24 Nisan Yaklaşırken Ermenistan - Türkiye İlişkilerinde Son Durum

A- A A+

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’ın başkenti Erivan’a iki ülke futbol milli takımları arasındaki müsabakayı izlemek için gitmesi ile başlayan “futbol diplomasisi” ile yumuşayan ilişkiler için bir sonraki adım, 22 Nisan 2009’da normalleşme sürecine dair “Yol Haritası”nın açıklanması olmuştur. Daha sonra, 31 Ağustos 2009 tarihinde İsviçre’nin gözetiminde Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesini öngören “İlişkilerin Geliştirilmesi Hakkında Protokol” ve “Diplomatik İlişkilerin Kurulması Protokol”leri parafe edilmiştir.  Parafe edilen protokoller 10 Ekim 2009 tarihinde iki ülke Dışişleri Bakanları tarafından imzalanmıştır ve Ermeni ve Türk parlamentolarında onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir.

 

Ermenistan yasaları, uluslararası belgelerin anayasaya uygunluğunun denetlenmesi amacıyla cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini öngörmektedir. 12 Ocak 2010 tarihinde Ermenistan Anayasa Mahkemesi, protokollerin onaylanması için olumlu görüş bildirmiş, ancak gerekçeli kararında protokollerin yürürlüğe girmesini, sözde soykırımın tanınması şartına bağlamıştır. Mahkemenin bu onayından sonra Ermenistan Cumhurbaşkanı söz konusu belgeleri bu kez de parlamentonun onayına sunması gerekmektedir. Bununla birlikte, Dışişleri Bakanı Nalbandyan, Ermenistan’ın Şubat sonuna kadar konuyu değerlendirme hakkının saklı olduğunu belirtmiştir.(1)

 

Türkiye’de, Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin Ermeni iddialarının tanınmasını bir ön şart olarak öne sürmesi tepkiyle karşılanmış ve “Söz konusu kararda, Protokollerin lafzına ve ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümlerin zikredildiği tespit edilmiştir. Bu yaklaşım tarafımızdan kabul edilemez” açıklaması yapılmıştır.(2) Şu an da ilişkilerin kaderi her iki ülke parlamentolarından çıkacak karara bağlanmış durumdadır.

 

Protokollerin Türk ve Ermenistan Dışişleri Bakanları tarafından imzalanması sırasında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın, AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana’nın, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov hazır bulunması ABD, AB ve Rusya’nın bu yakınlaşmayı desteklediğinin en önemli göstergesiydi.

 

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik girişimleri, “tarihi adım” olarak nitelemiş ve “Son dönemde Türkiye ve Ermenistan liderliği tarafından atılan cesur adımlardan çok cesaret aldım. Türkiye ve Ermenistan liderleri, ülkelerini birbiriyle ve paylaştıkları acılı geçmişle uzlaştırma yönünde adımlar attı. Türkiye ve Ermenistan’ın ilişkileri normalleştirme, sınırı açma yönünde atacağı adımların, paylaşılan trajik tarihle yüzleşmede daha iyi bir ortam yaratacağına inanıyorum. Türkiye ve Ermenistan hükümetleri, bu konuda ABD’nin desteğini istediler. Son dönemdeki adımlardan cesaret alan Başkan Obama ve ben de onlara tam destek veriyoruz” şeklinde konuşmuştu.(3)

 

ABD'li yetkililer, şu ana kadar taraflara onay sürecinin tamamlanması ve bir an önce protokollerin yürürlüğe sokulması çağrısı yapmakla yetiniyordu.  Ancak, Türkiye'nin Dağlık Karabağ sorunun çözümüne yönelik bir adım atılmasını beklemesinin ve Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararının, protokollerin onay sürecinde aksamalara neden olduğu görülünce, ABD yaşanan tıkanıklığın giderilmesi için müdahale etme gereği duymuştur. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı James Steinberg, Ermenistan-Türkiye protokolleri ile ilgili temaslarda bulunmak üzere görevlendirilmiştir. Daha önce de Protokollerin onayı sırasındaki tıkanıklık da Hillary Clinton’un araya girmesiyle aşılmıştı. Tüm bu gelişmeler ABD’nin Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin iyileşmesine ne kadar önem verdiğinin göstergesidir.

