Trump’ın kararı ve Ortadoğu’nun Yeni Krizi

A- A A+

Donald Trump'ın tahmin edilemeyen 8 Nisan 2019 tarihinde aldığı karar, bir kez daha Ortadoğu’daki siyasi gözlemcilerin dikkatini çekti. İran'ın resmi ordusu olarak kabul edilen İran İslam Devrim Muhafızları (IRGC), Donald Trump tarafından terör örgütleri listesinde yer aldı. Yapılan açıklamada Trump, İran hükümetinin uluslararası terör kampanyasını yönetme ve uygulamadaki ana aracı, Devrim Muhafızları olarak nitelendirdi. ABD Göçmenlik ve Güvenlik Yasası'nın 219. bölümüne atıfta bulunarak, Devrim Muhafızlarını, özellikle de Kudüs Gücünü terör örgütü olarak değerlendirdi. Böylece Trump, İran’ın önemli askeri gücünü dikkatlerin odak noktasına dönüştürerek İran hükümeti üzerindeki azami baskıyı artırmaya çalışmaktadır. Bu arada, John Bolton diğer ülke ve örgütlerin İran Devrim Muhafızları Ordusu ile herhangi bir işbirliğine dikkat çekerek uyarıda bulundu. İran Devrim Muhafızları ile işbirliğin terörizme destek verme anlamında olduğuna vurgu yaparak ağır yaptırım ve cezaların uygulanabileceğinden bahsetti.

 

Trump'ın bu kararı, bir yıl önce Amerika Birleşik Devletleri'nin, İran’ın nükleer programı konusundaki (JCPOA) P5+1 anlaşmasından tek taraflı olarak çekildiğine eş zamandır. Bir yıldan beri uygulanmakta olan yaptırımlar sonucu ve petrol, deniz taşımacılığı ve bankacılık üzerindeki negatif etkiler, İran ekonomisini durağan bir hale dönüştürerek, pek yakında sarsılmaya mecbur bırakacaktır. İran ekonomisi üzerinde ciddi olumsuz etki yaratan ambargoların ardından, alınan yeni kararın da doğal olarak yan etkileri olacaktır. Trump’ın İran ordusunun önemli bir kısmını terör örgütleri listesine alma önerisi, Demokles kılıcı olarak hareket edip hem İran’a hem de ABD’ye çok fazla zarar verebilecek niteliktedir; ayrıca Ortadoğu güvenliğini sarsacak durumda olabilir demek de doğru olur.

 

Donald Trump’ın kararının ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanmasının ardından, kendisine teşekkür eden ilk kişi İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu oldu. Açıkçası, mevcut durum ve ABD’nin yaklaşımı İsrail seçimlerinin arifesinde Netanyahu için faydalı olacaktır. Zira bundan önce Trump’ın Golan Tepeleri’ni İsrail’in toprakları olarak tanıma kararının sonucu ister istemez Netanyahu’nun seçim kampanyası üzerinde olumlu etki bırakmıştır. Şimdi ise Trump’ın yeni kararı Netanyahu’nun Suriye’deki İran kuvvetlerine karşı yapılacak her türlü olası eylem için fırsat ve gerekçe oluşturacak; ayrıca Netanyahu güvenliği sağlayabilecek iddiasıyla seçim kampanyasını Trump kararıyla kendi lehine çevirebilecektir.

 

Trump Neden Bu Kararı Aldı?

 

Ancak sorulması gereken soru şu ki, Donald Trump neden bu kadar riskli bir karara imza atmıştır? Acaba İran’ı yeni müzakerelerin başlatılması doğrultusunda baskı nedeniyle mi böyle bir karar alınmaktadır yoksa altında başka amaçlar mı yatıyor? Diğer önemli husus şu ki, alınan karar ile birlikte Orta Doğu’da kapsamlı bir savaş başlayacak mı yoksa kimse Trump’ın kararına önem vermeyecek mi?

 

Devrim Muhafızları hakkındaki kararının açıklanmasının ardından, İran Ulusal Güvenlik Konseyi de çok gecikmeden derhal tepki gösterip ABD Merkez Komutanlığı olarak adlandırılan CENTCOM adlı Merkez Komutanlığını terörist ordusu olarak tanımladı. CENTCOM (ABD Merkez Komutanlığı), Batı Asya'daki misyonları yöneten altı ABD Ordusu Genelkurmay Başkanlığı'ndan birinin adını almıştır. Genel merkezi 1 Ocak 1983'te kuruldu ve Orta Doğu, Doğu Afrika ve Orta Asya'daki ABD askeri güçlerini komuta etmek sorumluluğunu taşımaktadır. Basra Körfezi Savaşı, Afganistan Savaşı ve Irak Savaşı gibi olaylarda işte bu karargâh stratejik rol alarak yönetilen savaşları komuta etmiştir.

 

