Güncel Gelişmeler Işığında İtalya-Avrupa Birliği ve Çin İlişkileri

Sibel KARABEL
08 Nisan 2019
A- A A+

İtalya, Akdeniz’de kıta Avrupası ile Orta Doğu ve Afrika arasında geçiş sağlayan ve 7600 kilometrelik kıyı sınırıyla jeostratejik öneme sahip; aynı zamanda Avrupa Birliği (AB), NATO, Birleşmiş Milletler (BM) ve G7 üyesi bir Avrupa ülkesidir. Güncel ekonomik görünümü açısından bakıldığında; orta ölçekli bir kalibrede Avrupa’nın yedinci büyük ekonomisi olarak nitelendirilmektedir. Gerek coğrafi konumu gerek bağlı bulunduğu ittifak sistemleri hasebiyle uluslararası düzlemde stratejik öneme haiz olan İtalya, son dönemde Çin’e yönelik geliştirdiği politikalarıyla dikkatleri çekmektedir. Bir örneğini Xi Jinping’in 22-24 Mart 2019 tarihlerindeki Avrupa turu kapsamında yaptığı İtalya ziyareti sonrasında Çin’in ‘yüzyılın projesi’ bağlamında tanımladığı Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne resmi olarak katılımıyla gündeme getiren İtalya; bir yandan bağlı bulunduğu müttefiklik sistemlerinin (NATO, AB gibi) diğer yandan da ülke içi çeşitli siyasal yapıların eleştirilerine maruz kalmaktadır. 

 

Bu çerçeveden değerlendirildiğinde; bir G7 ülkesi olan AB’nin kurucu üyelerinden İtalya’nın Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne katılması; Çin açısından diplomatik bir başarı olarak kabul edilebilir. Çin, özellikle 2000’li yıllardan itibaren Avrupa ile ilişkilerini derinleştiren ve giderek artan ivmeyle ABD’yi dengelemeye yönelik ‘ekonomik ekipmanlarını’başarıyla yöneten bir yaklaşım takip etmektedir. Bu analizde, AB üyesi olan İtalya’nın Çin ile ilişkilerinin kısa tarihçesi Avrupa Birliği’ne referansla özetlenecek, günümüzdeki devamlılık unsurları güncel İtalyan dış politika düsturları çerçevesinde irdelenecektir. Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin jeostratejik değerlendirmesi yapılarak İtalya’nın dâhil olmasının altındaki motivasyon incelenmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top