Moskova Kafkaslarda Savaş Baltalarını Çıkarmaya Hazırlanıyor

Mehmet KARABAĞ
05 Haziran 2009
A- A A+

Moskova Gürcistan’a karşı herhangi bir saldırı hazırlıkları içerisinde olduğunu inkâr etse de, Kafkasya genelinde ve özellikle de Gürcistan’da yaşanan olayların analizlerinden, bu bölgenin ısınmaya başladığı sonuçları çıkarılmaktadır. 5 Mayısta Tiflis yakınlarındaki bir birliğin generalinin ayaklanması, Saakaşvili aleyhtarı siyasi muhalefet liderlerinin büyük çaplı gösterileri vs Kremlin’in planlı ve Rusya’yı bölgeye odaklayan gelişmeler arasında yer almakta ve bu türden gelişmeler bölgenin çok yakında ısınacağına delalet etmektedirler.


Mihail Saakaşvili’ye karşı oluşmuş (oluşturulmuş) olan büyük çaplı muhalefet ve halkın iştirak ettiği mitingler, bu yaşanan olaylarla birlikte her geçen gün daha da güç kazanmaktadır. Tabi bu durum her şeyden önce, Moskova’nın istediği yönde ve planladığı şekilde, Gürcistan’ın iç siyasi sistemi itibariyle bir kriz ortamına sürüklenmesine sebep olmaktadır.


Genel olarak, savaşın korkunç yüzünü yakinen görmüş olan gürcü halkı, bu siyasi krizin aktörleri arasında Moskova’nın olabileceği düşüncesini taşımaktadır. Buna binaen, Rusya’nın yeniden bir askeri müdahaleye kalkışması ihtimali karşısında doğal olarak korkuya kapılmakta ve sadece bu açıdan Başkan Saakaşvili’yi desteklemiş olanlar bile bu kriz ortamında, Moskova’nın şerrinden korunmak amacıyla, onsuz çözüm yollarını desteklemektedirler.


Moskova M. Saakaşvili’nin görevden uzaklaşmasını/uzaklaştırılmasını açık bir şekilde olmasa da üstü kapalı olarak sıkça dile getirmektedir. Zaten bu durumu Gürcistan’daki siyasi ve bürokratik kesim olsun Batılı diplomatlar olsun çok iyi bir şekilde bilmektedirler. Tabi Saakaşvili merkezli meydana gelen siyasi krizler, zaman içerisinde, Rusya’nın bölgeye müdahil olması yönünde fırsatlar oluşturacağından dolayı mevcut olan durum yani status-qua da yine Moskova’nın işine yaramaktadır.


Moskova geçen yıl Ağustos ayında gerçekleşen savaşta olduğu gibi askeri müdahale için sebeplerin olgunlaşması peşinde. Hatta o sebeplerin oluşması için müdahalede bulunmaktan da geri durmamaktadır. Kremlin, geçen yılki savaş dolayısıyla planlarını tam olarak gerçekleştirememiş planlarındaki hedeflerinden oldukça uzakta kalmıştı, hatta o savaş neticesinde hiç planda olmayan Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını da tanımak zorunda kalmıştı.


Moskova, bölge ile ilgili planlarını gerçekleştirmeyi kendi milli güvenliğinin sağlanması için olmazsa olmaz bir durum olarak görmektedir. Bu planlar dâhilinde atmış olduğu ilk adımda yaşanan savaş neticesinde, genel olarak Kafkasları ve özel olarak ta Gürcistan’ı Batının müdahalelerine karşı izole etme düşüncesi, Kremlinin temel hedefler arasında yer almaktaydı. Fakat savaş neticesinde bu planlarını gerçekleştiremedi. NATO birliklerinin bölgede gerçekleştirmiş olduğu tatbikat adeta Moskova’ya karşı bu planının gerçekleşmediğinin ABD tarafından ilanı gibiydi. Tabi bu durumu Moskova kendisine karşı, kendi milli güvenliğine karşı bir meydan okuma olarak algılayarak bölge ile ilgili hazırlıklar yapmaya başladı. Burada ABD’nin, Rusya’nın hassasiyetlerini bile bile, NATO tatbikatı ile lades demesi esasen en çok tartışılması gereken konular arasında yer almaktadır.