İran devleti tarafından ABD ordusunun bir bölümünü uluslararası terörist gruplar arasında ele alma kararıyla birlikte, doğal olarak, önümüzdeki günlerde pek çok riskli sonuçlar doğacak. Beyaz Saray'daki Anti- İran takımının fikirsel etki ve empozeleri sonucu olarak Donald Trump kararının alınması tahmin edilmektedir. Beyaz Saray içindeki aşırı İran karşıtı çekirdekte, Mike Pence, John Bolton, Brian Hooke ve Mike Pompeo gibi kişiler yer almaktadır. Ayrıca, AIPAC lobisi ve Lindsay Graham gibi senatörlerin de etkileri göz ardı edilmemeli. Trump'ın kararına gerçekçi bir şekilde bakacak olursak, böyle bir kararın askeri yönden ziyade güvenlik ve ekonomik bir işlevi olduğu görülüyor. Trump, İran'ın nükleer ve füze faaliyetlerini kontrol etmekle birlikte Devrim Muhafızları Ordusunu da kontrol etmek istiyor. Gerek geçen seneden beri devam eden yaptırımlar gerekse yeni karar başlı başına İran ekonomisini sarsmaktadır ve daha da zayıflatmayı hedefliyor. İran'ın savunma sisteminde önemli bir role sahip olan Devrim Muhafızları Ordusu, İran ekonomisinin önemli sektörlerinde de faaliyet göstermektedir. İran'ın petrol ihracatı ve enerji sektöründe faaliyet gösteren Devrim Muhafızları, uluslararası sistematik ithalat- ihracat sektöründe de aktif sayılıyor. Ülkenin hava ile uzay bilim sektöründe rol almış olan Devrim Muhafızları Ordusu, savunma sanayi ve gelişimi bağlamında da gerek Çin, Rusya, Türkiye, Irak ve gerekse hatta bazı Batı ve AB ülkelerle işbirliği içindedir. ABD tarafından uygulanmış olan yaptırımları aşmak amacıyla gerekli mekanizmaları kullanabilecek durumdadır Devrim Muhafızları.

 

Bununla birlikte, Devrim Muhafızları, İran rejiminde ekonomik bir kol olmasının yanı sıra, İran’ın bölgedeki stratejik dengelerini sağlamak konusunda da önemli görev üstlenmektedir. Yani, İran’ın savunma- güvenlik motorunun önemli bir parçası olarak hareket ederek ülkenin ulusal ve uluslararası çıkarlarını sağlamakta ve korumaktadır.

 

Bu nedenle, ABD hükümetinin İran aleyhine verdiği karar ve sadece Devrim Muhafızlarının ekonomik potansiyelleri değil, bölgede güvenlik açısından da olumsuz etkiler yaratacaktır. Trump’ın kararına karşı ilk tepkiler Ruslar tarafından hemen ilk saatlerde gelmeye başladı. Nitekim, Rusya Duması Uluslararası ilişkiler komisyonu üyesi olan Anton Morozov, Trump’ın kararının Ortadoğu’nun güvenliğine zarar verebileceğine vurgu yaptı.  Donald Trump'ın Devrim Muhafızlarına yönelik kararının terörizmi korumayı ve Ortadoğu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye attığını açıklarken alınan kararı kınadı. Onun düşüncesine göre Devrim Muhafızları Ordusu, özellikle Kudüs Gücü, Ortadoğu’daki terörizme karşı mücadelede önemli görev almaktadır, Suriye ve Irak’taki tehlikeli terörist gruplar özellikle IŞİD’e karşı savaşta hemen hemen Devrim Muhafızlarının etkisi olmuş ve bölge güvenliği sağlanmıştır.

 

Donald Trump'ın Devrim Muhafızlarını terörist gruplar listesine sokma eylemi tüm uluslararası ilke, norm ve kanunlara aykırıdır. Çünkü Devrim Muhafızları, İran'ın resmi askeri birimlerinden sayılarak İran rejiminin önemli bileşenlerinden biridir. Öte yandan, ABD'nin bu eylemi İran'ın egemenliğine karşı bir eylemdir. ABD yetkilileri son aylarda devamlı İran’da rejim değişikliği peşinde olmadıklarını açıklarken, İran’ın da diğer ülkeler gibi uluslararası güvenliğe yönelik adımlar atmasını istiyorlar. Donald Trump'ın bu kararı, İran'daki belirli bir parti veya siyasi gruba karşı çıkma gibi görmemeli.  Aynı zamanda devletler arasındaki ilişkilerin ihlali sayılmaktadır. Trump, işte bu eylemle İranlı yetkililer ile olası köprüleri yıkmakla kalmayıp herhangi bir olası müzakere şansını da kaybetmektedir. Ayrıca, ABD yetkilileri 40 yıl boyunca İran’ın sosyo-politik durumunu anlamadıkları gibi yine de aynı yanlışlıkları tekrarlamaktadırlar. Zira İran halkı herhangi bir sıkıntıdan dolayı devlet otoritesine karşı eylemde olsalar bile negatif harici bir baskı karşısında el ele ve kol kola yürürler ve bu kez de İran-Irak savaşı sonucu gibi halkla Devrim Muhafızları Ordusu arasındaki ilişkiler güçlenecektir.

 

Öte yandan, İsrail tarafından İran’ın Suriye’deki askeri birlikleri ve müsteşarları konumlarına herhangi bir olası saldırı sonucu ortaya çıkan krizden birçok bölge ülkeleri de tehlikeyle karşı karşıya kalacak, bölgesel güvenlik ise çöküşe yol açacaktır. Devrim Muhafızlarının adı, küresel terörist gruplar listesine girmesi sonucu, ABD istihbarat ve askeri ajanları tarafından her türlü tutuklama, cezalandırma ve hatta terör etme işlemleri eylem ve kural gereği uygulanacak, buna karşı misilleme gereği, bu kez İran askeri veya istihbarat tarafından ABD askeri birliklerine saldırı gerçekleşmesi de olası görülmektedir.

 

Dolayısıyla, Trump’in kararı hem ekonomik hem de güvenlik bağlamında dikkate alınmalı. Alınan karar sonucu Ortadoğu bölgesinin siyasi istikrarı bozulduğu gibi güvenlik riskleri de artacaktır. Fakat gerek bölge ülkeleri gerekse AB’nin Ortadoğu ve Orta Asya bölgelerindeki çıkarları ve ekonomi unsurların göz önünde bulundurulması yönünden değerlendirme yapıldığında, aklıselim bir yerde Trump’a dur diyecek duruma gelecektir.

Back to Top