 

Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine yönelik çalışmalar 2009 yılı Avrupa Birliği ilerleme raporunda da yer almıştır. Raporda, “ Türkiye Cumhurbaşkanının Eylül 2008’de Ermenistan’ı ziyaretini müteakip, iki ülke, aralarındaki çalışma ziyaretlerinin ve üst düzey ikili ziyaretlerin sayısını arttırmış ve ikili ilişkilerini normalleştirme yönünde önemli mesafe kat etmiştir. Ağustos ayında, iki taraf, diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve ikili ilişkilerin geliştirilmesini öngören iki protokolü imza ve onay için hazırlamak üzere iç siyasi istişarelerini altı hafta içerisinde tamamlamayı kararlaştırmışlardır” denilmektedir.(4)

 

AB Komisyonu genişlemeden sorumlu Temsilcisi Olli Rehn, Avrupa Parlamentosu’nun Dış ilişkiler Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Erivan ve Ankara arasındaki yakınlaşmayı, başından beri ‘yüreklendirdiklerini’ belirterek, “Bu çok olumlu bir gelişme, somut sonuçlar bekliyoruz” demiştir.(5)

 

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Fransa bugün Ermenistan ve Türkiye arasındaki görüşmelerin yeniden başladığını ve iki ülke arasındaki sınırın açılacağını memnuniyetle öğrenmiştir” diyerek tarafları tebrik etmiş ve bir antlaşmanın imzalanmasına yönelik çalışmaların arttırılmasını önermiştir.(6)

 

Kanada Dışişleri Bakanı Lawrence Cannon, Ermenistan ile Türkiye arasında imzalanan Protokoller ile ilgili olarak, “Kanada, her iki ülke hükümetini de ilişkilerin normalleşmesi amaçlı gösterdikleri çabadan dolayı tebrik ediyor. Bu amacın gerçekleştirilmesinde Protokoller çok önemli bir adım teşkil etmektedir. Ayrıca, bölge barışı ve güvenliği için de önem taşımaktadır” açıklamasında bulunmuştur.(7)

 

Tüm bu açıklamalarının da gösterdiği üzere Batılı ülkeler Ermenistan-Türkiye yakınlaşmasını desteklemektedir. AB’nin, Rusya’nın 2008 yılında müdahale ettiği Gürcistan toprakları yerine, Nabucco’da Ermenistan topraklarının kullanılmasını planladığı kaydedilmektedir. Halen ABD ve AB destekli olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi’nin bir kısmı Gürcistan topraklarından geçmektedir. Ancak AB, enerji projelerinin tamamının Gürcistan topraklarından geçmesini, ‘yeni bir risk oluşturacağı’ gerekçesiyle istememektedir. Bu nedenle enerji projelerinde, Ermenistan yeni bir alternatif olarak görülmektedir. Hazar Bölgesi enerji kaynaklarının, Ermenistan, Türkiye üzerinden, Avrupa’ya taşınması Batı için daha güvenli bir güzergâh oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye ile Ermenistan arasında mutabakata varılmasına AB büyük destek vermektedir.(8)

 

