Latin Amerika Devletlerinin Bütünleşme Çabaları ve AB Modeli

Aslıhan P. TURAN
16 Nisan 2010
A- A A+

Latin Amerika ülkeleri, coğrafi keşiflerin ardından, uzun yıllar boyunca, İspanyol ve Portekiz Krallıkları’nın sömürgesi altında yaşamışlardır. Ekonomik ve siyasi anlamda gelişme fırsatı yakalayamayan bu devletler, altyapı eksiklikleri yüzünden, günümüzde hala daha istikrarsızlıklarla mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. İstikrarsızlıkların bir sonucu olarak da askeri rejimlerle yönetilen Latin Amerika devletleri, kapitalist devletlere karşı bir bütünleşme arayışına girmişlerdir. Ancak, gerek egemenliklerini güçlendirmek, gerekse de karşılıklı güvensizlik içinde olmaları sebebiyle bazen bütünleşme süreçlerinde gerekli iradeyi göstermemişler, bazen de karmaşık yapılanma sonucu bu süreçler istenilen entegrasyonu sağlamamıştır.


Latin Amerika devletlerindeki sosyal eşitsizliklerin fazlalığı ve demokrasinin yerleşmemiş olması bütünleşme yolunda ciddi sorunlar yaratmaktadır. Devletlerin iç siyasetlerinde ve ekonomik durumlarındaki sorunlar, birbirleriyle bütünleşmeleri önündeki en önemli engeldir. Latin Amerika’daki en önemli sorunlar bir diğeri de, siyasi ve ekonomik olarak kurumsal yapılarının gelişmemiş olmasıdır. Bu da entegrasyon amaçlı kurulan kurumların yapılarının yetersiz kalmasına sebep olmaktadır. Ayrıca hukuk alanında da, örgütler bünyesinde, ihtilaf anlarında başvurulan adli merciler istenilen sonucu vermediği zaman, yeni bir hukuk yaratılmaktadır. Bu da sistemin giderek karmaşıklaşmasına ve başarısız girişimlere sebep olmaktadır.


Bu devletleri bütünleşmeye iten sebepler arasında, kapitalist sistemin, özellikle de ABD’nin etkisinden kurtulmak isteği, kendi olanakları ve aralarındaki dayanışmayla, dünyaya açılma isteği yatmaktadır. AB’nin ekonomik yapılanmasından ve hukukundan büyük ölçüde etkilenen Latin Amerika bütünleşme hareketleri, daha önce de sayılan sebeplerden dolayı amaçlarına ulaşamamaktadır. AB’nin uyguladığı gümrük birliği, adalet divanı sistemi ve karar alma prosedürleri açısından, bölgesel ihtiyaçlara cevap vermeyen sistemlerin doğrudan model olarak kabul edilmesi, örgütlenmelerin kısa ömürlü olmasına neden olmaktadır. Geçmişten beri kurulan örgütlenmelere ve yeni projelere baktığımızda, aynı amaçların tekrarlandığını ve benzer yapılanmaların kabul edildiğini göreceğiz.


Bütünleşme Yapıları:
1948 yılında, BM bünyesinde kurulan CEPALC (Karayip ve Latin Amerika Ekonomik Komisyonu), BM’nin beş bölgesel örgütlenmesinden biridir. Bölge devletlerinin kalkınmalarına yardımcı olmak için kurulan bu örgüt, devletlerin ekonomik anlamda bir bütünleşme sağlaması ve dünya ekonomisine dâhil olmalarını amaçlamaktadır. Sosyal kalkınmanın sağlanması, altyapı çalışmalarının desteklenmesi ve doğal kaynakların korunması, BM’nin CEPALC’i kurmasının amaçlarından bazılarıdır. Latin Amerika Devletleri’nin bütünleşme amaçlı kurdukları örgütlerden biri de siyasi nitelikli olan ve 1951 yılında kurulan ODECA (Merkezi Amerika Devletleri Örgütü)’dır. Bölge devletleri arasında işbirliğini ve dayanışmayı arttırmayı amaçlayan örgüt, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel ilişkilerin yoğunlaştırılmasını ve bir birlik kurulmasını hedeflemekteydi.


