uğratmıştır. Küresel anlamda silahlı bir mücadelenin veya dünya savaşının yaşanmadığı Soğuk Savaş sonrası dönemde bölgesel çatışmalar artmıştır. Ülkelerin geliştirdikleri ekonomik ilişkiler ve bölgesel örgütlere ortak üyelik kimi zaman gerginliği engellemeye yetmemiştir. Öte yandan sistemin başat güçleri arasında nüfuz mücadelesi de devam etmiştir.

 

Temmuz 2010’da Venezüella ve Kolombiya arasında yaşanan gerginlik bu sürecin en yeni örneğidir. Kolombiya hükümetinin Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu (FARC-EP) militanlarının, Venezüella topraklarında saklandığını iddia etmesi üzerine, komşu iki ülke arasında gerilim baş göstermiş ve diplomatik ilişkiler 22 Temmuz’da kesilmiştir. Her ne kadar yapılan görüşmeler sonucunda ilişkiler 19 gün sonra tekrar başlatılmışsa da geçmiş deneyimlerden hareketle, söz konusu sorunun iki ülke ilişkileri üzerinde uzun süre belirleyici olacağı tahmin edilmektedir. Öte yandan aralarında ortak tarihi değerler, önemli ticari ilişkiler ve aynı zamanda göçmen nüfus gibi iki ülkeyi işbirliğine iten etkenlerin bulunmasına rağmen, Venezüella ve Kolombiya’yı diplomatik ilişkilerini kesme noktasına getiren faktörler nelerdir?

 

Gerginliğin Görünen Sebebi: FARC
Kolombiya uzun yıllardır Marksist gerillalarla mücadele etmektedir. Özelikle Alvaro Uribe, başkanlık seçimlerini kazandıktan sonra, 2003 yılında geliştirdiği “demokratik güvenlik politikası” çerçevesinde bu mücadelesine hız kazandırmıştır. Ancak bu mücadele sadece ülkenin iç politikasıyla sınırlı kalmamış, zaman içinde dış politikasını da etkileyen bir mesele haline gelmiştir. Öyle ki bu politika çerçevesinde ülke zaman zaman komşu ülkeleri Ekvator ve Venezüella ile gergin ilişkiler yaşamıştır. Bu nedenle Temmuz 2010 sonunda yaşanan gelişmelerin ilk akla gelen sebebi FARC gerillalarına karşı mücadeledir.

 


Bağımsızlığını kazanmasından itibaren şiddetin eksik olmadığı bir tarihe sahip olan Kolombiya sekiz iç savaşa, ondört yerel çatışmaya, sayısız sivil ayaklanmaya sahne olmuş, Ekvator ile iki savaş ve üç askeri darbe yaşamıştır. Bu şiddet ortamı ülkede gerilla hareketlerinin ortaya çıkmasına elverişli bir ortam yaratmıştır. Bağımsızlığından itibaren ülke siyaseti, genel olarak muhafazakâr ve liberal partinin siyasi rekabeti çerçevesinde gerilimli bir atmosferde devam etmiştir. Devletin niteliğinden yönetim tarzına, toprak dağılımından ekonomik açılımlara kadar birçok temel başlık üzerinde ciddi bir çatışma içinde olan bu iki parti arasında 1850’lerde başlayan çatışmalar 1899’a gelindiğinde iç savaş hâlini almıştır. (1) 1899-1902 arasında “Bir Gün Savaşı” olarak anılan iç savaşta birçok kişi ölmüş ve savaş sonunda mücadeleyi kazanan muhafazakâr parti 1948’e kadar ülkeyi ağır bir baskı rejimiyle yönetmiştir. 1920’lerde ülkenin sanayileşmesine paralel olarak artan işçi grevleri karşısında, ordu, 1928’de Cienaga’daki muz işçilerine karşı yaptıkları gibi, birçok kez şiddetli müdahalelerde bulunmuştur.(2) Bu dönemde hükümete karşı tüm muhalif güçler Liberal Parti içinde toplanarak 1948’de seçimi kazanması kesin gözüyle bakılan Bogota valisi Jorge Eliecer Gaitan’ı aday göstermişler, ancak Gaitan’ın öldürülmesi ile liberallerle muhafazakârlar arasında güçlükle korunan siyasi dengenin büsbütün bozulması üzerine halk yığınları galeyana gelmiştir. Hükümet Bogota’da süren çatışmaları şiddetli bir biçimde bastırmıştır. Bogozoto adı verilen bu olaydan sonra ülke, 1948-1958 yılları arasında hüküm sürecek olan “la violencia” (şiddet) dönemi olarak anılan iç savaşa sahne olmuştur.