Süreci destekleyen bir diğer devlet ise Rusya’dır. Rus Dışişleri Bakanı Sergueï Lavrov, “Rusya’nın Erivan ve Ankara tarafından ilişkilerin normalleşmesine yönelik yürütülen çalışmaları desteklediğini ve bu sürece elektrik enerjisi ve demiryolu alanında altyapı faaliyetlerine ilişkin bölgesel projelerle katkıda bulunabileceğini”  belirtti.(9) Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovsky de, Türkiye’nin Ermenistan ile normalleşme girişimlerini desteklediklerini, bölgeye barış ve istikrar gelmesinde Türkiye gibi, kendilerinin de çıkarı olduğunu söylemiştir. Büyükelçi Ivanovsky,  “Bu konular yalnızca bölgenin değil bütün Avrupa ve Akdeniz alanındaki enerji güvenliği meselesini etkiliyor. Türkiye topraklarından nakledemez ise, Irak’ın Kuzeyi ne yapacak elindeki petrolü, gazı? Bence 5-10 yıl içinde İran’daki duruma bağlı olarak, İran gazı da Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmeye başlayacak. Biz Türkiye’de enerji yatırımlarına giriyoruz. Örneğin, Samsun-Ceyhan’ı gerçekleştirirsek bu hattın güvenlikli olmasını isteyeceğiz. Elektrik geçişlerini de unutmamamız lazım. Biz Türkiye’deki nükleer santrallerle de ilgileniyoruz; halen görüşmelerimiz sürüyor. Bölgeye barış ve istikrar gelirse, Türkiye dünyanın enerji kavşaklarından biri haline gelecek” açıklamasında bulunmuştur.(10)

 

Ermenistan – Türkiye normalleşmesine Rusya’nın destek vermesi ile ilgili bir başka yorum da USAK Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner’in “Rusya ve Ermenistan-Türkiye Yakınlaşması: Rusya Ermenistan’a Neden Destek Veriyor?” başlıklı yazısında yer almaktadır(11). Laçiner’e göre; Rus desteğinin nedeni Rusya’nın sadece Ermenistan’ı değil, onun yanında Türkiye’yi, Gürcistan’ı ve Azerbaycan’ı da istemesidir. Bunun için Karabağ sorununun çözülmesi kaçınılmazdır; çünkü bu sorun bir yandan Rusya – Ermenistan hattını bölgeden ayırırken diğer yandan Rusya karşıtı Türkiye – Azerbaycan – Gürcistan üçlü hattını birbirine bağlamaktadır. Türkiye-Ermenistan yakınlaşması Azerbaycan ve Türkiye’nin arasını açacak ve Rusya’ya yakınlaştıracaktır. Kısaca, Rusya’nın Türkiye – Ermenistan normalleşmesini desteklemesi tamamen ülke çıkarları ile doğru orantılıdır.

 

Gürcistan Dışişleri Bakan Yardımcısı David Djalagania ise “Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan bizim stratejik ortaklarımız ve dostlarımızdır. İki komşumuz arasındaki ilişkilerin iyileşmesi bizi mutlu eder” açıklamasında bulunmuştur.(12)

 

Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi çabalarını, Türkiye’nin 2000’li yıllardan beri dış politikada yürüttüğü “komşularla sıfır problem” ve çok yönlü dış politikanın yansıması olarak değerlendirmek mümkündür. Kafkaslarda etkin bir politika izlemek isteyen Türkiye için Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi dış politikada bağlamında bir kazançtır. Türkiye’nin çok önemli ilişkilerinin olduğu büyük devletler tarafından desteklenen bu süreçte Türkiye’nin atacağı adımlar, uluslararası arenada Türkiye’nin uzlaşmaz bir tavır sergileyen devlet olarak algılanmaması ve tezlerinde destek kazanması açısından önemlidir.

 

Ayrıca, Ermenistan, Avrupa Komşuluk Politikası çerçevesinde AB ile giderek yakınlaşmakta, meseleyi diasporanın tersine "soykırım" olarak değil, ambargo sorunu ve Kopenhag kriterinde geçen "iyi komşuluk ilişkileri" olarak ortaya koyarak AB üyelik sürecinde Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalışmaktadır. Bu nedenle ilişkilerin normalleşmesi amaçlı atılan somut bir adımın AB üyelik sürecinde Türkiye’nin yararına olacağı söylenebilir.