Moskova her şeyden önce bölge üzerindeki etkisinin ne olursa olsun devam etmesini istemektedir, tabi bu açıdan NATO ve bir bütün olarak Batı’nın her açıdan bölge ile olan bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Ayrıca stratejik öneme sahip enerji taşıyan hatların Moskova kontrolünde olması Kremlin’in bölge hususunda hazırlamış olduğu kapsamlı bir stratejik planın temellerini teşkil etmektedir.


Moskova ne olursa olsun bu amaçlarına ulaşmak için bütün yolları deneyecektir. Bu yolar arasında Gürcistan’ın iç işlerinde kaos ortamı oluşturarak pembe, turuncu ve kadife devrimlerin tersi bir devrim oluşturmanın yanısıra tekrardan bir savaş ilan edilmesi de bulunmaktadır.


Tabi Moskova her şeyden önce Gürcistan yönetiminin ABD çizgisinden uzaklaştırılması ve en azından Edward Şevardnadze’nin yönetimindeki döneme yani renkli devrime kadar olan döneme kadarki çizgiyi oluşturmaya çalışmaktadır. Mayıs başında ordu içerisinde yaşanan ve Kremlin’in desteklediği hususunda kesin kanıtlar bulunduğu söylenen askeri ayaklanma denemesi Kremlin’in A planının parçalarından bir tanesidir. Ayrıca bu planın parçalarından birisi de yine Moskova’nın finansal desteğini esirgemediği ve manevi olarak da desteklediği Saakaşvili aleyhtarlarının, siyasi muhalifler önderliğinde, yapmış olduğu protestolardır. Tabi Moskova’nın A planının temelinde, Gürcü halkının protestolarının güçlenerek devam ettirilmesi ve bir şekilde ordu içerisinde yapılan darbeler sayesinde Saakaşvili’nin görevden uzaklaştırılması ve Moskova yanlısı politikacıların yönetime gelmesi yatmaktadır.


A planının başarısızlığı Rusya’nın kendi güvenliği açısından olaya müdahil olmasını gerektiren ve askeri müdahale manasına gelen B planını devreye sokacaktır. Moskova bölge ile ilgili herhangi bir B planının olmadığını iddia etmiş olsa bile gelişmeler Rusya’nın B planına adım adım hazırlandığını göstermektedir. Zira siyasi açıdan yaşananlar dolayısıyla M. Saakaşvili siyasi olarak oldukça zayıflamış olsa bile hala görevine devam etmekte ve bir şekilde direnmektedir. İşte bu durum Moskova’yı B planına mecbur kılacaktır.


Moskova şu an itibariyle on binin üzerinde askerinin bulunduğu Abhazya ve Güney Osetya’ya ciddi oranda silah sevkiyatı gerçekleştirdi ve bu sevkiyata devam etmektedir. Bu silahlar arasında çok miktarda T-90 tankları, ‘Gece Savaşçısı’ olarak isimlendirilen Mi-28N helikopterleri, roket rampalarının yanı sıra Ağustos ayında Gürcistan savaşında bulunan 58. askeri Birlik de bölgeye sevk edilmiş durumda.


Bunlarla birlikte kaygı verici önemli bir gelişme de Moskova’nın NATO’nun bölgede yapmış olduğu askeri tatbikata misilleme olarak Gürcistan sınırına yakın bölgelerde haziran ayında yapmayı planladığı ‘Kafkaz-2009’ savaş tatbikatıdır. Bu tatbikat SSCB’nin yıkılmasından sonra gerçekleştirilecek olan en büyük tatbikat olarak dikkat çekmektedir. Şunun da altını çizmemiz gerekir ki geçen Ağustos ayında Rusya’nın Gürcistan’a saldırısının hemen öncesinde de bölgede benzer bir askeri tatbikat gerçekleşmişti. Bu açıdan bu tatbikat da akıllara acaba mı sorusunu getirmektedir.


Tabi bölgede meydana gelen bütün bu gelişmeler, acaba sorusunu akıllara getirirken, gelişmelerden kaynaklanan tedirginliği Gürcistan savunma Bakanı Vasil Siharulidze Radyo Svaboda’ya vermiş olduğu demeçte şu şekilde dile getirmektedir: “Rusya kaynaklı meydana gelen bütün bu gelişmeler, acaba savaş hazırlığı mı yapılıyor diye bizi fazlasıyla tedirgin etmektedir”.


New York Times’da yayınlanan bir makalede de, Gürcistan’da görev yapmış William Courtney ve Kenneth Yalowitz adlı iki eski ABD büyükelçisinin sözlerine dayandırılan görüşe göre, bölgede meydana gelen gelişmeler Moskova’nın bir savaş hazırlığında olduğunu ve bu yönde planlar kurduğunu göstermektedir.