 


Komünist Partisi her ne kadar iç savaş sırasında aktif rol almasa da mevcut istikrarsız durumdan faydalanmış ve köylülerden oluşan askeri bir örgütlenme kurmuştur.  Her ne kadar 1953 yılında General Gustavo Rojas Pinilla iktidarı ele geçirip barış önerisinde de bulunsa, Komünist Parti bu çağrıya uymamış ve mücadele etmeye devam etmiştir. 1956 yılında muhafazakârlarla liberaller barış masasına oturmayı kabul etmiş ve Milli Cephe’yi meydana getirmişlerdir. Nöbetleşe hükümet sistemine göre de 1958 cumhurbaşkanlığı seçiminde liberaller iktidara gelmiş ve gerillalara karşı mücadeleye başlamışlardır. (3) Her ne kadar hükümet güçleri gerilla ile mücadelesinde başarılı olsa da halk içindeki yaygın hoşnutsuzluk, Komünist Parti’nin temellerini attığı söz konusu gerilla hareketinin, 1960’lı yıllarda Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu (FARC-EP) ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN)’nun çatısı altında örgütlenmesine uygun ortamı sağlamıştır. (4)

 


Bugün FARC, Kolombiya topraklarının büyük kısmında etkin olan ve ülkenin en büyük ve en organize direniş örgütüdür. Kolombiya hükümetine göre 2001’de 60 bin kadar mensubu olduğu tespit edilmişken, ABD resmi kaynaklarına göre bu sayı 2008’de 9 bine inmiştir. ELN ise mensup sayısı 2,200 ile 3,000 arasına olan daha küçük bir örgütlenmedir. Her iki örgütlenme de ABD’nin ülkedeki etkisine, ülkedeki gelir eşitsizliğine, özelleştirmeye, çokuluslu firmalara ve sağ kanadın şiddetine karşı olduklarını beyan etmektedirler.

 


1980’lerin başından itibaren FARC, ülkedeki uyuşturucu ticaretini ele geçirmeye başlamıştır. 1980’de Kolombiya’da üretilen kokainin %80’i FARC gerillalarının kontrolü altındaki bölgelerde gerçekleşmiştir. ABD Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre FARC, 2006 yılında dünya kokain üretiminin %50’den fazlasını elinde tutmakta ve yine ABD mali 2009 raporuna göre Kolombiya’dan ABD’ye ihraç edilen kokainin %60’ı FARC kaynaklarından gelmektedir. (5)

 

Gerilla hareketini ve uyuşturucu ticaretini önlemek için ABD desteğiyle hükümet harekete geçmiştir. Bir yandan 1970’lerden itibaren kontrgerillaların oluşmasına izin verirken, ki bunun ilk örneği 1970’lerde büyük toprak sahipleri ve FARC’ın etkili olduğu bölgelerde yaşayan zenginlerin topraklarını, mülklerini ve kendilerini korumak amacıyla paralı askerler yetiştirmesidir, diğer yandan FARC gerillalarıyla barış görüşmelerine başlamıştır. Aslında hükümet ile FARC arasında barış görüşmeleri 1980’den beri gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Örneğin Ekim 2006 yılındaki görüşmeler sonrasında rehine-tutuklu değiş-tokuşu gerçekleşmişse de tam bir ateşkes hâlâ sağlanabilmiş değildir.  Bu çerçevede hükümet 28 Mart 1984’te FARC militanları ile ateşkes antlaşması imzalasa da çatışmaların devam etmesi üzerine hükümet kontrgerillalara desteğini arttırmıştır. 1987 Eylülünde Kolombiya İçişleri Bakanı ülkede 140 paramiliter grubun olduğunu belirtmiştir. (6)

 