 

İlişkilerin normalleşmesi sürecinden rahatsızlık duyan ülke şüphesiz Azerbaycan’dır. Azeri basınında bir yandan Türk tarafından birçok kez tekrarlanan “Karabağ sorunu çözülmeden sınırlar açıklamaz” açıklaması yer alırken, diğer yandan Ermenistan-Türkiye arasında yapılan protokolün gerginlik yarattığı görüşü ağır basmaktadır. Azerbaycan Ses Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Yeni Azerbaycan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali Ahmedov, Türk hükümetinin Karabağ Sorunu çözülmeden sınırları açmayız sözünü tutacağını ümit ediyorum” demişti.(13) Sorunlar kalktıktan sonra iki ülke sınırlarının açılmasına karşı olmadıklarını belirten Ahmedov, “Türkiye 1993 yılında Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgal etmesinden sonra sınırları kapamıştır. Hala Ermenistan Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal etmektedir. Değişen bir şey yok”(14) diye eklemişti. Protokollerin meclisten geçmesi ve Karabağ sorunun çözülmeden sınırların açılması durumunda, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine nasıl yansıyacağı sorusuna Ahmedov’dan “İlişkilere büyük gölge düşer. Türk birliği büyük darbe alır” yanıtı gelmişti.

 

Türk-Ermeni sınırının açılması konusu gündeme gelmesinden sonra 6 Nisan 2009’da İstanbul’daki ‘Medeniyetler İttifakı Forumu’na Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılmaması ve sonrasındaki gelişmeler iki ülke ilişkilerinin gerginleşmesini yol açmıştır. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin kriz ortamında, Aliyev’in Moskova ziyareti ve stratejik ortaklık düzeyinde bir işbirliğinin arzulandığının lanse etmesi, Türkiye’de hoşnutsuzluk yaratmıştır. İlham Aliyev konuşmasında, “bölgedeki muhtemel jeopolitik değişiklikleri izliyoruz ve gerekli önlemleri alacağız. Bölgedeki yeni duruma ilişkin kendi siyasetimizi belirlemek hakkımızdır ve bu hakkı herhangi bir şekilde kullanacağız” şeklinde konuşmuştur.(15) Aliyev’in açıklamaları ve akabinde Rusya ziyareti, Türkiye tarafından Azerbaycan’ın diplomatik manevrası olarak değerlendirilmiştir.

 

Özetle, Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme özellikle AB ve ABD tarafından büyük destek görürken, Türkiye’nin stratejik ortağı ve kardeşi olarak nitelendirdiği Azerbaycan ile ilişkilerinde sorunlara neden olmuştur.

 

Uluslararası arenada tüm bu gelişmeler yaşanırken, Ermeni soykırım günü olarak ilan edilen 24 Nisan tarihi yaklaşırken her yıl olduğu gibi Amerika’daki Ermeni lobisi faaliyetlerine hız vermektedir. Ermeniler, göreve geldiği takdirde soykırım iddialarını tanıyacağını söylemiş olan Obama’nın seçilmeden önce verdiği bu sözü yerine getirmesi gerektiğinde ısrar etmektedirler.

 

Bugüne kadar, Ermeni Lobisi'nin tüm organize çalışmalarına rağmen Türkiye üzerinde fazla etkili olamamasının nedeni lobinin güçsüzlüğü değil, ABD'nin bölge üzerindeki çıkarlarının üstün olmasıdır. Zira, Amerikan yönetiminin, Türkiye gibi çok önemli bir stratejik müttefikini, bugüne kadar Rusya'ya yakın politikaları ile dikkat çeken Ermenistan yüzünden kendisine küstürmek istememektedir. Türkiye, ABD'nin NATO'daki güçlü bir müttefiki olarak stratejik açıdan çok önemli bir ülkedir. Ayrıca, Türkiye Avrasya enerji hatları açısından son derece önemli bir konumdadır. Tüm bu faktörler ABD'yi Türkiye ile ilgili alacağı kararlarda temkinli olmaya zorlamaktadır.