1960’ta LAFTA (Latin Amerika Serbest Ticaret Birliği) ve CACM (Orta Amerika Ortak Pazarı) örgütleri ekonomik bütünleşme için kurulmuştur. LAFTA serbest değişim bölgesinin, gümrük birliğinin ve ortak pazarın oluşması için 12 yıllık bir süre öngörmüştür. Ticaretin serbestleştirilmesini, üyelerin tarımsal kalkınmalarını ve sanayi politikalarının koordine edilmesini öngörmüştür. Aynı amaçlar için CACM için daha kısa bir süre belirlemişlerdir. Ancak bütün devletler aynı ham maddeleri ürettikleri için, aralarındaki dış ticaret gelişme olanağı bulamamıştır. Bölgesel ticaret bu yüzden sınırlı kalmıştır. Latin Amerika devletleri 60’lı ve 70’li yıllar askeri rejimler ve otoriter hükümetler, devletlerarasında güvensizliğe sebep olmuş ve gerçek bir bütünleşme iradesi göstermemişlerdir. LAFTA, üyeler arasındaki gelişmişlik düzeylerinin farklılık göstermesi, dışa bağımlılıklarının uzlaşmalarına engel olması ve bölgedeki siyasal istikrarsızlaşma sonucu 1980’de fes edilmiştir. CACM ise üyeler arasında ekonomik işbirliğini ve entegrasyonu gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur. 1966 yılına kadar her türlü ticari faaliyeti serbestleştirmeyi öngören örgüt, tarım sektörü dışındaki alanlarda ortak gümrük vergisi uygulaması yürütmüştür. 1964’te Orta Amerika Merkez Bankaları Sistemi ile üye ülkelere mali kolaylıklar sağlanması hedeflenmiştir. Ancak CACM de LAFTA ile benzer sebeplerden dolayı başarısız olmuştur.


1991’de SICA (Orta Amerika Bütünleşme Sistemi), üye ülkelerin bölgesel bütünleşmelerini gerçekleştirmek, barış, özgürlük, demokrasi ve kalkınmalarını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Hükümetlerin serbest ve demokratik seçimlerle iş başına gelmesi, sivil yönetimlerin güçlenmesi ve bölgesel güvenliğin güçler ayrılığı ilkesiyle dengeli bir şekilde sağlanması, insan haklarına saygı, ekonomik birliğin gerçekleştirilmesi ile bölgesel bir finans sisteminin oluşturulması SICA’nın temel hedefleri arasında sayılmaktadır.


1969 yılında kurulan Andean Paktı (CAN) ise, alt bölgesel bütünleşme yapısındadır. Bölgesel gümrük birliği kurmak amacıyla,  26 Mayıs 1969’da Bolivya, Ekvator, Peru ve Kolombiya’nın aralarında Cartagena Antlaşması’nı imzalamaları ile kurulmuştur. 1979 yılında Cartagena Mahkemesi’nin kurulmasıyla, örgüt adli alanda da faaliyet göstermeye başlamıştır. Aynı yıl kurulan Andean Parlamentosu ile örgüt yapısı geliştirilmiştir.  And Ülkeleri Paktı adını da alan bu kuruluş, üye ülkeler arası ticaret serbestisini ve üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamalarını öngörmektedir. 1978’de Andean Rezerv Fonu ve 1988’de Latin Amerika Rezerv Fonu, üyelerin ödeme dengesi açıklarını kapatmak için kurulmuştur. 1991’de Barahona Aktı ile bütünleşmenin derinleşmesi amacıyla serbest ticaret antlaşması kurulması kararlaştırılmıştır. 1996’da ise, Topluluk Adalet Divanı kurulmuştur.


Örgütün organlarına baktığımız zaman, Andean Başkanlık Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, politikaların yürütülmesinden ve geliştirilmesinden sorumlu olan CAN Komisyonu, topluluk kurallarının uygulanmasını kontrol eden Genel Sekreterlik, oy hakkı bulunmayan CAN Parlamentosu, Adalet Divanı, örgütün yapılanmasının Avrupa Birliği’nin yönetim şemasına oldukça yakın olduğunu göstermektedir. Andean üyeleri ulus üstü bir yapı kurmak istemektedirler. Örgüt yapılanması içinde bazı organların üyeler tarafından devredilen yetkilerle donatılması, Konsey tarafından alınan kararların doğrudan uygulanabilir olması ve hemen etki doğurması AB sisteminden etkilendiklerini göstermektedir. Adalet Divanı’nın kararları ve Sekreterlik raporları doğrudan uygulanma özelliğine sahiptir.