Ancak kontrgerilla örgütlenmeleri ülkedeki istikrarsız durumu çözmek yerine derinleştirmiştir. Kontrgerilla saldırıları sonucu FARC’ın 1985’te oluşturduğu yasal hareket Vatansever Birliği’nin birçok üyesi öldürülmüştür. Üstelik BM Uyuşturucu Kontrol Programı Kolombiya Temsilcisi Klaus Nydlholm 8 Mayıs 2001’de gazetecilere kontrgerillaların FARC militanlarından daha fazla uyuşturucu ticaretine bulaştığını belirtmiştir. Dolayısıyla bir yandan kontrgerilla, Kolombiya’da yaşanan çatışmaların baş aktörlerinden biri halini alırken(7) diğer yandan uyuşturucu ticaretinden rant sağlayan gruplar haline gelmiştir. (7) Tüm bunların yanında bu güçler, 2003’ten bu yana Venezüella sınırlarına girerek saldırılarda bulunmakta ve iki ülke arasında gerginliğin doğmasına neden olmaktadır. Üstelik bu gerginlik iki ülke ile sınırlı kalmamaktadır. 1 Mart 2008’de Kolombiya, komşu ülke Ekvator topraklarına girip bir FARC kampını basarak aralarında örgütün iki numaralı yöneticisi Raul Reyes'in de aralarında olduğu 20 kişiyi öldürmüş, bu olay Ekvator, Kolombiya ilişkilerini krize sokmuştur.

 

Bugün FARC, ABD’nin terörist örgütler listesinde bulunmaktadır. Venezüella ise Ocak 2008’de FARC ve ELN’yi terörist grup olarak nitelendirmeyi reddetmiş, onun yerine savaşçı örgüt statüsü tanımıştır. Bugün ABD ve Kolombiya, Venezüella hükümetini FARC’a destek vermekle suçlamaktadırlar. Örneğin 2008 operasyonundan sonra Kolombiya hükümeti, Venezüella’nın FARC’a 250 milyon dolar verdiğini kanıtlayan belgeler bulduğunu iddia etmiş, Venezüella hükümeti ise bunu reddederek söz konusu paranın barış müzakereleri için olduğunu belirtmiştir. Öte yandan gerginlik bununla da sınırlı kalmamış, Temmuz 2008’de Kolombiya hükümeti Venezüella’yı askeri materyal desteği yapmakla da suçlayınca Venezüella bu ülkeyle diplomatik ilişkileri dondurduğunu açıklamıştır. (8)

 

Mevcut çatışmalarda tarafsız olduğunu vurgulayan Chavez, Şubat 1999’da Kolombiya hükümeti ile gerilla güçleri arasında barış görüşmelerine arabulucu olmayı teklif etmiştir.(9) Bugün de arabulucu faaliyetlerini gayri resmi olarak sürdürse de Kolombiya hükümeti, Chavez’in bu faaliyetlerini resmi olarak tanımamakta, Chavez hükümetini arabuluculuk maskesi altında gerillalara yardım etmekle suçlamaktadır. (10)

 

Gerginliğin temel nedeni: ABD’nin bölge politikası
İki kutuplu sistemin bitmesi ve yukarıda bahsedildiği gibi uluslararası politikada daha fazla aktörün etkin rol üstlenmesi, Soğuk Savaş’ın başat aktörlerinin nüfuz kaybına uğradığı anlamına gelmemelidir. Öyle ki sistemin başat güçleri nüfuz politikalarına bu dönemde de devam etmişlerdir. Nüfuz ve başat güç denince akla gelen ilk bölgelerden biri Amerika Birleşik Devletleri’nin “Arka Bahçesi” olarak tanımlanan Latin Amerika coğrafyasıdır. 1828 Monroe Doktrini ile başlayan ABD’nin bölgedeki varlığı, 1845’te Teksas, 1848 Kaliforniya ilhakını takiben 1898 Küba müdahalesi ile güneye doğru yayılmasıyla devam etmiştir.  ABD’nin bölgedeki yayılmacı politikası Başkan’ın 1901’de ortaya attığı Kalın Sopa (Big Stick) politikasıyla perçinlenmiştir. Kıtaya Amerikan müdahalesi 1912’de Nikaragua, 1914’de Haiti, 1916’da Dominik Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki müdahaleleriyle sürmüştür.