 

Günümüzde, ABD’deki Ermeni lobisi 1980’lerin ortalarına doğru yoğunlaştırdığı Kongrenin Ermeni soykırımı olduğunu resmen kabul etmesi amacını taşıyan faaliyetlerine devam etmektedir. Ermeni lobisi, özellikle, ABD-Türkiye ilişkilerinin sorun yaşadığı dönemlerde Kongreden karar çıkartmaya yönelik faaliyetlerini hızlandırmaktadır. Bu yoğun çabaların nedeni, ABD’nin uluslararası politikadaki konumundan dolayı bu ülkede kabul edilecek bir kararın diğer ülkelerde de benzer kararların kabul edilmesini hızlandıracağı düşüncesidir. Ermeni lobisi için bir diğer önemli konu da her yıl 24 Nisan’da ABD Başkanları’nın yapacakları açıklamada Soykırım (Genocide) demelerinin sağlanmasıdır.

 

ABD yönetimleri ise bugüne kadar Türkiye ile olan ilişkilerin öneminden dolayı Kongreden Ermeni iddiaları paralelinde bir karar çıkmasını engellemeye çalışmışlardır. ABD’de 2000 yılında Temsilciler Meclisine sunulan tasarıda Başkan Clinton devreye girmiş ve Temsilciler Meclisi Başkanına mektup göndererek tasarıyı geri çekmesini istemiştir. Clinton mektubunda Orta Doğu’daki gelişmeleri gerekçe göstermiş ve sonuçta tasarı gündeme alınmamıştır. 2004 Başkanlık seçimlerinde Ermeni iddialarını açıkça destekleyen John Kerry’nin Demokrat Parti’den Başkan adayı olması ile Ermeni iddiaları uzun süre ülke gündeminde kalmıştır.  Kerry’nin Başkanlık yarışını kaybetmesiyle ABD yönetimiyle olası bir kriz atlatılmıştır. 2005 yılından itibaren bir “soykırım” kararı çıkartmak için faaliyetlerine hız veren lobinin bir başka girişimi ise 30 Ocak 2007 tarihinde Temsilciler Meclisi’ne sunulan karar tasarısıdır. Ermeni lobisini bu sefer umutlandıran ise Demokratların çoğunlukta olması ve bunların Bush yönetiminin telkinlerini dinlemeyecekleri hatta yönetimin önerisinin ters etki yapacağı şeklindeki beklentiydi.(16)

 

Bugüne gelindiğinde, Protokollerde herhangi bir zaman sınırlaması bulunmamaktadır. Ancak Ermenilerin sözde Ermeni soykırımını anma günü olarak ilan ettikleri 24 Nisan önemli bir dönemeç olarak görülmektedir, çünkü 24 Nisan’da ABD Başkanı günle ilgili konuşmasını yapacaktır. Obama’nın başkanlık seçimini rahatlıkla kazandığı ve bu başarısında Ermenilerin büyük payı olduğu göz önüne alındığında, kendisi gibi Demokrat Partili bir Başkan olan Bill Clinton’ın bu konudaki davranışını örnek alması şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak, soykırım kelimesini kullanma sözünü vererek bu meseleye angaje olan Obama’nın sözünü ertelemesi için birtakım olumlu gelişmelere ihtiyacı vardır. Bu gelişme de, atılan adımları somutlaştıracak olan protokollerin parlamentolarca onaylanma sürecidir.

 

Bu durumun farkında olan ve ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan adımlardan ötürü diasporadaki bazı grupların yoğun baskısı altında bulunan Erivan da bu meseleyi bir an önce çözüme kavuşturmak istemektedir. Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden bir süreç olduğu sürece üçüncü tarafların bu meseleye karışma ihtimali düşüktür. Bu nedenle Ermenistan en kısa sürede TBMM’nin protokolü onaylamasını istemektedir. Henüz tam bir açıklama yapılmamış olmakla birlikte, Türkiye yüksek ihtimalle Obama üzerinde baskı unsuru oluşturmak ve sözde soykırımın kabul edilmesini önlemek amacıyla 24 Nisan’ın geçmesini bekleyecektir.