Rusya, özellikle Gürcistan’a yönelik bir askeri operasyon düzenleyecekse bunun yazın olma ihtimalinin daha yüksek olduğu yönünde uzmanlar tarafından fikir beyan edilmektedir. Zira bölgenin dağlık olması bunu gerektiriyor. Zira soğuk hava ve kar dağlık arazi ile buluştuğunda çıkacak zorluğu, alışık olsa da, Moskova göze alamayacaktır.


Aslında şu an itibariyle Gürcistan’ın iç siyasetinde yaşanan kaosu Rusya’nın körüklemesini Saakaşvili siyasi muhalefet liderlerinin aleyhine kullanmakta ve onları vatana ihanet ile suçlamaktadır. Zira Gürcistan Başkanına göre, eğer muhalefet, iktidar aleyhindeki gösterilerine devam ederek ülkedeki kaos ortamını, Moskova’nın istediği gibi, bütün ülkeye yaymaları durumunda -ki zaten yayılmış durumda- bu mitingleri yapanlar, pozisyon bekleyen Moskova’nın eline askeri müdahale hususunda koz vermiş olacaklardır. Bu hususta ordu içerisinde 5 Mayısta yaşanan ayaklanmayı da Rusya’nın bu yöndeki stratejik planının bir parçası olduğu değerlendirmesinde bulunan Başkan Saakaşvili’nin suçlamalarını muhalefet kabul etmemiş Kremlin ise ‘saçma’ olarak nitelendirmişti. Bilindiği gibi bu askeri ayaklanma neticesinde liderlerden biri öldürülmüş ikisi de yaralanmıştı.


Rusya’nın dış politik öncelikleri arasında yer alan ve dolayısıyla da çok önem verdiği Kafkasya’nın kontrolünün sağlanması hususunda Moskova, Gürcistan için bir çeşit ‘Ermenistan Modeli’ öngörmektedir. Tabi bu yöndeki gelişmelerin olması açısından "Uncertain Democracy: U.S. Foreign Policy and Georgia's Rose Revolution" adlı kitabın yazarı uluslararası ilişkiler uzmanı L. Mitchell’a göre Kremlin’in Gürcistan iç siyaseti üzerindeki baskısının devam edeceği öngörülmektedir. Ona göre Moskova bu yolla amacına ulaşacaktır, B planı olan askeri yollara başvurması, Moskova’nın kendisinin de başını ağrıtacağından dolayı, zor bir ihtimal olarak görülmektedir.


Rusya, A planı dâhilinde, Gürcistan’ı ABD çizgisinden uzaklaştırıp kendi çizgisine oturtmak için M. Saakaşvili’nin yerine, yarı doğal yollardan, muhaliflerini oturtmayı başarması gerekmektedir. Tabi şunu da belirtmek gerekir ki Başkan Saakaşvili’nin bütün muhalifleri ABD karşıtı veya Rusya yanlısı değiller. Bu hususta Moskova’yı en fazla memnun edecek siyasi kişilik, Rusya’daki gürcü diasporasıyla içli dışlı olan ve onların da desteklediği Nino Burcanadzedir. Başkanın şu anki Muhaliflerinden olan, Gürcistan’ın BM eski Büyükelçisi İ. Alasaniya’nın iktidar koltuğuna oturması da Rusya açısından Gürcistan problemini yine çözmeyecektir. Moskova A planındaki bu riski göz ardı etmemektedir. Çünkü Moskova’nın asıl hedefi, Saakaşvili’yi Başkanlık koltuğundan indirmek değil, onun ABD yanlısı politikalara kilitlenmiş olması dolayısıyla kendi milli güvenliğini tehdit altında hissetmesidir. Başkanlık görevine Alasaniya gibi bir Saakaşvili muhalifinin gelmesi bu tehdidi ortadan kaldırmayacaktır.


A planındaki bu risk dolayısıyla belki de Moskova, L. Mitchell’in tahminlerinin aksine, geçen Ağustosta olduğu gibi yine bir askeri müdahaleyi radikal bir çözüm olarak düşünüyor olabilir, tabi bölgede gerçekleştirdiği silah ve askeri sevkiyatları Gürcistan’a gözdağı vermek veya bunları bir askeri tatbikat amacıyla yapmıyorsa.

Back to Top