AB sisteminin ihracı ile ulus üstü bir yapı kurmak isteyen Latin Amerika devletlerinin bölgesel ihtiyaçlarını ve geleneksel özelliklerini göz önünde bulundurmamaları sebebiyle bu bütünleşme hareketleri istenilen sonucu vermemektedir. Üyelerin, topluluk normlarının doğrudan ve hemen uygulanabilir olmasına direnmeleri ve bazı üyelerin gerekli anayasal düzenlemeleri gerçekleştirmeyi geciktirmeleri bütünleşmeyi de zorlaştırmaktadır. Ayrıca bazı üyelerdeki milliyetçi yaklaşımlar; yetki devri, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifeleri uygulanması veya kararların iç hukuka aktarılması konularında örgütün işleyişini aksatmaktadır.


Mercosur ise 1991 yılında Asuncion Antlaşması ile kurulmuştur ve Latin Amerika devletlerinin bütünleşme amacıyla kurdukları en başarılı örgütlerden biridir. Bu Birilik, Latin Amerika devletleri arasında ortak pazar kurmak için oluşturulmuştur; zaman içerisinde ortak pazardan ziyade, gümrük birliği örgütlenmesine dönüşmüştür ve 5 üye devletten oluşmaktadır: Brezilya, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Venezüella. 1992 yılında Las Lenas Protokolü ile üyeler arasında sivil, ticari ve idari ilişkilerde işbirliği ve adli yardımın geliştirilmesi öngörülmüştür. 1994’teki Ouro Preto Protokolü ile ise hükümetler arası bir sistem dahilinde karar alma şekilleri tanımlanarak, tüm kararların konsensüs yoluyla alınması kararlaştırılmıştır. 1998 yılında üyeler arasında rekabetin korunması gerekli önlemlerin alınması öngörülmüştür.


Mercosur’ün organları ise Antlaşmanın doğru uygulanması için alınması gerekli kararlardan ve bütünleşme politikalarından sorumlu olan Ortak Pazar Konseyi; yürütme organı olarak kararları zorunlu hale getiren Ortak Pazar Grubu; Gruba, ticaret politikalarının uygulanması için gerekli araçların yürürlüğe sokulması için yardım eden Ticaret Komisyonu ve üye devletlerin parlamentolarının temsil edildiği Parlamento’dur. Parlamento üyeleri ulusal parlamentolar tarafından seçilmektedir, ancak 2011’den itibaren halk tarafından seçilmeleri kararlaştırılmıştır.  İhtilafların çözümü için iki hakemlik mahkeme kurulmuştur. Bunlardan bir tanesi, ad hoc mahkemedir ve sorunun devletlerarasında doğrudan müzakere edilmesini öngörmektedir. Çözüm bulunmadığı takdirde Mercosur Ticaret Komisyonu’na başvurulmaktadır. Mercosur Daimi Mahkemesi ise hakemleri üye devletler tarafından belirlenen ve kararlarının temyizi olmayan bir mahkemedir. Taraflar uzlaşıya varmaları halinde, ad hoc mahkemeye başvurmadan, doğrudan Daimi Mahkeme’ye gidebilmektedirler. Mercosur mahkemelerinde çözülen davalarda Avrupa Topluluğu prensiplerine referans yapılmaktadır.


Karar alma sisteminde hükümetler arası bir yapı oluşturulmuştur, bu yüzden kararlar oybirliği ile alınmaktadır. CAN’da olduğu gibi üst bir organa yetki devri söz konusu olmazken, tüzel kişiliğe sahiptir. Alınan kararların üye devletlerin iç hukuklarına özel yasalarla aktarılması gerekmektedir, doğrudan uygulanabilir kararlar alınamamaktadır. Mercosur kararlarının iç hukuk kurallarına karşı öncelikli niteliği yoktur.