 

Amerikan yönetimi zamanla güney ülkelerine doğrudan müdahale yapmak yerine Amerikan yandaşlarının iktidara gelmesini destekleyen bir politika benimsemiştir. Ancak ABD’nin bölgedeki tartışılmaz hâkimiyeti Küba Devrimi ile sekteye uğramıştır. Hegemonyasını tehlikeye sokacak sol akımların kıtada yayılmasını önlemek için, ABD bölge ülkelerine yönelik politikasını sertleştirmiştir. Yandaş güçlere askeri yardımını artırmıştır. (11) Latin Amerika ülkelerinde Amerikan yanlısı askeri darbelerin gerçekleştiği bu yıllarda, ABD arka bahçesindeki etkinliğini pekiştirmiştir. Şili’de 1973’de sosyal demokrat Salvador Allende yönetimine son veren Amerikan yanlısı General Pinochet’in askeri darbesi en bilinen örnektir.



Bununla birlikte 20. yüzyılın sonundan itibaren yaşanan gelişmeler, ABD’nin “Arka Bahçesi” olarak tanımlanan bölgede Amerikan karşıtı oluşumlara hız kazandırmıştır. Arjantin ve Brezilya halklarının neo-liberalizm karşıtı propaganda yapan sol iktidarları göreve getirmesi, Şili’de ve Arjantin’de askeri cunta dönemi sorumlularının yargılanmaya başlanması, Ekvator’da ve Guatemala’da yine tarihi köklere sahip sol doktrinlerin iktidarı alması(12)  başat gücün Arka Bahçesinde çıkarlarıyla uyuşmayan gelişmelerdir.

 

Aslında süper gücün dikkatini, yukarıda sayılan ülkelerden ziyade bölgede Amerikan karşıtlığı bayrağının taşıyıcısı Venezüella çekmektedir. 1998 yılında Amerikan karşıtı hareketin yeni önderi Hugo Chavez’in iktidara gelişi, ABD açısından Küba devrimi gibi önemli bir rahatsızlık doğurmuştur. İktidara gelmesinden itibaren Hugo Chavez bir yandan bölgede Amerikan karşıtlığının meşalesini yakmış, hem petrol şirketlerini kamulaştırarak Amerikan firmaları aleyhine girişimlerde bulunmuş, diğer yandan da süper gücün çıkarlarına aykırı biçimde Rusya ve Çin ile askeri antlaşmalar imzalamaya başlamıştır. Bu tehlike karşısında ABD bir yandan Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez karşıtı politikaları desteklerken, diğer yandan Kolombiya ile ilişkilerini güçlendirmiştir.

 

Bugün Venezüella ile Kolombiya arasında yaşanan gerginliğin temel nedeninin ABD-Kolombiya ilişkileri olduğu zannedilmektedir. ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki olan Kolombiya için ABD hem önemli bir ticari ortak hem de bütçesine yardım sağlayan kaynaktır. 1970’den itibaren Amerikan firmaların yatırım yaptığı Kolombiya için esas dönüm noktasını Kolombiya Planı oluşturur. 1999 yılında uyuşturucu ve uyuşturucu ticaretinin büyük bir kısmını elinde tutan gerillalarla mücadele için ortaya atılan plan çerçevesinde ABD ülkeye 5 milyar dolardan fazla para aktarmış, bunun karşılığında da Kolombiya hükümeti topraklarında yedi tane Amerikan üssünün kurulmasına izin vermiştir. Komşusunun, kıtanın emperyalist gücü olarak gördüğü ABD ile böyle bir anlaşma imzalamasını Venezüella hükümeti kendine tehdit olarak algılamış ve bölgeye istikrarsız getireceğini belirtmiştir. Nitekim anlaşmanın imzalanmasından bir süre sonra da iki ülke arasında gerginlik meydana gelmiştir. (13)

 

Sonuç
Uluslararası politikada güç mücadelesi ve çıkar aktörlerin davranışlarını belirleyen en önemli etkenlerdendir.  Aktörler arasındaki mücadele sistemin izin verdiği ölçüde doğrudan açık çatışma şeklini alabildiği gibi nüfuz politikaları ile dolaylı bir nitelik de kazanabilmektedir. Bu doğrultuda sistemin başat güçleri, ulusal çıkarları için hayati olarak tanımladıkları bölgelerdeki etkinliklerini kaybetmemeye çalışırlar. Üstelik bu güçlerin varlığı, zaman zaman sistemin daha küçük aktörleri arasında işbirliği olanaklarını bile bertaraf edebilir.

