BİLGESAM Araştırma Koordinatörü Ali SEMİN Türkliye’nin terörle Mücadelesini ve Barış Pınarı Harekatı’nı Değerlendirdi. CRJ Türk

Ali SEMİN
16 Ekim 2019
A- A A+

Türkiye'nin Suriye konusunda ilk olarak batı ile temas içinde olduğunu belirten Semin, "Türkiye kendi sınır güvenliğini koruma altına almak için belli stratejiler geliştirdi. Genel olarak Türkiye'nin Suriye politikasına baktığımız zaman 2011 yılından beri hep aşamalı olarak değişkenlik göstermiştir. Bunlardan bir tanesi, 2011-2015 yılları arasında Türkiye Suriye konusunu ABD ve batı ile çözmeye çalıştı. Bu dönemde farklı gelişmelerde oldu. Bir bakıldı ki DEAŞ, YPG-PKK gibi terör örgütler ortaya çıkmaya başladı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) onları eğitip donatıp askeri ve maddi destek verdiği için Türkiye'nin farklı aktörlerle görüşmesi gerekti." ifadelerini kullandı.

 

Türkiye, Suriye Politikasında Rusya ve İran İle Hareket Etmeye Başladı

 

Ali Semin, Suriye politikasındaki değişik için ise, "Türkiye, Eylül 20015 tarihinden itibaren Suriye politikasında Rusya ve İran ile hareket etmeye başladı. Bu aşamadan sonra Türkiye'nin artık sahada da olması ve sınır ötesi harekât yapması gerekiyordu. Bunun içinde ilk olarak 2016 yılındaki Fırat Kalkanı Harekâtı ile özellikle DEAŞ terör örgütüne karşı yapıldı. Daha sonra Zeytin Dalı Harekâtı ile de YPG-PKK terör örgütüne karşı operasyon yapıldı." değerlendirmesinde bulundu.

 

4 Temel Hedef Var

 

Barış Pınarı Harekâtı'nın 4 temel hedefi olduğunu söyleyen Semin bu hedefleri şu şekilde açıkladı, "Birincisi; bu bölgenin tamamen DEAŞ ve YPG-PKK terör örgütünden temizlemek.  İkincisi; 32 km derinlikte 480 km'lik alanda bu bölgede güvenli bölge oluşturmak. Üçüncüsü; oluşturulan bu bölgede Türkiye'de bulunan Suriyelilerin en az %60'nı yerleştirmektir. Dördüncüsü ise Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasıdır."

 

ABD Vaatleri Tutmayınca Türkiye Operasyon İçin Düğmeye Bastı

 

BİLGESAM Orta Doğu uzmanı Ali Semin Türkiye'nin harekât kararı için ise; "Bu operasyon öncesi Türkiye'nin önünde iki seçenek vardı. Bunlardan bir tanesi diploması seçeneği, diğeri de askeri seçenek. Türkiye, ABD ile görüşerek bir mutabakata varmıştı. ABD, bu bölgede bir tampon bölge oluşturmak istiyordu. Türkiye ise güvenli bölge. YPG-PKK terör örgütünün tamamen ortadan kalkmasını istiyordu. ABD, verdiği vaatleri tutmayınca Türkiye bu operasyon için düğmeye bastı." dedi.

 

ABD'nin Orta Doğu'da Kalmasının Yolu Suriye'dir

 

ABD'nin Suriye üzerindeki planlarına değinen Semin; "Suriye ile YPG'nin anlaştığı ve Menbiç ile bazı bölgeleri rejime bırakmak istediklerini görüyoruz. Bu süreç Türkiye açısından kolay bir süreç. Türkiye'nin hedefleri konusunda hızlı bir şekilde ilerlediğini görüyoruz.  Bundan sonraki süreç daha çetrefilli olacak. 'ABD, Fırat'ın doğusunu tamamen boşaltacak mı?'. Bunu tartışmamız gerekiyor. Bence boşatmayacak. ABD, Suriye'den tamamen çekilmez. Çünkü ABD'nin Orta Doğu'da kalmasının yolu Suriye'dir." açıklamasını yaptı.

 

Bu Operasyon Başlamıştır ve Artık Geri Dönüşü Yoktur

 

Ali Semin, son olarak Batılı ülkelerin yapmış olduğu algı operasyonlarına da değinerek "Batı, Türkiye terörle mi mücadele ediyor yoksa başka bir grupla mı mücadele ediyor. Bunun ayrımını bir türlü yapamadı. Batı, terörü Kürtlere mal etmeye çalıştı. Bazı terimler kullanarak uluslararası kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar. Türkiye'ye psikolojik baskı uyguluyorlar. Psikolojik savaş yapıp Türkiye'yi durdurmak istiyorlar. Türkiye'nin iç kamuoyuna da oynuyorlar. Türkiye bütün bunların farkında. Bu operasyon başlamıştır ve artık geri dönüşü yoktur. Eğer bu operasyondan geri dönüş olursa Türkiye için bölgesel güç intiharı olur. Çünkü itibar kaybı olur. Bunu Türkiye'de batılılarda biliyor. Onun için Türkiye'nin bu kararlığını sürdürmesinin gerektiğini altını çiziyorum." ifadelerini kullandı.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top