 

Başta Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere bazı gruplar TBMM'deki protokollerin hemen geri çekilmesi gerektiğini söylemektedir. Fakat, bu aşamada böyle bir adım Türkiye üzerinde gereksiz baskı ve tepkilere yol açacağı gibi 24 Nisan öncesi Türkiye’nin elini güçsüzleştirecektir. Ayrıca, diğer bir alternatif de TBMM'den protokolleri Karabağ sorununa, sınırların kayıtsız şartsız tanınmasına ve tarafların birbirlerine karşı hiçbir gerekçeyle düşmanca kampanyalar yürütmemesi şartlarına bağlayan bir onay çıkarılmasıdır. Bu aşamada tek taraflı olarak protokolleri TBMM'den çekmek Türkiye'ye yarardan çok zarar verebilir.

 

Bu çerçevede Ermenistan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Vigen Sarkisyan’ın “İşlerin daha çok zorlaşacağı bir döneme yaklaşıyoruz” sözlerine de yer veren Wall Street Journal gazetesi, protokollerin onaylanmasının, 24 Nisan’dan önce artan bir baskı altındaki ABD Başkanı Barack Obama için taşıdığı öneme de işaret etmektedir.(17)

 

Türkiye için korkutucu olan asıl senaryo ise Amerika’nın soykırım tasarısını Senatonun gündemine alıp protokolü parlamentodan geçirmesi için Türkiye’ye baskı yapması, aksi takdirde tasarıyı kabul edeceğini ima etmesidir. Bu durumun Türk-Amerikan ilişkilerine tamiri zor büyük zararlar vereceği şüphesiz Amerika tarafından da bilinmektedir. Bu nedenle bu senaryonun gerçekleşme ihtimali düşüktür. Nitekim Ermenistan eski Dışişleri Bakanı Alexander Arzumanyan, “ABD’nin ulusal çıkarları gereği 2010 yılında da (sözde) Ermeni soykırımını tanımayacağını, Türkiye ile ilişkilerin kötüleşmesinin ABD dış politika stratejisine uygun olmadığını” belirtmiş ve “Ermeni lobisinin, (sözde) Ermeni soykırımının 95. yıl dönümünde Başkan Obama’nın taziyelerini soykırım sözcüğünü kullanarak bildirmesini arzu ettiğini, ancak bunun siyasi gelişmeler farklı bir boyut kazanmadığı ve ABD’nin bölgedeki çıkarları değişmediği sürece mümkün olmadığını” sözlerine eklemiştir.(18)

 

 

Dipnotlar:

1. « Protokollere onay işarettir », Star Gazetesi, 15 Ocak 2010

2. Sedat LACINER, Ermenistan Anayasa Mahkemesi ve Protokoller, USAK, 21 Ocak 2010

3. Clinton, Türkiye ve Ermenistan Arasındaki İlişkileri Değerlendirdi, 22 Nisan 2009 Bkz. www.turkishny.com (erişim 3 Şubat 2010)

4. 2009 Yılı Türkiye Ilerleme Raporu, Avrupa Komisyonu, Brüksel, SEC(2009)1334, 14 Ekim 2009 Bkz. www.abgs.gov.tr (erişim 3 Şubat 2010)

5. Olli Rehn: Türkiye-Ermenistan Protokollerinin Süratli Biçimde Onaylanması Önemli, 12 Aralık 2009 Bkz. www.abhaber.com/ozelhaber.php?id=4973 (erişim 4 Şubat 2010)