 

İşte, Simon Bolivar’ın Büyük Kolombiya’sının iki ülkesi Venezüella ve Kolombiya arasında ortak tarihi değerler, önemli ticari ilişkiler ve aynı zamanda göçmen nüfus bulunmaktadır. Venezüella, Kolombiya’nın ABD’den sonraki en büyük ikinci ticari ortağıdır. İki ülke arasında yıllık 7 milyar dolarlık ticari ilişkiler iki ülkenin de lehinedir. Venezüella’nın önemli petrol kaynakları bir yandan Kolombiya’nın enerji ihtiyacı için önemliyken öte yandan Kolombiya’nın ucuz gıda ve sanayi ürünleri de Venezüella için önemlidir.(14)

 

Ayrıca Venezüella’da önemli bir Kolombiyalı göçmen varlığından bahsedilebilir. 1970’lerden beri süren bu göçler sonucu Caracas’taki Kolombiya elçiliğinin verdiği bilgilere göre Venezüella’da 700.000 civarında Kolombiyalı yaşamaktadır. Kimi makamlar 28 milyonluk nüfusu olan Venezüella’da bu miktarın çok fazla olduğunu iddia etmektedir. (15)

 

Ancak işbirliği için mevcut etkenlere rağmen, bölgede Venezüella-Kolombiya ilişkilerinin belirleyici aktörü ABD’dir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri, Venezüella hatta Ekvator’dan tepki alınacağını bile bile demokratik hukuk devleti olarak tanımladığı Kolombiya’da kontrgerillaya destek sağlamakta, hem de bu ülkede askeri üsler edinmektedir. Bu nedenle gelecekte de bölgede Venezüella-Kolombiya ilişkilerinin olumlu bir atmosferde süreceğinden bahsetmek pek mümkün gözükmemektedir.

 

Dipnotlar:

1. “Kilit Ülke Kolombiya”
http://www.mavidefter.org/index.php?option=com_content&view=article&id=321:kilit-uelke-kolombiya&catid=34:latinamerika&Itemid=67

2. Sohan Sharma- Surinder Kumar “ Kolombiya: Venezüella’ya Müdahale için Bir Kukla Ülke”, Sibel Özbudun(der), Dünyayı Isıtan Latin Ateşi Maki Basın Yayın, Ankara, 2006, s 265

3. “Latin Amerika’da Gerillalar”, Devrimler ve Karşı Devrimler Ansiklopedisi, Gelişim Yayınları, İstanbul, 1975, s. 149

4. “Kilit Ülke: Kolombiya”
http://www.mavidefter.org/index.php?option=com_content&view=article&id=321:kilit-uelke-kolombiya&catid=34:latinamerika&Itemid=67

5. “ FARC, ELN: Colombia’s Left-Wing Guerillas”
http://www.cfr.org/publication/9272/farc_eln.html

6. Alain Labrousse, “Colombie: le rôle de la drogue dans l’extension territoirale dans FARC-EP (1978- 2002)” La Découverte, 2004/1, s. 35.

7. Sohan Sharma- Surinder Kumar , age, s.267.

8. “ FARC, ELN: Colombia’s Left-Wing Guerillas”
http://www.cfr.org/publication/9272/farc_eln.html

9. Colombia and its neighbors: the tentacles of instability, ICG Latin America Report N°3, 8 April 2003, s.19.

10. Agm, s.19.

11. Alain ROUQUİE, Latin Amerika’da Askeri Devlet, İstanbul, Alan yayıncılık, 1986, p.139

12. “Kilit Ülke: Kolombiya”
http://www.mavidefter.org/index.php?option=com_content&view=article&id=321:kilit-uelke-kolombiya&catid=34:latinamerika&Itemid=67

13. Ancak Kolombiya'da bir mahkeme, hükümetin Amerika Birleşik Devletleri'yle yaptığı ve Amerikan askerlerinin ülkedeki üsleri kullanmalarına izin veren anlaşmanın, anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Mahkemenin kararı Kongre tarafından onaylanması gerekmekte ve Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos'un partisi, Kongre'de büyük bir çoğunluğa sahip olduğuna göre anlaşmanın feshi pek mümkün gözükmemektedir.
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/08/100818_colombia_us_bases.shtml

14. http://fr.news.yahoo.com/4/20100811/twl-colombie-venezuela-f3f52da.html

15. Jorge ENRIQUE GONZÁLEZ, “Patrimoine bolivarien : les relations entre Colombie et Venezuela”, Outre - Terre 2007/1, s 358

Back to Top