1973’te, Karayip ülkeleri arasında, ekonomik işbirliği başta olmak üzere, eğitim, kültür, bilim ve teknoloji alanlarında ortak hareket etmeyi amaçlayan, CARİCOM (Karayip Topluluğu ve Ortak Pazarı) kurulmuştur. Karayip Serbest Ticaret Bölgesi’nin devamı niteliğindedir. Ticareti kolaylaştırıcı önlemlerin alınması ve dış politikada koordinasyonun sağlanması örgütün diğer hedefleridir. 1975 yılında ise Latin Amerika Ekonomi Sistemi oluşturulmuştur. Güney ve Orta Amerika bölgesinde ekonomik, sosyal işbirliğini geliştirmek ve aralarında ekonomik ortaklıklarla çok uluslu şirketler kurmak hedefleri arasında sayılmıştır. Ekonomik bütünleşme amacıyla kurulan bir başka örgüt ise Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması (1994’te Meksika, Amerika ve Kanada arasında kurulmuştur) benzeri bir örgütlenme olarak DR CAFTA adıyla anılan, Dominik Cumhuriyeti-Orta Amerika Serbest Ticaret Antlaşması’dır.


LAFTA’nın istenilen bütünleşmeyi gerçekleştirememesi sonucu fes edilmesinden sonra, 1980’de LAIA (Latin Amerika Entegrasyon Birliği), LAFTA ile aynı amaçlarla kurulmuştur. Tercihli ticaret bölgesi oluşturulması ve ortak pazar kurulması öngörülmüştür. Devletlerin gelişmişlik düzeylerine göre üç kategori üyelik bulunmaktadır ve her kategori için farklı ticaret tarifeleri belirlenmiştir. Örgüte 1999’da Küba da katılmıştır. Ancak LAIA bölgesel bir birlik olarak algılanabilecek bir blok haline gelmemiştir. Devletlerarasında imzalanan ticaret antlaşmalarının toplandığı bir sekreterlik görevi görmektedir.


Son dönemdeki bütünleşme girişimleri:
UNASUR (Güney Amerika Uluslar Birliği) 2004: Bütün Latin Amerika devletlerini kapsayan bu örgütlenme, Mercosur ve Can üyeleri ile birlikte Şili, Surinam ve Guyana’yı içermektedir. Demokrasi, serbest ticaret ve bütünleşme altyapısı oluşturulmasını hedeflemektedir. Ayrıca, uyuşturucu ticaretiyle mücadele, teknoloji ve istihbarat alanlarında üyeler arasında işbirliğinin geliştirilmesini öngörmektedir. AB modeline en çok benzetilen bu örgüt, bölgesel tek bir para birimi, tek merkez bankası, enerji ve ulaşım yollarının ortak kullanımı, göçmen hakları ve ortak yasalar öngörmektedir.


ZLEA (Amerika Serbest Ticaret Bölgesi) : Amerika’nın gümrük duvarları olmadan serbest ticaret bölgesi oluşturması projesinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Antlaşmanın temel amaçları yoksullukla mücadele, demokrasiyi koruma ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaktır. İşbirliği alanı ticaretle sınırlandırıldığı için tam bir bütünleşme sağlama açısından başarılı olmadığı savunulmaktadır.

 

ALBA (Amerika için Bolivar alternatifi): Venezüella, Küba,  Nikaragua,  Bolivya tarafından 2006’da kurulan ve kapitalist sistemle mücadele etmek amacını taşıyan bir örgütlenmedir. İkili ticaretin para yerine mal veya hizmet takası yoluyla yapılmasını öngörmektedir.

 

İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ekonomik kalkınma gibi iç sorunlarla baş etmeye çalışan Latin Amerika devletleri, bir yandan da iç savaşlarla ve sınır anlaşmazlıklarıyla mücadele etmektedir. Geleneksel olarak hukuki gelişime sahip olmadıkları için, AB hukukun ilkelerini kabul etmektedirler. Öte yandan AB’nin ekonomik kalkınmışlık seviyesine ulaşamamış olmalarına rağmen, benzer ekonomik işbirliğini öngörmektedirler. Ancak AB’nin fikir babalarından Schuman’ın “Avrupa Birliği birden değil, öncelikle dayanışmanın oluşmasını sağlayacak somut adımlarla oluşacaktır” sözü, Latin Amerika’da bütünleşme çabalarının neden sonuca ulaşmadığını açıklamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top