6. Gaïdz Minassian, Turquie-Arménie : questions autour d’un rapprochement, Le Monde, 3 Septembre 2009

7. Le Canada se Réjouit de l’accord Arménie-Turquie sur les relations diplomatiques, 10 Octobre 2009 Bkz. www.international.ge.ca (erişim 4 Şubat 2010)

8. 8 Ermeni Açılımı Nabucco’yu Nasıl Etkileyecek ?,   Eylül 2009 Bkz. www.turkishny.com (erişim 5 Şubat 2010)

9. Armenie-Turquie : Moscou soutient la normalisation, 14 Janvier 20100 Bkz. www.7or.am/fr/news/2010-01-14/9894 (erişim 5 Şubat 2010)

10. « Rusya Büyükelçisi: Ermenistan ve Kürt açılımlarını destekliyoruz », Radikal, 24 Ekim 2009

11. Sedat LAÇİNER, “Rusya ve Ermenistan-Türkiye Yakınlaşması: Rusya Ermenistan’a Neden Destek Veriyor?”, USAK, 23 Ekim 2009 Bkz. www.usak.org.tr/haber.asp?id=244 (erişim 5 Şubat 2010)

12. Arménie-Turquie : Tbilissi salue le rapprochement, 12 Janvier 2009 Bkz. www.fr.rian.ru (erişim 5 Şubat 2010)

13. « Türkiye-Ermenistan Protokolü Gerçekten Tarihi mi? », Okan Üniversitesi Avrasya Araştırma ve Uygulama Merkezi, 09.10/ 15.10.2009 Dönem Bülteni Bkz.  avrasyamerkezi.okan.edu.tr/node/30 (erişim 5 Şubat 2010)

14. Ibid.

15. Cengiz ÇANDAR, “Tek millet-İki devlete Azerbaycan uyuyor mu ?”, Hürriyet, 22 Nisan 2009

16. Kamer KASIM,  « ABD Ermeni tasarısı ve düşündürdükleri », USAK, 2 Mart 2007 Bkz. www.usakgundem.com ( erişim 30 Ocak 2010)

17. Turkey-Armenia Pacts Hits Snags, Wall Street Journal, 28 January 2010

18. “US not to recognize Armenian Genocide in 2010”, 21 January 2010  Bkz. www.news.az/articles/7171 ( erişim 30 Ocak 2010)

 

 

KAYNAKÇA

AGHANIAN, Denise, The Armenian Diaspora: Cohesion and Fracture, Washington, University Press of America, 2007

ARAS, Bülent, OZBAY Fatih, “Türkiye ve Ermenistan: Statüko ve Normalleşme Arasında Kafkasya Siyaseti”, SETAV, Ekim 2009

KANTARCI, Şenol, Ermeni Lobisi: ABD’de Ermeni diasporasının oluşması ve lobi faaliyetleri, ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001

KASIM, Kamer  « ABD Ermeni tasarısı ve düşündürdükleri », USAK, 2 Mart 2007

KASIM, Kamer, “Ermeni Lobisi ve Karşılıklı Beklentiler Kıskacında Türk-Amerikan İlişkileri”, USAK, 6 Şubat 2009

KUNTH, Anouch, “La Diaspora Arménienne”, Etudes, Tome 406, Mars 2007, p. 321-331

LAÇİNER, Sedat, Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış Politikası, Ankara, USAK Yayınları, 2008

LAÇİNER, Sedat, “Rusya ve Ermenistan-Türkiye Yakınlaşması: Rusya Ermenistan’a Neden Destek Veriyor?”, USAK, 23 Ekim 2009

ÖYMEN, Onur, “Obama’nın Gelişi ve Ermeni Meselesi”, Gazi Űniversitesi Konferansı, 5 Mayıs 2009

ÖZDAĞ, Űmit, YENIÇERI, Őzcan, Ermeni Psikolojik Savaşı, Ankara, Krypto Yayınları, 2009

SANBERK, Özdem, “Barış Diplomasisi”, Radikal, 14.09.2009

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top