Brezilya’nın Soldan Aşırı Sağa Savrulma Hikâyesi

Dr. Yusuf ÇINAR
08 Kasım 2018
A- A A+

Latin Amerika’nın istikrarsız siyasi geçmişine rağmen Brezilya oturmuş demokratik siyasi geleneği ile nispeten bölge ülkelerinden ayrılmaktadır.  10 ülke ile yaklaşık 17.000 km sınırı bulunan ve 210 milyon nüfusu ile Brezilya barışçıl bir ülke olarak bilinmektedir. Brezilya'nın başkanlık seçimleri neredeyse son üç dönemdir popülist söylemler etrafında şekillenmektedir. İşçi Partisi adayı Luiz Inacio ‘Lula’ da Silva 87% oy ile başkanlığa seçilmiş, 8 yıl başkanlık yapmıştır. Başkanlığı kazanırsa adalet getireceğini ve gelir eşitsizliğine son vereceğini belirten Silva yolsuzluk yapmaktan 12 yıl hapis cezası almıştır. Dolayısıyla Silva’nın seçimlere girmesi mümkün olmamıştır. 28 Ekim 2018 tarihinde yapılan seçimleri Sosyal-Liberal Parti’nin adayı Jair Bolsonaro, oyların % 55,2’sini alarak kazanmıştır. Bu seçimi kazanan Bolsonaro, 63 yaşında Sao Paulo doğumlu eski bir askerdir.  Bolsonaro tipik bir aşırı sağ aday konumundadır. Halkın yaşadığı her sorun için basit ve popülist çözümler ortaya koyabilmektedir. Onun önerileri arasında suçluları daha ağır şekilde cezalandırmak, hapis cezalarında arttırılması bulunmaktadır.  Okulların militarizasyonu ve yeni bir ceza kanunu reformu vaatleri arasındadır. Seçmenlerine bu politikaların Brezilya'daki güvenlik kaosunu çözeceğini belirtmiştir. Bolsonaro seçim çalışmalarında son yıllarda yaşanan yolsuzluk skandallarının hiçbirinde ismi yer almayan tek onurlu aday olarak kendini tanıtmıştır. Son olarak, seçimlerde geleneksel değerlerin bayrağını öne çıkarmıştır. Örneğin otorite, aile ve iş konularını propagandalarında öne çıkararak halkın kutsal değerler etrafında bir araya gelmesinin önemine değinmiştir. Bolsonaro, Brezilya ekonomisinin küçülmesini seçim stratejisinin en önemli noktası olarak ele almıştır. Brezilya halkının yumuşak karnı olarak nitelendirebileceğimiz ekonomi seçimlerin sonucuna önemli derecede etki yapmıştır.

 

 

Back to Top